Alevi Haber Ajansi – PİRHA

150 örgütten ortak deklarasyon: Yaşam hakkını korumak devletin görevidir

150 örgütten ortak deklarasyon: Yaşam hakkını korumak devletin görevidir
4 views
18 Nisan 2019 - 21:26

İnsan hakları savunucusu, sendika, hukuk, demokratik kitle ve siyasi partilerin de aralarında olduğu 150 örgüt, süren açlık grevlerine ilişkin ortak açıklama yaparak, “Yasaların eşit uygulanmasını sağlamak ve cezaevlerinde tutulmakta olan mahpusların yaşam hakkını korumak devletin görevidir” dedi. 

İnsan hakları savunucusu, sendika, hukuk ve demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda siyasi partinin içinde yer aldığı 150 kurum, açlık grevinde olan tutuklulara ilişkin yaşanan sürece dikkat çekmek amacıyla ortak deklarasyon yayınladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan basın toplantısına kurum temsilcileri katıldı. Açıklamanın yapıldığı salonuna “Yaşamı savunuyoruz hukuk işletilsin kimse ölmesin” pankartı asıldı.

“SÜREÇ ACİL VE ZAMAN KISA”

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Parça parça çok çalışma yapıyoruz. Yapılan çalışmalarda hem sürecin takibi yapılıyor hem de çözüm noktasında çalışmalar yürütülüyor” diye belirtti. Tutukluların durumlarında kritik sorunlar baş gösterdiğini vurgulayan Yoleri, yaşamına son veren tutukluların olduğunu hatırlattı. Bu sürecin yaşamlar yitirilmeden bitirilebileceğini dile getiren Yoleri, “Bizler bir deklarasyon oluşturduk. Süreç acil olduğu için acil bir şekilde ve kısa bir sürede bu işle yaptık. 150 örgüt bir araya geldi ve deklarasyon hazırladı” diye konuştu.

“AÇLIK GREVLERİ BİR MEVSİMİ GERİDE BIRAKTI”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ümit Biçer, ortak deklarasyonu okudu. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018 tarihinden bu yana süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu ifade eden Biçer, 1 Mart itibariyle açlık grevlerinin yaygınlaştığını söyledi. Biçer, “Bir mevsimi geride bırakan açlık grevleri büyüklüğü ve sonuçları açısından toplum olarak altından kalkamayacağımız bir insani kriz aşamasına varmıştır” diyerek, Ekim 2017 tarihinde güncellenen ve açlık grevlerinde hekim tutumu üzerine temel belge olan Dünya Tabipler Birliği (DTB), Malta Bildirgesi’ne değindi.

“KRİTİK EŞİKTE”

Bir hak talebi ya da bir durumu protesto için başlatılan açlık grevlerinin ölümlerle sonuçlanmasının vicdan sahibi herkes için bir acı kaynağı olacağını sözlerine ekleyen Biçer, açlık grevindeki tutukluların yaşadığı sağlık sorunlarından yola çıkarak kritik eşikte olduğunu kaydetti. Geçmiş deneyimlerin, açlık grevlerinde ölüm riskinin sadece gün sayısıyla ilişkili olmadığını da gösterdiğini anımsatan Biçer, şöyle devam etti: “Nitekim açlık grevlerinde mahpuslardan bazıları açlık grevlerinin birinci ayında, bazıları ise üçüncü ayında yaşamını kaybetmiştir. Bugün ise, çoğu, yıllardır cezaevlerinde yeterli besine ulaşmamış olan,  kronik hastalıkları bulunan, sağlık birimlerine ve tedaviye ulaşma ile ilgili ciddi problemler yaşayan mahpuslar için açlık grevi oldukça zorlayıcı bir süreçtir ve her an ölümle sonuçlanma ihtimalini barındırmaktadır. Açlık grevini sürdüren mahpusların sağlığının geldiği kritik aşama, tıp etiği ilkeleri ve mahpus haklarına dair kurallar cezaevlerinin bir an önce kapılarını bağımsız sağlık heyetlerine açması gerektiğini göstermektedir. Çünkü cezaevlerindeki mevcut sağlık birimleri ne sağlık personeli sayısı açısından ne de cezaevi revirlerinin olanakları açısından açlık grevindeki binlerce mahpusu takip etme kapasitesine sahip bulunmamaktadır” diye konuştu.

“ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASINI İSTİYORUZ”

Tutukluların taleplerine değinen Biçer, şunları dile getirdi: “Yasaların eşit uygulanmasını sağlamak ve cezaevlerinde tutulmakta olan mahpusların yaşam hakkını korumak devletin görevidir. Hukuki bir talep ile başlanılmış olan açlık grevlerinin çözüme kavuşturulması iktidar açısından hiç de zor değildir. Bunun için yeni bir yasal düzenlemeye dahi ihtiyaç yoktur. Anayasa ve yasaların eşit uygulanması tek başına yeterlidir. Bununla birlikte, hiçbir şeyin yaşamdan daha kutsal olmadığını düşünen bizler, açlık grevlerinin olası ölüm ve geri dönüşü olmayan sakatlıklar yaşanmadan önce sona erdirilmesi için gerekli insani duyarlılığın gösterilmesini ve demokratik yollarla çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.”

“BİZİM ÇAĞRIMIZA SES VERİLMELİDİR”

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de, “Ülkemiz bir seçimden çıktılar. Seçimde adaylar toplumun ortak geleceğinden ve huzurundan bahsettiler. Bizler açıklama yapanlar dahil ülkenin bir kısmı kendini huzurlu hissetmiyor. Tecrit son bulsun diye insanların çaresiz bekleyişleri söz konusu” dedi. Sadece hukukun işletilmesini istediklerini belirten Tüzel, tutukluların taleplerinin karşılanmasıyla yaşanacak hukuksuzluğun son bulacağını söyledi. Türkiye’de açlık grevlerinin yeni olmadığını ifade eden Tüzel, “Biz yenide aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Gerçekten bir demokrasi olacaksa, bu çığlığa bu talebe ve bizim çağrımıza ses verilmelidir” diye seslendi.

“HUKUK HERKESE UYGULANSIN”

Tevgera Jinen Azad (TJA) Aktivist ve yazar Ayşe Berktay ise, “Bu noktada yaşama sahip çıkmak demek açlık grevindekilerin taleplerini sahip çıkmak demektir. Yaşamı savunuyorsak hukukun herkese uygulaması gerektiğini söylemek gerekir” diye konuştu.

Deklarasyonda imzası bulunan bazı kurumların isimleri şöyle: “Avrupa Süryaniler Birliği, ESU Türkiye, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG), Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Merkezi Ve Tüm Şubeleri, Demokrasi İçin Hukukçular, Demokratik Alevi Derneği, Demokratik Bölgeler Partisi İstanbul, Devrimci Parti, Doğu Ve Güneydoğu Dernekler Platformu: (Amed Dernekleri Federasyonu, Bitlis Dernekleri Federasyonu, Dersim Dernekleri Federasyonu, Elih Batman Dernekleri Federasyonu, Karakoçan Dernekleri Federasyonu, Mardin Dernekleri Federasyonu, Muş Dernekleri Federasyonu, Şirvan Dernekleri Federasyonu, Varto Dernekleri Federasyonu, Çatak Derneği, Adıyamanlılar Derneği, KAYYDER, Van Gevaş Derneği, Kozluk Derneği, Bitlis Derneği, Karayazı Derneği, Eruh Derneği, Bekiran Gençlik Derneği, Bağcılar Bitlisliler Derneği, Beşiri Derneği, Erzurum Karayazı Karagiviş Derneği, Gebze Siirtliler Derneği, İstanbul Batman Petrolspor Taraftarlar Derneği, İkitelli Batman Kozluklular Derneği, İstanbul Batmanlılar Derneği, Silvan Taşpınar Köyü Derneği, Şirvan Zivzik Derneği, Muş Bulanık Mele Mustafa Köy Derneği, Bismilliler Derneği, Diyarbakırlılar Derneği, Munzur Çevre Derneği, Gerger Derneği, Maltepe Bitlis Derneği, Başakşehir İş Adamları Derneği), Emek Partisi (EMEP), Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkların Demokratik Partisi İstanbul, Halkevleri, Hak İnisiyatifi Derneği, İmc Kadın Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul, İstanbul LGBTİ+, İşçi Sözü, *Kaldıraç, Katılımcı Avukatlar Grubu (KAV), KESK İstanbul Şubeler Platformu (28 şube), (Eğitim Sen, SES, Tüm Bel Sen, BES, Yapı Yol Sen, Dives, Tarım Orkam Sen, BTS, ESM, Haber Sen, Kültür Sanat Sen), Kırk Yama Kadın Derneği, Mor dayanışma, *78liler Girişimi, *Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu, Partizan, Rosa Kadın Derneği, Sosyalist Dayanışma Platformu (Sodap), Sosyalist Kadın Meclisleri, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Tevgere Jinen Azad (TJA), Toplum Ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi,Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yeşiler Ve Sol Gelecek Partisi, Yeni Demokrat Kadın.”

pirha ©2019