Abdal müzisyen Yüksel Çakır, Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor-VİDEO

PİRHA-Abdal geleneği ile büyümüş olan müzisyen Yüksel Çakır, 5 yıldır Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor. “Bizler gönül insanıyız” diyen Çakır, müzisyenliğin aile geleneği olduğunu belirterek “Saz-söz ruhun gıdası ve biz de icra ederek gıdamızı alıyoruz” sözleriyle sanatının detaylarını anlattı.

Bozlak sanatçısı Yüksel Çakır, uzun yıllardır sazı ve sesiyle Kızılay sokaklarına farklı bir hava katıyor. Çakır, her gün ayağında sivri burun deri ayakkabı ve yöresel şapkası ile adeta sahneye çıkar gibi sokaktaki yerini alıyor. Duruşu ile tam bir Orta Anadolu insanı profilinde olan Çakır, bugünlerde Bozlak tekniğini hakkı ile icra eden az sayıda müzisyenden biri…

DÜĞÜN SAHNELERİNDEN SOKAKLARA…

Yozgat’ın Yerköy ilçesinde doğduğunu söyleyen Yüksel Çakır, kökenlerinin Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine kadar uzandığını belirtti. “Bizlere ‘nerelisin?’ derlerse ‘Hacıbektaşlıyız’ diyoruz. Ali soyundanız” diyen Çakır, gençliğinin ise Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde geçtiğini anlattı. O bölgede 30 sene düğünlerde çalıp söylediğine işaret eden Yüksel Çakır, müziğe başladığı dönemi şu sözlerle özetledi:

“Oturduğumuz yerde Abdallar topluluğu vardı. Yüzlerce müzisyenin içerisinde ustalarımızın yanında yetiştik. Ayrıca müzisyenlik bizde baba mesleğidir. Kırşehir’de 30 yılın ardından aşiretimiz dağıldı. Ben de Ankara’ya geldim. Fakat şimdi her taraf düğün salonu oldu. Bizlerin yaşı da kemale erdi. O nedenle böyle caddelerde çalıyorum. 5 senedir sokaklarda müzik yapıyorum. Çocuklarım da artık kendilerine bir hayat kurdu. Ben ve annem aynı evde yaşıyoruz. Yaptığım işle bir şekilde kazanıp ihtiyaçlarımızı çıkartıyorum. Kimseye muhtaç olmadan kendimize yetiyoruz. Bir evim ya da emekli aylığım yok. Garibanlık çekerek yaşıyoruz işte.”

“ÇALIP SÖYLEYEREK GIDAMIZI ALIYORUZ”

Ekonomik zorluk çekse de yaptığı işe gönülden bağlı olduğunu söyleyen Yüksel Çakır, “Babamdan kalma mesleği icra ediyorum. Bizler gönül adamıyız. Bu sazı çalmadan edemeyiz” diyerek müzik ile bağını şu sözlerle anlattı:

“Yar aşkıyla bizlerin de bağrı yandı. Ustamız Neşet Ertaş gibi bizler de kara sevdaya tutulduk ama çaldığımız saz ile de avunduk. Bu nedenle başka meslek seçemeyiz. Müzik ruhun gıdasıdır. Biz de çalıp söyleyerek gıdamızı alıyoruz. Herkes de ilgiyle dinliyor. Mesleğimiz sıradan bir iş de değil. Başka meslek de yapmış olsak biz bu sazı bırakmayız.”

“BABADAN OĞULA AKTARMA GELENEĞİ PEK KALMADI”

Yüksel Çakır, saz çalıp söyleme geleneğinin geçmişe kıyasla zayıfladığına da vurgu yaptı. Artık öğrenci yetiştiremediklerini söyleyen Çakır, popüler kültürün yerel müzikleri olumsuz etkilediğini şu sözlerle anlattı:

“Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde çokça düğünlerde çalardık. Hatta İstanbul’a dahi düğünlere giderdik. O süreçte yanımızda elemanlar da yetiştirdik. Fakat şimdiki yeni nesil pop müzik dinliyor. Ancak bizim müziğimiz çok daha sağlam. Yetiştirdiğimiz o elemanların her biri, koşullardan ötürü farklı işlere girip çalışmaya başladı. Önceki gibi babadan oğula aktarma olayı da pek kalmadı. 35 sene önce Antalya’da gazinoda bir kemancı ile birlikte çalıştım. O dönemde sanat müziği dahil her müzik çalardım. Bizim yörenin ezgileri de istenirdi. Ama şimdi öyle değil. Gençler Avrupa’ya, müziklerine yöneliyor.”

“SANATÇILAR, EKMEK PARASI İÇİN İNŞAATLARDA ÇALIŞIYOR”

Yüksel Çakır, bağlama, keman, zurna ve davul çaldığını belirterek Abdallarda bu dört enstrümanın yaygın olduğunu belirtti. Çakır, Kültür Bakanlığının bozlak sanatına sahip çıkması gerektiğini de söyleyerek şöyle devam etti:

“Bizim gibi insanlara destek olunmalı. Ailedeki son çalıp söyleyenim. Benden sonra bu işi icra eden yok. Şimdilerde bu işi hakkı ile yapamayanlar sahipleniyor, sahnelere çıkartılıyor. Düğünlere dahi götürülmeyen sanatçılar, ekmek parası için inşaatlarda çalışıyor. Yeni nesilin Avrupa’ya özenmesi kendi sanatımızı da yok ediyor.

Yerköy ilçesinin Bağlarbaşı Mahallesi’nde belki de 100 kadar sanatçı vardı. Çok daha sağlam müzisyenlerdi. Bizler de onların yanında yetiştik. Şimdiki halk sadece oyun havası dinler oldu. Dinlesinler ancak kendi müziğimizi neden bırakıyorlar? Sanat ile alakası olmayan insanlara değer verdiler. Gerçek sanatçılar da değer görmeyince tekrar farklı illere göçtüler. Kimi hurdacılık, kimi inşaat, kimi de kapıcılık yapmaya başladı. Ben şimdi sokakta müzik yaptığımda ise ilgi ile izliyorlar. Sanki buralarda hiç sanatçı görülmemiş gibi.”

“ABDAL TOPLULUĞU BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMALI”

Yüksel Çakır, son olarak Abdal toplumunun birlikteliğine vurgu yaparak “Biz Abdalların soyu Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Ali’den gelir. O yolu kaybetmemeliyiz. Eskiden cem görür, Abdal Musa’ya ziyaret olurdu. Yine o yoldan gidilmesi lazım. Abdal topluluğu birbirine sahip çıkmalı. O kültürü kaybetmemek lazım. Bizlere dünyanın malını da verseler Ali soyundanız; çünkü bu dünyanın servetidir. O nedenle bu değerleri kaybetmemek lazım” ifadelerini kullandı.

Eren GÜVEN/ANKARA