Alevi Haber Ajansi – PİRHA

100 yıllık bisiklet tamiri tutkusu – VİDEO

03 Mayıs 2019 - 15:27 pirha.net
100 yıllık bisiklet tamiri tutkusu – VİDEO
24 views
03 Mayıs 2019 - 15:27

PİRHA – İbrahim Hakan Tiryakioğlu, aile mesleği olan bisiklet tamirciliğini Ankara’da ayakta tutan nadide isimlerden birisi. Aile olarak 100 yıldır tamircilik yaptıklarını ifade eden İbrahim Hakan, mesleği için “Bağımlılık yapan bir uğraş” yorumunu yapıyor. Asırlık dükkanda Avrupa’nın ilk bisiklet örneklerinin yanı sıra İsmet İnönü’nün motorlu aracı da bulunuyor.

Tiryakioğlu, dededen toruna uzanan tam 100 yıllık bir işletmenin adı. Baba İbrahim Hakan ile oğlu Erencan Tiryakioğlu’nun işlettiği dükkan, Ankara’nın en eski tamir adresi olarak da biliniyor.

Anıttepe’de bulunan ve halen yoğun ilgi gören dükkanın özelliklerinden birisi de birçok antika bisiklet türünün olması.

Tamir dükkanlarının 100 yıllık geçmişi olduğunu söyleyen İbrahim Hakan Tiryakioğlu, bisiklet kullanımının sağlığa faydalı olduğuna işaret ederek “Son yıllarda turlar düzenlenmeye başlandı. Bu organizasyonları takdir ediyorum. Özellikle kadınların bisiklet kullanmasını da çok güzel buluyorum” diye de ekliyor.

“TAMİRCİLİĞİ HEVESLE VE GİZLİ GİZLİ YAPARDIM”

Özel bir hevesle mesleğini yürüttüğünü söyleyen İbrahim Hakan’ın anlatımları şöyle:

“Burayı gecekondu iken önce dedem yapmış. Sonrasında babam birkaç kat çıkmış. 1987 senesinde evimiz müteahite verilerek bina yapıldı. 1990 yılından itibaren de bu dükkan faal. Fakat 1993 senesinde beyaz eşya işine girdik ama başarılı olamadık. Sonrasında tekrardan bisiklet, motosiklet tamir ve yedek parça işine devam ettik. Fakat babam, motosiklet yapmayı sevmezdi. Sıhhıye’de o yıllarda Serçe Sokaktaydık. Şu an o sokağın ismi Strazburg Caddesi oldu. O zamanlar insanlar motosikletin gürültüsüne rahatsız oluyordu, bu sebeple de babam motosiklet tamiri yapmazdı. Ama ben, özel bir hevesle, gizli gizli yapardım.”

“ANNE KARNINDAYKEN İŞE BAŞLAMIŞ OLDUK”
Tamirciliğe çok küçük yaşta başladığını ifade eden İbrahim Hakan Tiryakioplu, hikayesine şöyle devam ediyor:

“Baba mesleği deyince yaş vermem mümkün değil. Annemin karnındayken bu işe başlamış olduk. Kendimi bildim bileli 2-3 yaşından beri babamın yanındayım. Küçük yaşlarda lastik şişirmek ile başladım. Hiç unutmam boyum pompaya yetmezdi. Babam bana özel bir pompa yapmıştı. Herkese şunu söylüyorum; bizim mesleğimiz hem yükselen hem de yok olan bir meslek. Yükselmesi, herkesin bisiklet ve iki tekerlek ihtiyacını doğurduğu için. Yok olması ise gelirini kaybetmesi sebebiyle oluştu. Eskiden parça kıymetliydi. Şimdi alım gücü de düştü. Şu an ayrıca ‘bozuldu at, yenisini tak’ oldu. Rahmetli babam ‘biz tamir yaparak para kazanırız’ derdi. Fakat insanlar artık kredi kartına taksit yapıyor, yenisini alınıyor. Ama halen eskiye kıymet verip arızalı bisiklet getirenler de oluyor.”

