60 yıllık kiraz üreticisi: Masraflarımız ağır, ilaçlar pahalı ve borç içindeyiz-VİDEO

PİRHA- İzmir’in Kemalpaşa ilçesindeki kiraz üreticileri bu sene de umduğunu bulamadı. Kemalpaşa’nın yerlilerinden olan Hüseyin Ünsal Avcıoğlu (76), ömrünün 60 yılını kiraz yetiştirmeye vermiş bir üretici. Babasından kalan kiraz bahçesine sahip çıkarak üretimi devam ettirmeye çalışan Avcıoğlu, emeğinin karşılığını almak için kiraz bahçelerine giren üreticilerin yaşadığı hayal kırıklığının çalışma şevkini de kırdığını söylüyor. 

Bir yıl boyunca emek verdikleri kiraz bahçesinde artık mahsulü toplamaya başlayan üretici, bahçede mesaiye sabahın erken saatlerinde başlıyor. Önce dalından topladıkları kirazları daha sonra tek tek ayıklıyor. Kirazlar büyüklüklerine göre ayrı kasalara konuluyor. Daha sonra iç pazara ve yurt dışına gönderilmek üzere satışı yapılan kirazın, maliyeti karşılamadığını söyleyen bahçe sahibi Hüseyin Ünsal Avcıoğlu, iktidarın tarım politikasının iflas ettiğini sözlerine ekliyor.

Maliyetli ve toplaması zor bir ürün olan kirazda ortaya çıkan bu fiyatlar, üreticinin moralini sezon başında bozuyor. Gübreye, ilaca, sulama bedeli ve toprağı sürmeye yıl boyu masraf yapan üretici, hasat döneminde kirazın para etmemesinden de dertli.

Hem maliyetlerin düşürülmesinin, hem de tarladan tezgaha kadar yaşanan sürecin kontrol altına alınmasının üreticiyi de tüketiciyi de mutlu edeceğine dikkat çeken 60 yıllık kiraz üreticisi Hüseyin Ünsal Avcıoğlu PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kaç dönümlük bir araziniz var ve neler ekiyorsunuz?

76 yaşındayım ve 60 senedir buradayım. Okula gidiyordum. Okuldan geldikten sonra babama yardım ediyordum. Geliş o geliş ve burada kaldım. Şimdi ise devam ediyoruz.

Babamdan kalan aşağı yukarı 100 dönüm arazi var. Onlara bakıyorum. Evin tek oğluydum ve 2 kız kardeşim vardı. Erkek çocuğu olduğum için buralar bana kaldı. En başta kiraz sonrasında sofralık zeytin, erik, şeftali ve ceviz var. Zeytin ve kirazı satıyorum.

“ARACILAR KİRAZI 2-3 MİSLİ PARAYA SATIYORLAR”

60 yıldır bu işi yaptığınızı söylediniz. Neredeyse bir ömür. Biraz kiraz üretiminden bahseder misiniz? Zor mu veya aşamaları neler?

Kemalpaşa’da kiraz biraz geç yetişiyor. Geç yetiştiği ve yerelde kiraz çıktığı için meyve bollaşıyor. Bizde de fiyatlar düşüyor. Aynı masrafı yapıyoruz. Ama diğer yerler erken çıkardığı için bizim 2-3 misli paraya satıyorlar. Bir de aracı çok kazanıyor. Bizim yetiştirip baktığımız kirazı bizden alan insanlar aynı kirazı 2 misli fiyat ile satıyorlar. İzmir merkezde oturuyorum ve manavda kiraz fiyatlarını görünce kafamı çeviriyorum.

Kışın yapraklar döküldükten sonra budama yapıyoruz. Eskiden yapmazdık ama sonradan yapmaya başladık. Bahar ile birlikte tarlayı sürüyorsun, ilacını atıyorsun. Damlama hortumları ile sulama yapıyoruz. Kendi başına olmuyor. Mutlaka emek istiyor. İşçiler ve yardımcılarla bu işi götürmeye çalışıyoruz.

“KOOPERATİFLER KAPANDI”

Siz kirazı topluyorsunuz peki pazara nasıl gidiyor? Kooperatiflerin önemine değinmiştiniz. Peki işleyen bir kooperatif kaldı mı ?

Bizim burada 20-25 civarında alıcı var. Topladığımız kirazları oraya götürüyoruz. Onlar malı alıp ihracatçıya veriyorlar. Yahut hallere yolluyorlar. Eskiden buradan nakliyelerini yapıyorduk. Şimdi ise kalmadı. Kooperatifimiz vardı, o da gitti. Şimdi kişiler yapıyor bu işi.

