‘2010 Yılında 4 milyarın hesabını soruyordu, 128 milyar dolar nereye gitti?’-VİDEO

PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenerek “Devleti aile şirketi yaptı. ‘Şahsıma aittir bu devlet’ diyor. 83 milyonu yok sayıyor. 128 milyar doları birilerine vererek, yok ederek Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye attınız” İfadelerini kullandı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuştu. İktidarın, CHP’li belediyelerin hizmetlerine engel olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu “Bir dilim ekmeğe savaş açtılar” diyerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ucuz ekmek kampanyası önündeki yasakları anlattı.

“NASIL GEÇİNECEK BU İNSANLAR?”

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın tam kapanma kararını da eleştirerek şu konuşmayı yaptı:

“Üç hafta tam kapanmaya gidiyorlar. Doğru mudur, doğrudur. Ama kapanma yapmak yeterli mi? Hayır. Dükkanı kapattın. Gündelikçiler var. Nasıl geçinecek bunlar? Şimdi bir sosyal yardım açıklamasını bekliyoruz. İnsanların hayatı her şeyin üstündedir. Ama o insanların beslenmeye ihtiyacı var. Sosyal programı bekliyoruz. Bu süre içinde tüm icra takiplerinin durması lazım.

“NE KADAR ÜÇ KAĞITÇI ADAM VARSA BÜYÜKELÇİ TAYİN ETTİ”

Erdoğan’ın şahsım hükümeti. Yani diyor ki, ‘ben Türkiye Cumhuriyeti devletini aile şirketi şeklinde yöneteceğim’ öyle de yapıyor. Şahsıma aittir bu devlet diyor. 83 milyonu yok sayıyor. Kendi partileri de dahil partileri yok sayıyor. Eski milletvekilleri, rüşvetçilerin tamamını getirdi büyükelçi yaptı. Rüşvetçiden büyükelçi olur mu? Bu kişiyi siz başka bir ülkeye gönderiyorsunuz. Arabasında Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı var. Çifte vatandaşlığa sahip olanlar bile büyükelçi olarak atandı. Kim Dışişleri Bakanı Türkiye’de? Mevlüt Çavuşoğlu mu? Zurnanın son deliği. Hulusi Akar mı? İbrahim Kalın mı? Fahrettin Altun mu? Pergoleci Fahrettin. Bunların tamamı konuşuyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Bakanlığın bürokrasini konuşturmuyorlar. Türkiye’nin bu denli itibar kaybına uğramasının temelinde ülkenin yönetilmemesi geliyor. Akılla yönetilmiyor Türkiye.

Dış politikanın ne olduğunu, tarihsel derinliğini bilirler mi? Bir büyükelçi olmanın hangi süreçlerden geçtiğini acaba bunlar bilir mi? Ne kadar üçkağıtçı adam varsa büyükelçi tayin edeceksin sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir diyeceksin.

Erdoğan’ın aleyhinde bir sürü pankartlar asılmış. Dünyanın parasını ödediler, ‘Erdoğan’ı seviyorum’ diye. Türkiye’yi seviyorum diyen yok. Çünkü şahsım devleti. Başka bir ülkenin içişlerine karışmayacaktır. Her ülkeninkine karıştık. Kendi ülkesini değil başka ülkeleri adam etmeye çalışıyor. İhvan neyi öngörmüşse aynı politikayı uyguluyorsun. Arap dünyasında karışmadığı hiçbir ülke kalmadı. Kadim dostumuz Mısır ile aramızı bozdu. Mısır’ın terörist ilan ettiği kişileri İstanbul’a getirdi. İmkanlar sağladı, televizyon, radyo kurdurdu. Yanlış yapıyorsun dedik. Sen Mısır’ın önemini bilmiyor musun? Bilmiyor, çünkü tarih bilmiyor.

