‘2020 yılı eğitimde fırsat eşitsizliğinin arttığı bir yıl oldu’-VİDEO

PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül 2020 yılını değerlenirdi. Uzaktan eğitimle eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleştiğini ifade eden Sümbül, “öğrenciler uzaktan eğitim alırken, kuran kurslarının açık kalması bakanlığın nasıl bir politika yürüttüğünü ortaya koyuyor. Bizler eğitim emekçileri olarak bu politikaların ortadan kalkması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

2020 yılının geride kalmasına saylı günler kaldı. 2020, salgın ve savaşlarla geçtiği, açlığın, yoksulluğun arttığı, doğanın talan edildiği bir yıl olarak tarihe geçti.

Eğitim alanında da sorunlar salgınla birlikte daha da derinleşti. Ekonomideki uçurum eğitime erişim konusunda da paralel seyretti. Eğitime bütçenin ayrıldığı ülkelerde yoksul öğrenciler eğitim hakkından mahrum kaldılar.

Türkiye’de eğitim alanında durum nedir? 2020 eğitimciler ve öğrenciler açısından nasıl geçti? Laik, bilimsel, anadilde eğitim, 3600 ek gösterge gibi talepler salgının gölgesinde mi kaldı?

Eğitim-Sen Mersin Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül değerlenirdi.

Sümbül, 2020 yılından önce de eğitimde fırsat eşitsizliğinin, eğitimde gericileşmenin, tarikatlar eliyle çocukların kindar ve dindar bir nesil yetiştirilmesine yönelik politikaların var olduğuna dikkat çekerek, “2020 yılı ise, pandemi süreci ile birlikte bambaşka bir yıl oldu. Pandemi sürecinde uzaktan eğitime geçilmeye başlandı ve eğitimdeki öngörüsüzlüğün geldiği noktayı gözler önüne serdi” dedi.

“EĞİTİM’DE YAŞANANLAR BİR ÖNGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE POLİTİKASIZLIĞIN SONUCUDUR”

AKP’nin iktidar olduğu günden bu yana en çok Milli Eğitim Bakanı’nın ve eğitim sisteminin değiştiğini, bunun da AKP’nin eğitimdeki başarısızlığının göstergesi olduğunun altını çizen Sümbül, sözlerine şöyle devam etti:

“Eğitim açısından durum çok vahim. Çünkü AKP iktidarıyla birlikte müfredatdaki gerilcileşmeden tutalım, ders sayıların azaltılmasına kadar bir çok uygulamaya imza atıldı. Buna rağmen AKP gelinen süreçten memnun değil. Bakanların çok sık değişmesinin nedeni bu. 2020 yılı ile birlikte eğitim tam bir yaz-boz tahtasına döndü. Çünkü alınan kararlar bir hafta geçmeden değiştirilmeye başladı. Uygulamalara ilişkin defalarca eğitimin tüm taraflarınca ortak akıl üzerinden birlikte alınması söylememize rağmen ben yaptım oldu mantığıyla tam da tek adam rejimine uygun bir sistemle kararlar alındı. Bu bir öngörüsüzlüğün ve politikasızlığın sonucudur. Bunun ne kadar yanlış ve sadece bir kuşağın değil birkaç kuşağın şu andaki eğitim hakkının kullanılmasında bile ne kadar büyük engellerin ortaya çıktığını önemli bir göstergesidir.”

“EĞİTİM-SEN’İN, VELİLERİN, ÖĞRENCİLERİN SESİ DUYULMUYOR”

Haziran ayından Eylül dönemine uyarı ve önerilerini yaptıklarını ancak bu yarı ve önerilerin dikkate alınmadığını yaşanan dönemde gördüklerini söyleyen Sümbül, “Eğitim-Sen’in, velilerin, öğrencilerin sesi duyulmuyor ya da çok geç duyuluyor ve bu uygulamalarla da eğitim doğal olarak yaz-boz tahtasına dönüyor. Pandemi süreci insanları sadece sağlık açısından değil psikolojik açıdan da önemli problemler yaşadığı bir dönem iken böyle alt üst oluşların öğrenci psikolojisinde veli ve aile psikolojisinde ve pratiğinde önemli sorunlar yarattığını” vurguladı.

“ZORUNLU DİN DERSLERİ GERÇEKTEN BİR GARABET”

Sümbül, cemaatlerin ve tarikatların eğitime ve eğitim camiasının bir parçası haline getirilmesinin tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, şunları ifade etti:

“Okulların İmam hatipleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte Kur’an kurslarında yüz yüze uygulama devam ederken, çocuklarımız uzaktan eğitimle eğitim haklarını kullanmaya çalıştılar. Bu daha bakanlığın politikalarının gerçekten ne kadar ikiyüzlü ne kadar ülkemizin geleceğinden, öğrencilerimizden, insandan yana olmadığını, sadece kendi çıkarlarına uygun kendi istedikleri insan tipini yetiştiren bir eğitim mekanizmasının sonucu olduğunu görüyoruz. Öncelikle zorunlu din dersleri gerçekten bir garabet. Yani farklı inançlara farklı değerlere sahip öğrencilerin zorunlu din dersi ile Türk ve Sünni İslam politikası ile yetiştirmeye çalışılması bu ülkenin halkların inançların çeşitliliğine, farklılığına saygı göstermeyen, tahammül edemeyen, kendi istedikleri insan tipini yetiştirmenin bir sonucu. Yine anadilde eğitim gerçekten hani bu ülkenin olmazsa olmazlarındandır. Bir pedagojik ve evrensel haktır. Pandemi sürecinde de anadili Türkçe olmayan öğrencilerin uzaktan eğitimden faydalanamadı.”

“PANDEMİ SÜRECİNDE ÇALIŞAN ARKADAŞLARIMIZIN YÜKÜ ARTTI”

Pandemi sürecinde, eğitim emekçilerinin hem sağlığından ve yaşamından olduğu hem de haklarının gasp edilmek istenmesiyle karşı karşıya kaldığını aktaran Sümbül, “Pandemi süreci gibi ağır bir süreçte eğitime bütçe ayrılmaması, yeni atamalar yapılmaması, ihraç arkadaşlarımız gibi deneyimli arkadaşlarımızın göreve döndürülmemesi çalışan arkadaşlarımızın yükünü arttırdı. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere 3600 ek gösterge tüm sağlık çalışanlarının kamu çalışanlarının hakkıdır ve bunun en kısa sürede tanınması gerekiyor” diye belirtti.

2020 yılında yaşanan haksızlıklara karşı mücadele edildiğini söyleyen Sümbül, “Yukarıda belirttiğim politikaların ortadan kalkması için mücadelemizi sürdürüyoruz ve 2021 yılında da bunu büyüterek devam edeceğiz” dedi.

Diren KESER/MERSİN