Toplum olarak kimse kimse ile bağdaşamıyor artık. Eskiden kooperatifin yönetim kurulundaydım. Mal benim adıma satılıyordu. Şimdi alıcılar alıp hallere yolluyor.

“ARACIDAN HALE, HALDEN MANAVA FİYAT YÜKSELİYOR”

Kirazı toplayıp kasalara koyuyorsunuz. Sizden alıcıya kaç fiyata gidiyor?

Benim 3’e sattığım kirazı alıcı piyasada 2 kat değer ile 9’a satıyor. Sürekli el değiştiriyor. Bir kişiden direkt tüketiciye gitmiyor. Buradan biri alıyor hale yolluyor, halden manav alıp üzerine karını koyarak satıyor. Tüketici kirazı üreticiden direkt alamıyor. İşte o zaman fiyatlar yükseliyor.

“MASRAFLAR AĞIR VE KARŞILAYAMIYORUZ”

Son yıllardaki ekonomik gidişat, döviz kurlarının yükselmesi ile birlikte benzin,  gübre, ilaç vs. her şey başını almış gidiyor. Bu sizi ve işinizi ne kadar etkiliyor?

Bizi çok etkiliyor. Bizim kazancımız buraya bakmaya, emeğimizin karşılığını almaya yetmiyor. Kazandığım gelir buraya yetmiyor. Masraflar ağır geliyor. Gider ile gelir kendini karşılamıyor. İşçi yevmiyeleri pahalı değil ama biz de yetmiyor. Mazot, gübre, zirai ilaç kullanıyoruz. Bir bakıyorsun ki geçen seneki zirai ilaç ile bu seneki zirai ilaç arasında yüzde 60-70 fark var. Bazı seneler mal fazla olursa oradan randıman alabiliyorsun. Bir defterim var her şeyi oraya tutuyorum. Geçen seneye nazaran bu sene daha iyi. Bu sene hiç olmazsa işçi parasını verecek durumdayız. Geçen sene oda yoktu. Borcumuzu ödeyemez ama belli miktarını kapatabiliriz. Buranın bakımı için topraklarımın bir bölümünü sattım. Satmak zorunda kaldım daha doğrusu. Satıp da bir yatırım yapmadım. Borcumu ödedim.

“TARIM POLİTİKASI YOK”

Siz yıllardır tarımla uğraşan bir üreticisiniz. Türkiye’nin tarım politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İktidar tarım politikalarının olduğunu söylüyor. Sizce bir tarım politikası var mı?

Tarım politikası diye bir şey yok. Olsa işte bizim durumumuzdan belli olur. Bu kadar borçlu olmam. Cebime yansıyor evet ama cebimden gidiyor. Görmeli, yaşamalıyız ki bilelim. Kimsenin demesi ile olmuyor. Kemalpaşa’da çiftçilik artık bitiyor. Çiftçi artık sanayiye döndü. Herkes arsalarını satıyor. Tarım para etmeyince ne yapsın millet? Benden sonra da kimse gelip yapmayacak tarımı. Sanayi büyüdükçe tarım alanları daralıyor. Burada gelir yüksek olsa sanayi giremez. Sanayi gelip burayı istese mecburen veririm. İktidarın tarım ile ilgili hiç bir şeyinden memnun değilim.

“ÇOCUĞUM BU İŞİ YAPMAYACAK”

Peki siz bu işi çocuğunuza bırakacak mısınız? Çocuğunuzun bu işi yapmasını istiyor musunuz?

Hayır istemiyorum. Önceden kızıyordum ama gelmedi diye şimdi sarılıp öpüyorum. Bu yaşımda gidip pazarlık edip mal satıyorum. Bu benim değil gençlerin işi. Ama mecburum. Çocuğum gelse geleceği olmayacak. Anadolu lisesinde okur iken bıraktım geldim bu topraklara. Sadece biraz eğlencesi var ama ekonomik yönden sıfırım.

“İLAÇ, BENZİN VE GÜBRE FİYATLARI DÜŞÜRÜLMELİ”

Peki bir çağrınız olabilir mi?

Böyle giderse durumlar çok vahim. Tarımın sonu çok kötü. Gelir ile gider kendini karşılamıyor. Fabrikalar geldi ve gelmeye de devam ediyor. İlaç, benzin  fiyatlarının düşürülmesi lazım. Geçen 50 liralık benzin aldım şişeyi dolduramadım. Gübre fiyatları da çok yüksek. Neredeyse toprağa atamaz durumdayız. Hatta azalttık. İlaç atmak zorundayız çünkü çürüme tehlikesi var.

Semra ACAR – Ersin ÖZGÜL / İZMİR

pirha.net © 2018