ABF İnanç Kurulu, Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili genelge yayınladı

PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu, Hakk’a yürüme/uğurlama erkanı ile ilgili yeni bir genelge yayınladı. İnanç Kurulu, “Kurum yöneticilerimizin ve inanç hizmeti sunan dedelerimizin, ehil kişilerin bu açıklamalara uyması konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerini önemle arz ve rica ederiz” dedi. 

Son zamanlarda sanatçı Engin Nurşani’nin Hakk’a uğurlama erkanında, sanatçıların bağlama eşliğinde deyiş seslendirmelerinin bazı çevreler tarafından eleştiri konusu yapılması üzerine ABF inanç Kurulu açıklamada bulundu.

Pandemiden önce ABF İnanç Kurulu yönetimi olarak Erzincan, Gaziantep, Mersin ve İzmir bölge toplantılar yapıldığının hatırlatıldığı açıklamada, bölge sorumluları ve o bölgede inanç hizmeti yürüten dedelerin, şube başkanlarının katılımıyla başta Hakk’a yürüme erkanı olmak üzere, diğer erkanlar ile ilgili bilgilendirmelerin yapıldığına değinildi.

“HOCA, İMAM, MÜFTÜLERİN ERKAN YÜRÜTMESİ SÖZ KONUSU DAHİ DEĞİL”

Gönderilen erkannamelerde hizmeti yürütenlerin, takke, fes, mes, cüppe giyecekleri, erkânları Arapça yapacakları ile ilgili hükmün bulunmadığına vurgu yapılarak, inançsal uygulamalarda hoca, imam, müftülerin erkan yürütmesinin söz konusu dahi olamayacağının altı çizildi.

“ERKANNAMELERDE CÜPPE-FES TAKILIP ARAPÇA YAPILACAĞI HÜKMÜ YOK”

Maddeler halinde yayınlanan açıklamanın başlıkları şöyle:

2010 yılında Hacı Bektaş Veli Dergâhında Alevi kurumlarının temsilcileri, yazarlar, ozanlar, akademisyen ve dedelerin katılımıyla başlayan ve 4 yıl süren, yurt içinde ve dışında 60’a yakın toplantının yapılması sonucunda hazırlanan başta Hakk’a Yürüme Erkânı olmak üzere Cem, Dar, Dardan İndirme Erkânları şekillendirilmiş, hazırlanan erkânnameler tüm Alevi kurumlarına gönderilmiştir. Daha sonra oluşan ABF İnanç Kurulu aynı doğrultuda güncellemeler yapıp, yeni bir Hakka Yürüme Erkânnamesi hazırlayarak, ABF bileşenlerine bağlı kurumlar aracılığıyla cem evlerimize iletilmişti. Bu erkânnameler, inanç hizmeti sunanlar için birer yol göstericidir. Tıpa tıp uygulanması zaten mümkün değildir. Ancak, bu erkânnamelerde hizmeti yürütenlerin, takke, fes, mes, cüppe giyecekleri, erkânları Arapça yapacakları ile ilgili hiçbir hüküm bulunmamaktadır.

Hakk’a yürüyen kişi hangi dili konuşmuşsa, erkâna katılanlar hangi dili konuşup anlıyorlarsa, erkânlar o dille yapılacaktır. Çünkü Alevi yol ulularımız, pirlerimiz, dedelerimiz, ozanlarımız söylem ve eylemlerinde Arapça kullanmamışlar, toplumun anladığı, konuştuğu dille hizmetleri sunmuşlardır.

“İNANÇ UYGULAMALARINDA HACI, HOCA VE MÜFTÜYE DANIŞILMAMIŞTIR”

Aleviler olarak, biz bütün dinlere, mezheplere, inançlara, kültürlere, dillere saygılıyız. Duanın dili, kalıbı, uzunu, kısası, şekli yoktur. Her toplum inancına uygun ve konuştuğu dille hizmet ve erkânlarını yerine getirir. Kadimden gelen Alevi inancı birçok dinden, inançtan aldığı değerleri potasında harmanlamıştır ama hiçbir inancın tekeline girmemiş, yaşanılan katliam ve sürgünlere, uygulanan asimilasyonlara rağmen, bin yıllardır bu inancı dilden dile, gönülden gönüle, telden tele bugünlere taşımayı başarmıştır. Alevilik aklın inancıdır. Aleviler, Cenab-ı Hakk’ın kudret eliyle var ettiği ve yazdığı en yüce varlığın insan olduğuna inanmış, yönünü ve yüzünü insana çevirmiş, kıblem insandır demiş ve insandan kıble oluşturmuştur. İnançsal uygulamalarda hacıya, hocaya, imama ve müftüye danışmamışlardır.