“TAMİRCİLİK GENETİK İŞİ”

Bisiklet tamirciliğinin bir tutku olduğunu ifade eden Hakan usta, mesleğini oğlu Erencan’a da öğretmiş durumda. “Oğlumun tamirci olmamasının şansı yoktu” diyen Hakan usta şöyle devam ediyor:

“Aynı evde oturup, aynı hayatı paylaştığın zaman böyle oluyor. Bilgisayar bilişimi üzerine eğitim aldı ama içerisinde tornavida tutma hevesi var. Bu işi genetik olarak görüyorum. Hatta kızım da tamirciliğe çok hevesli. İşi zevk ile yapmak önemli. Bu iş sadece para için yapılmaz. İnsanların 5-10 sene sonrasında ‘sen, bizim çocuklarımızın bisikletini tamir ediyordun, yine geldik’ demeleri paradan daha kıymetli. Bizim için yürüyebilen her şey tamir edilebilir. Zaten mesleğimizin bir üstü saatçiliktir. İkinci sırada bisikletçilik bulunuyor. Şimdi bunların da üzerine geçen elektrikli bisiklet ve motorlar çıktı. Bunların hepsi özveri, hassasiyet ve iyi niyet istiyor. Ve özeleştiri yapacaksak eğer bir parça bozulduğu zaman ‘neden bozuldu?’ diye düşünmemiz gerekiyor. Bozuldu mu atıp hemen yenisini takma alışkanlığı var. Fakat ürünün bozulmaması için ne yapabilirim diye düşünmek gerek. Bu yönümüz geliştirilmemiş maalesef. Yolda tesadüfen gördüğümüz bir pulu sadece pul olarak kullanmayıp, dolgu ya da genişletme malzemesi gibi işlerde de kullanabiliriz. Parça varken iş yapmak kolay. Rahmetli babam hep eski parçaları saklar ve ‘biz bunlardan para kazanırız’ derdi. Çünkü yeni olana güç yetmiyor. Şimdi piyasada Çin ürünleri var. Kalite düştü. Ama kalite aynı zamanda kalıcı bir şeydir. Yeter ki insanlarda kalite bozulmasın. Parçanın kalitesi bozulsa ne olur ki?”

“DAYANAMAYIP BEYAZ GÖMLEĞİMLE İŞ YAPARDIM”

İbrahim Hakan, babasının yıllar önce tamir yaptığı çalışma tezgahını da hiç bozmadan koruyor. Eski aletlerin büyük kıymet barındırdığını söyleyen Hakan usta, mesleğin bağımlılık yaptığını söyleyerek şöyle devam ediyor:

“Örneğin babamdan kalan eski bir kahve makinesi mevcut. Uzun yıllar kullanıldı. Burası aynı zamanda bizim evimizin alt katı. Ben bir ara belediyede işe başladım. Babam o dönem yalnız çalışıyordu. Ara ara gelip yardımcı oluyordum ama tamircilik hep beni çağırıyordu. Beyaz gömlekle çok gelip tamire giriştiğimi bilirim. Bu meslek insanı bırakmıyor. Kimi zaman karşıdan geçen bir ürün dahi seni ‘gel tamir et’ diye çağırabiliyor. Aletler adeta benimle konuşuyor. İnsanları yoldan çevirip bisikletlerini tamir ettiğim çok anım var. Bu meslek yani bağımlılık yapıyor.”

1920’LERE AİT İLK VİTESLİ BİSİKLETLER

Tiryakioğlu ailesinin dükkanında birçok antika bisiklet de bulunuyor.

“Örneğin elimde doğu blok ülkelerinden Çekoslovakya menşeili çok eski bisikletler var. Onları çocukken kiraya verip para kazanıyordum. Biz eskinin kıymetini biliyoruz. Gençler ise bize ‘eskide ne var’ diyerek kızıyor. Biz de zamanında aynı şekilde büyüklerimize kızıyorduk. Umarım anlayacaklardır bizi. Örneğin pedalı ileri çevirdiğinde düz yol gidip geri çevirdiğiniz takdirde yokuş çıkan bir bisiklet saklıyorum. 1920’lere ait ilk vitesli bisikletlerden yani.”

Koleksiyonunda dönemin başbakanı olan İsmet İnönü’ye ait bir motorlu aracın da olduğunu söyleyen Hakan Usta şunları anlattı:

“Bir vatandaş, Rahmetli İnönü, şehir içindeki gezilerinde kullansın diye el yapımı bir araç üretip Cumhuriyet Halk Partisi’ne hediye ediyor. Bu araç daha sonra satışa çıkarılıyor ve babam alıyor. Tam bir otomobil modeli… İnönü bindikten sonra babam da bir süre kullanıyor. Ardından da kiraya dahi veriyor. Aracı yapan usta motoru soğutmak için ayakkabı çekeceğini Pervane haline getirerek kullanmış. Çok büyük bir emek var yani, şimdi kullanmaya kıyamıyorum.”

Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

pirha ©2019