CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 5 Mayıs 2018 - 15:16 237 Görüntüleme

9 yaşındaki Samet Alpsoy: Annem, dedemin bir mezarı olsun istiyor-VİDEO

PİRHA- Cumartesi Anneleri 684. oturma eyleminde, kuşaktan kuşağa aktarılan adalet mücadelesinin 24. yılında Kasım ve Halil Alpsoy dosyasındaki hakikatin açığa çıkarılmasını ve kaybedenlerin yargılanmasını talep ettiler.

Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 684’üncü kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde yine üzerine barışı simgeleyen beyaz tülbent ile karanfiller bırakılan “Failler Belli, Kayıplar Nerede” yazılı pankart açıldı, kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

Bu haftaki eylemde 12 Mayıs 1994 tarihinde İstanbul Kanarya’da evinin önünde beklerken gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Halil Alpsoy ile ondan 6 gün sonra 18 Mayıs günü Adana’daki evine sabaha karşı yapılan baskında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Kasım Alpsoy’un akıbetleri soruldu.

“ZOR OLAN BU MEYDANI DİNLEMEKTİR”

Eylemde ilk oarak 23 Şubat 1995 yılında gözaltına kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız konuştu. Yıldız, sözlerine “Bundan önceki hükümetin eserleri burada. Bugünkü hükümetin hangi eserinden bahsedeyim. Suruç, Gezi, Teybet ana, Ankara saymakla bitmez” diyerek başladı.

Türkiye’de hukuk, adalet ve demokrasinin olmadığını vurgulayan Yıldız, “Hukuk diyorlar ama avukatlar içerde. Yargı diyorlar, yargı yok. Demokrasi var diyorlar ama gazeteciler tutuklu. Kayıplarımızı ellimizde aldıkları zaman basın özgürlüğümüzü de elimizden aldılar. Bir partinin eş genel başkanını düşünün Cumhurbaşkanı adayı ama içerde. O partinin vekilleri içerde. Hep içerdeyiz. Demokrasi nerede” dedi.

“Bu ülkede ateş düşmeyen yer yok ama bir araya gelemiyoruz” diyen Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün ağlayan anneler, biz isterdik ki acılarımızı birlikte paylaşalım. Ama acı dağları büyüdü içimizde. Tüm ağlayan anneler kim olursa olsun gelin bir olalım, sesimizi bir yapalım” diye çağrı yaptı.  Yıldız, “Meydana gelen herkes terörist oldu. Bu insanların hepsinin içi yandı. Herkes adalet dedi ama bu adalet hiç buraya gelip uğramadı. Başkalarını dinlemek kolay ama burayı dinlemek zor.”

“DEDEMİN BİR MEZARI OLSUN”

Yıldız’ın ardından kaybedilen Kasım Alpsoy’un 9 yaşındaki torunu Samet Alpsoy konuştu.

Küçük Samet, Galatasaray Meydanı’nda kaybedilen dedesi için “24 yıl önce dedem Kasım Alpsoy kaybedildi. Ben dedemin bulunmasını istiyorum. Annem, anneannem artık üzülmesin istiyorum. Annem, dedemin bir mezarı olsun istiyor. Dedemin bir mezarı olsun” sözlerini haykırdı.

“BU MEYDANDA TANIDIĞIM DEDEME SARILMAK İSTİYORUM”

Kasım Alpsoy’un 17 yaşındaki diğer torunu Gülbahar Alpsoy ise, “Tam 24 yıldır dedem kayıp ve hala arıyoruz. 6 yaşımda başladım dedemi aramaya. Ben dedemi burada, bu meydanda tanıdım. Bir soluk resminden tanıdım. Elinden tutup gezmek isterdim, beraber geçireceğimiz bayramlar olsun isterdim. Ben dedeme hep adressiz mektuplar yazdım ve hala yazıyorum. Ben dedemin öldüyse çiçek koyacak mezarını, kemiklerini istiyorum. Her seferinde umut içinde kapı açarken yanılmak yerine dedeme sarılmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Adaletsizliğe, haksızlığa uğranan bu ülkede dedemi kaybetme nedeni devrimci olmasıymış” diyen Alpsoy, devamında şunları söyledi: “Evet benim dedem bir devrimci ama sizden bir farkı yok ki. Oda sizler gibi evlat, eş, baba, kardeş, dede. Dedemi bizden alan devlet er ya da geç bunun hesabını gerçek yargı önünde verecek. Biz bunun için mücadele veriyoruz. Biraz elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün ya biz kaybolsaydık torunlarım, eşim, çocuklarım kaybolsaydı diye! Sadece dedem değil, dedem gibi bir sürü insan kayıp ve onları da arayan anneler, torunlar, eşler, çocuklar, kardeşler var. Ben mücadeleyi sürdüren 3. kuşak bir torunum. Dedemi ve kayıplarımızı istiyorum, onlar bulunana kadar bu meydanı terk etmeyeceğiz. Kayıplar bulunsun adalet, vicdan yerini bulsun.”

“YARIM SAATE GELİR DEDİLER”

Daha sonra Cumartesi İnsanlarından Hatice Onaran basın açıklamasını yaptı.

Onaran, Galatasaray’da 3 kuşak birlikte adalet arayan Kasım ve Halil Alpsoy aileleri için “Gerçeği bilmeye, adalete ulaşmaya hakkımız var!” dedi.

Onaran, “37 yaşındaki Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte, akraba ziyaretinden dönüyordu. İstanbul Kanarya’daki evinin önüne geldiğinde kendisini bekleyen sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi itiraz edip bağırınca kimliklerini gösteren polisler; ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz, yarım saat sonra gelir’ dediler ve Halil Alpsoy’u Beyaz Toros marka araca bindirerek götürdüler. Halil Alpsoy bir daha evine dönemedi. 18 gün sonra işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni, İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Ailesi onu elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildi” ifadelerini kullandı.

“BİNADAN BİR DAHA ÇIKMADI”

Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra ise, amcasının oğlu Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine de baskın yapıldığını dile getiren Onaran, “Uzun menzilli silah taşıyan çelik yelekli polisler 18 Mayıs 1994 günü sabaha karşı 30 yaşındaki Kasım Alpsoy’u gözaltına alarak Adana İstihbarat Dairesi’ne götürdü. Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğini alıkoydular, ‘Yarın gel, kimliğini al’ dediler. Eve geldiğinde işkenceden perişan haldeydi. Ertesi gün kimliğini almak üzere bir akrabasıyla MİT binasına gitti. Akrabası bütün gün kapıda bekledi ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkamadı” diye belirtti.

BAŞVURULAR YİNE KARŞILIKSIZ

Bugüne kadar Kasım ve Halil Alpsoy’un gözaltına alındıkları inkâr edildiğini sözlerine ekleyen Onaran, ailelerinin tüm başvurularının karşılıksız bırakıldığını söyledi.

“Devlet, Kasım ve Halil Alpsoy’ un akıbetleriyle ilgili ailelerini ve toplumu bilgilendirme zorunluluğunu yerine getirsin” diyen Onaran, “Gözaltında kaybedilişlerinin 24. yılında adli makamları Kasım ve Halil Alpsoy dosyalarında etkin bir soruşturma yaparak maddi gerçeği açığa çıkarma ve adaleti sağlama görevini yerine getirmeye çağırıyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018