Suriye’de ne işin vardı senin? Bir gün önce dost dediğine ertesi gün düşman diyor. Sen de söylem bilinci, ahlak yok mu? Neden çünkü emperyal güçler öyle istedi diye. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler emperyalizmin uşağı olursa bu noktaya geliriz işte. 600 bin kişi hayatını kaybetti Suriye’de, 3 milyon kişi Türkiye’ye irtica etti. 24 saatte Emevi camisinde namaz kılacaklardı, Süleyman Şah türbesini taşıdılar.

Bahçeli’ye söyleyeyim, kendi bayrağını indirip kendi toprağından Süleyman Şah türbesini kaçıranlara ne zamandan beri milliyetçi deniliyor? Benim bildiğim onlar vatan hainidir.”

“RÜŞVET YEMEYECEKSİN KARDEŞİM”

“Avrupa Birliği’ne tam üye olacağız, demokrasi gelişecek, özgürlükler gelişecek, yargı bağımsız olacak ve biz bütün mazlum milletlere örnek olacaktık. Şimdi totaliter bir ülke olarak tanımlanıyor Türkiye. Öyle bir noktaya geldik ki, yabancı bir ülkenin başkanı Türkiye Cumhuriyeti’nin bir numaralı koltuğunda oturan adama ‘Aptal olma’ diyor. Nasıl oluyor bu ya? Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılayamazsın demesi lazım. Bir de kalktı Trump’ın seçim kampanyasına destek verdi. Reza Zarrab için iki kez nota verdin. Bütün sırlarını biliyor diye. Rüşvet yemeyeceksin, almayacaksın kardeşim. Fakir fukaranın parasını almayacaksın, alırsan böyle burnundan fitil fitil getirirler.

Biz bir pankart astık. Bütün il ve ilçelere. ‘128 milyar dolar nerede?’ diye. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Merkez Bankası kasasında kendisine ait bir doları bile yok. Onun için soruyoruz. 128 milyar doları kime verdiniz? Eğer bir ülkenin kasasında kendisine ait bir dolar dahi yoksa, bunu sadece ben görmüyorum bütün dünya görüyor. 128 milyar dolarını birilerine vererek, yok ederek Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye attınız. 4 milyar 163 milyon dolar. 2009’da Merkez Bankası bunu satmış. Yolsuzlukları araştırma komisyonu kuruldu. AKP ilk iktidar olmuştu. Yolsuzlukların üstüne gideceklerdi. Bende o komisyonun Cumhuriyet Halk Partisi adına üyesiydim. Ve Erdoğan 2010 yılı bütçesi görüşülürken satılan 4 milyar dolarla ilgili diyor ki; ‘O gece en fazla alım yapan 9 bankanın satın aldığı döviz miktarı 4 milyar 163 milyon dolardır ve bir gün sonra bu bankaların karı kur arttığı için 1 katrilyon 635 trilyon liraya çıktı, bunun hesabını soracağım.’ 4 milyarın hesabını soruyor. 128 milyar dolar nereye gitti?

Bahçeli’ye soruyorum, Erdoğan’a sormuyorum, o zaten doları duyunca bütün damarları oynuyor. Kendi ülkesinde neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi vatandaşından dolarla borçlanır. Türk lirası yok mu? Öyle bir noktaya geldik ki dünyanın en büyük faizi ile borçlanan ülkeyiz. 83 milyonu Londra’daki bir avuç tefeciye mahkum etti. Erdoğan şahsım hükümetinden sonra bir ayda 1 milyar 800 milyon dolar faiz ödüyoruz. Tıkır tıkır ödüyoruz. Memleketi bu hale getirdiler. Açık net söylüyorum. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Mısır’daki sağır sultan da artık bunu biliyor. Bir başka salı günü bunun da bütün ayrıntılarını veririm. Biz umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Türkiye her badirenin sonunu başarıyla sonlandırdı, bu ülkeyi yaşanabilir cennet bir ülke haline getireceğiz.”

PİRHA/ANKARA