Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER, VİDEO 15.06.2019 336 Görüntüleme

‘Abdulkadir Çelikbilek dosyasında adalet sağlansın’-VİDEO

PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 742’nci haftasında gözaltında kaybedilen ve daha sonra cenazesi bulunan Abdulkadir Çelikbilek’in faillerini sorarak, “Uzun yıllardır sürüncemede bırakılan dava bu suç ikliminin bütün aktörlerini kapsayarak, evrensel hukuka uygun bir biçimde sonuçlandırılmalı ve adalet sağlanmalıdır” dedi.

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 742’nci haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi. 43 haftadır polis ablukası altında gerçekleşen eylemin bu haftasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Oya Ersoy, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Kani Beko ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Aileler, üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyerek, kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfil taşıdı.

Bu haftaki eylemde, 14 Aralık 1994’te Diyarbakır’da gözaltına alınan ve 21 Aralık 1994’te işkence edilmiş cenazesi bulunan Abdulkadir Çelikbilek’in failleri soruldu, adalet beklentisi yinelendi.

“AİLENİN BAŞVURULARI SONUÇSUZ KALDI”

Haftanın basın metnini İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan okudu. Abdulkadir Çelikbilek için adaletin sağlanmasını isteyen Arcan, “14 Aralık 1994 tarihinde Diyarbakır şehir merkezinde bulunan Esnaflar Kahvehanesine gitti. On dakika kadar sonra içinde dört sivil görevlinin bulunduğu beyaz bir Toros araba kahvehanenin önünde durdu. Araçtan inen silahlı iki kişi kahvehaneye girdi. Abdulkadir kahvehaneden ayrılınca onlar da çıktı ve kısa bir süre takip ettikten sonra Abdulkadir’i zorla Beyaz Toros’a bindirdiler. Olaya tanık olan kişiler durumu Çelikbilek ailesine bildirdi. Ailenin yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı; Çelikbilek’in gözaltına alındığı inkar edildi” dedi.

“İÇ HUKUKTAN SONUÇ ALINAMADI”

21 Aralık 1994 tarihinde Çelikbilek’in ağır işkence görmüş bedeni Diyarbakır’da Mardinkapı Mezarlığı’nın dışında bir çöp yığını içinde elleri arkadan bağlı halde bulunduğuna belirten Arcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“JİTEM mensubu Abdulkadir Aygan olayın nasıl gerçekleştiğini detaylarıyla anlattı. Savcılık iddianamesinde de yer alan beyanında Aygan, ‘Abdulkadir Çelikbilek’i kaçakçılık yapıyor ve örgüte finans sağlıyor suçlamasıyla Diyarbakır postanesi civarında Toros arabaya bindirdik. Olayda ben, Kemal Emlük, uzman çavuş Abdulkadir Uğur, uzman çavuş Uğur Yüksel vardı. JİTEM’e götürdük. Buradaki sorgusunda üzerinden hiç para çıkmadı, yoksul bir adamdı, bizde de şüphe olmuştu; ama bir defa almıştık. JİTEM alınca sağ bırakmaz. Şehmuz kod adlı uzman çavuş Uğur Yüksel onu boğarak öldürdü. Beyaz Station arabanın arka kısmına Çelikbilek’in cesedi atıldı. JİTEM tim komutanı Tunay Yanardağ da oradaydı. Ardından ceset Mardinkapı’daki Mezarlığın duvarının yanına atıldı.’ dedi. Çelikbilek’in nasıl ve kimler tarafından gözaltına alındığı, işkenceyle sorgulanıp gözaltında katledildiği, suça iştirak eden JİTEM mensubu tarafından açıklanmasına rağmen bugüne kadar iç hukuktan bir sonuç alınamadı.”

“ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

Davanın AİHM’e taşındığını dile getiren Arcan, şunları belirtti: “AİHM’e taşınan davada mahkeme, hükümetin Abdulkadir Çelikbilek’in ölümüne ilişkin açıklamada bulunmadığını, polisler hakkında gerekli soruşturmaların yürütülmediğini ve dosyadaki bilgilerin AİHM’den gizlendiğini kaydetti. 31 Mayıs 2005 tarihinde AİHM; hükümetin, Abdulkadir Çelikbilek’in gözaltında ölümünden sorumlu olduğu ve yetkili makamların etkili bir soruşturma yürütmediği sonucuna vararak Türkiye’yi mahkum etti.”

Abdulkadir Çelikbilek’in Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 13 maktulünden biri olduğunu kaydeden Arcan, “Uzun yıllardır sürüncemede bırakılan dava bu suç ikliminin bütün aktörlerini kapsayarak evrensel hukuka uygun bir biçimde sonuçlandırılmalı ve adalet sağlanmalıdır.” diye konuştu.

“ALANIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ”

Açıklamanın ardından 23 Şubat 1995’te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız söz aldı. 43 haftadır eylemlerinin engellendiğini hatırlatan Yıldız, Valiye seslenerek “Yasağı buradan kaldırın. Bizi polisle karşı karşıya getirmeyin” dedi. Yıldız, “Daha önce acımı derinleştirerek bana ‘şov yapıyorlar’ diyen polis tren faciasında da aynı şeyi söyledi. Onları insanlığa çağırıyoruz” diye belirtti.

Eylem yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

PİRHA/İSTANBUL

pirha.net © 2018