“YÖNETİCİLERİMİZ İNANCIMIZIN ŞİİLEŞTİRİLMESİNE, SÜNNİLEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEMELİ”

Bazı yörelerimizde ve cemevlerimizde dedelerden ve ehil kişilerden oluşan gruplara, Diyanetin imamları çağrılarak, Hakk’a Yürüme Erkânlarıyla ilgili Hanefi mezhebi içtihadına uygun kurs aldıkları, katılanlara sertifika verildiği yönünde inanç kurulumuza ve Alevi kurumlarına bilgiler gelmektedir. Bu çalışmalar Alevi inancını asimile etme amaçlıdır. Bu kurslara katılanlar rant beklentisi içinde olup Alevi kurumlarına zarar vermektedirler, bu asla kabul edilemez. Cemevlerimizin yöneticileri ve inanç kurullarında görevli dedeleri buna müdahale etmeli, inancımızın Sünnileştirilmesine ve Şiileştirilmesine izin vermemelidirler.

“ALEVİ İMAMLAR YETİŞTİRİLDİ”

1925 yılında 677 sayılı yasa ile Alevi dergâhları ve tekkeleri kapatıldığında, Diyanet İşleri Başkanlığı Alevilerin yaşadıkları köylerden çağrılan kişilere Sünni- Hanefi mezhebine uygun açılan kurslarda Hakk’a yürüme erkânıyla ilgili bilgiler vererek Alevi imamlar yetiştirilmiştir. 1950 yılında demokrat parti iktidara gelince, bu kurslar yinelenmiş, asimile amaçlı bu kurslarda yetiştirilenler 1980’li yıllara kadar Hanefi mezhebine içtihadına uygun Alevi köylerinde cenaze kaldırdılar. Hala bazı cemevlerimizde bu geleneği sürdürenlerin hizmet vermeleri, asimilasyon ve takkiyenin devam ettiğinin en önemli kanıtıdır. Yöneticilerimizin ve dedelerimizin bu duruma seyirci kalmamaları gerekir.

HİZMETİ YÜRÜTENLER TAKİYYEDEN KAÇINMALI

Rehber, Pir, Mürşit makamları soydan ve ocaktan gelen makamlardır. Okullarda okuyarak, yüksek lisans ve doktora tezleriyle elde edilemez. Bu makam sahibi seyitler, dedeler okumak araştırmak, yol erkân konusunda bilgi görgü sahibi ve toplumu doğru bilgiyle eğitmek ve sorumluluk sahibi olmak zorundadırlar. Günümüzde tüm Alevi erkânlarının hele hele Hakk’a uğurlama erkânlarının açık yapıldığı ortamlarda hizmetleri yürütenlerin kesinlikle takkiyeden kaçınmaları inancımıza zarar vermemeleri gerekir. Bütün erkânlarımız öncelikle cemevlerimizde görevli seyitler(dedeler) tarafından yürütülecektir. Dedelerin sayıca ya da bilgice yeterli olmadığı durumlarda, dedelerden el alan (izin alan) kişiler erkânları yürüteceklerdir.

“HAKK’A YÜRÜMEDE ZAKİRLER DEYİŞ SESLENDİREBİLİR”

Saz, söz Alevi inancının tüm erkânlarında var olduğu gibi Hakk’a Uğurlama Erkânlarında da var olmuştur. Hakk’a yürüyen kişinin vasiyeti varsa, ailesinin de rızalığıyla, onun yaşamında sevdiği deyiş ve ağıtlarla zakirler bağlamalarıyla bir üçleme seslendirebilirler. İnançsal olarak bu konuda hiçbir sakınca yoktur. Hakk’a uğurlama hizmeti ve zakirlerin üçlemeleri, o günün hava durumu, katılanların sayılarına bakılarak yaşanmakta olan pandemi ve insanlarımızın sağlığı göz önünde bulundurarak açık ya da kapalı alanlarda yapılmasında sakınca yoktur. Katılanların kalabalık olması durumunda maske ve sosyal mesafeye uyularak, katılanlar uyarılarak Hakk’a uğurlama hizmetlerinin açık alanda yapılması daha doğrudur.

Kurum yöneticilerimizin ve inanç hizmeti sunan dedelerimizin, ehil kişilerin bu açıklamalara uyması konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerini önemle arz ve rica ederiz.”

(HABER MERKEZİ)