CANLI YAYIN
Ana Sayfa EMEK-EKONOMİ, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 10 Ocak 2019 193 Görüntüleme

10 Ocak ‘Çalışamayan Gazeteciler’ Günü: Tutuklama, sansür ve yasaklar…

10 Ocak ‘Çalışamayan Gazeteciler’ Günü: Tutuklama, sansür ve yasaklar…
Tarih: 10 Ocak 2019 - 12:21

PİRHA- 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltı, tutuklama, sansür, oto sansürün gündemden düşmediği bir süreçte kutlanıyor. Çalışan gazeteciler de, 2019’un tüm bu tabloya rağmen vicdanlı ve inatçı gazetecilerin dayanışmayla yeni ağlar ördüğü bir dönem olmasını dilediler.

Türkiye’de son 10 yıldır çalışan gazetecilerin üçte biri işsiz. Çalışabilen gazetecilerin ise çoğu Basın İş Yasası kapsamında değil ve yoksulluk sınırında maaş alıyor. Avrupa’da yüzde 25 olan sendikalaşma oranı Türkiye’de yüzde 6. Gazetecilik ‘suç’ olarak tarif ediliyor ve gazeteciler hedef gösteriliyor. İki yıl içinde 1954 basın kartı iptal edildi. Yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür, oto sansür ise gazetecilik mesleğinin en çok kullanılan terimleri oldu. 180 ülke arasında basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada olan Türkiye’de 170’in üzerinde gazeteci ise cezaevinde.

Tüm bu verilere rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’de son 16 yıldaki reformlarla basının daha özgürlükçü hale geldiğini” öne sürdü.

Gazeteciler Fatma Yörür, Necla Demir ve Dilek Gül de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü PİRHA’ya değerlendirdi.

YÖRÜR: HALKIN HABER ALMA HAKKINA SET ÇEKİLİYOR

Artı TV Muhabiri Fatma Yörür, “2018’de Türkiye’de çalışan gazeteci olmak demek bağımsız gazetecilik yapıyorsanız tüm kamu kurumlarının kapılarının, sınırlarının size kapanmış olması demekti. Bu set aynı zamanda halkın haber alma hakkına çekilen bir setti.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de çalışan gazetecilerin şeffaf olmayan kapalı kamu yapısı, gizli ve açıklanmayan veriler yani bilgi yokluğu içinde haber yapmaya çalıştığına dikkat çeken Yörür, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kapalılığı sağlayan ortam korku toplumunun başarıyla yaratılması neticesinde doğdu. Birinci sorun yaratılan korku iklimi, ikinci sorun kamunun yaşananlara karşı duyarlılığını tamamen yitirmiş olmasıdır.”

“Gazetecilerin kurumuna göre muamele gördüğü, kamunun çöktüğü bir dönemde çalışan gazetecilerin tek sorumluluğu vicdanlarına karşıdır.” diyen Yörür, 2019’un vicdanlı ve inatçı gazetecilerin dayanışmayla yeni ağlar ördüğü bir dönem olmasını diledi.

DEMİR: ‘ÇALIŞAMAYAN’, ‘ÇALIŞTIRILMAYAN’ GAZETECİLER GÜNÜ

Mezopotamya Ajansı Muhabiri Necla Demir de, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne bu sene de ‘çalışamayan’, ‘çalıştırılmayan’ gazeteciler ile giriyoruz. Tarihsel anlamı içerisinde kutlamamız gereken bir günün kara bir lekeye çevrildiği günlerden yalnızca bir tanesi.” dedi.

2018 yılında yüzlerce gazetecinin yargılandığı, 171 gazetecinin de hala cezaevinde olduğunu hatırlatan Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basının ‘özgür’ olduğuna dair konuşmasını tepki gösterdi:

“Bu özgürlükleri biz niye görmüyoruz? Bu resmen mesleği canı ve onuru pahasına yapan, yapmaya çalışan gazetecilere bir ‘hakaret’. Bu açıklama aynı zamanda tekelleştirilen basının kamuoyunu nasıl yanılttığının da göstergesi. Bu bir bakıma ‘kral çıplak değil ha ona göre davranasınız’ tehdidi. Hal böyle olunca bu mesleği layıkıyla yapan ardıllarımızdan aldığımız güçle ‘kral çıplak’ demeye devam edeceğimizin de sözü olsun. ”

“SÖZÜNÜN YÜKÜNÜ TAŞIYAN TUTUKLU GAZETECİLER’

Tutuklu meslektaşlarına da değinen Demir, “Sözünün yükünü taşıyan tutuklu meslektaşlarımın özgürlüğüne kavuşması temennisiyle her ne kadar bu günü kutlayamasak da biliyorum ki gazeteciliğe canı gönülden bağlı olanlarımız oldukça ne gerçekler karanlıkta kalacak ne de cezaevleri yazmaya engel olacak.” dedi.

GÜL: DÜŞÜK ÜCRETLERLE EMEĞİMİZİ SATMAK ZORUNDA KALDIK

Gazeteci Dilek Gül ise, bugünü, binlerce gazetecinin işsiz kaldığı, onlarca medya kurumunun kapatıldığı ve 1oo’ün üzerinde gazetecinin sadece gazetecilik yaptıkları için cezaevinde olduğu bir ortamda karşıladıklarını söyledi.

Gül sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böyle bir durumda hala çalıştığımız için ne kadar şanslı olabiliriz tartışılır. Çünkü çalışan gazetecilerin de ne kadar korkulu ve zorlu ortamlarda bu işi yapmaya çalıştığı malum. Çok açık ki her birimizin en büyük kaygısı işimizi kaybetmek oldu. Ya da bir çoğumuz çok düşük ücretler karşılığında emeğimizi satmak zorunda kaldık.  Severek ve bin bir çilesine katlanarak yaptığımız bu meslek ne yazık ki bu hale getirildi. Haklarımızın korunmaya alındığı bugün bir çok haktan mahrum kaldığımız ve korunmadığımız gerçekliği ile karşı karşıyayız. Bu durum muhalif, ana akım ve merkez medya için aynı aslında. Bana göre gazeteciler bir sıkışmışlığın içerisinde ve ne yazık ki uzunca bir dönem bundan çıkmak pek mümkün değil.”

OKUYUCULARA ÇAĞRI

Bu noktada okuyucuya büyük bir görev düştüğünü ifade eden Gül, “Eğer kamu haber alma hakkına sahip çıkarsa, memlekette gazetecilik layıkıyla yapılır. İşte o zaman gazeteciler sansür ve otosansürden kurtulmuş olur. Gerçeği aktarmak zorunda kalır. Çünkü kamu talep ediyor. Bu çok önemli.” dedi.

Gül, çalışan çalışmayan tüm ‘yazı işçisi’ gazeteci meslektaşının gününü kutladı.

PİRHA/İSTANBUL

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018