Adıyaman İHD Başkanı: Alevilerin sorunları bilinçli olarak çözülmeyerek kangrenleştirildi-VİDEO

PİRHA- İHD Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel, AİHM’in cemevleri ve zorunlu din dersiyle ilgili aldığı kararların uygulanmamasına tepki gösterdi. Temel, “Sorunlar, Alevilerin inançsal kimliklerinden dolayı bilinçli bir şekilde çözülmeyerek kangrenleştirilmiştir” dedi.   

Türkiye’de Alevilerin yaşadığı birçok sorun ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği kararların uygulanmaması ve insanların dini ve inanç anlamında temel haklarını yaşayamaması ile ilgi İHD Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel PİRHA’ya konuştu.

“TÜRKİYE’DE SORUNLARIN BİLİNÇLİ OLARAK ÇÖZÜLMÜYOR”

Av. Bülent Temel, “Her yönüyle çok rahat çözülebilecek olan bir çok sorun bilinçli bir şekilde çözülmemektedir” dedi.
“Alevilik ile ilgili ülkemizde var olan sorunlara da bu temelde yaklaşmak gerekiyor” diyen Temel, şöyle devam etti:

“Alevilik ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri, cemevlerine ibadethane statüsü ve elektrik faturalarının devlet tarafından ödenmesi ile ilgili aldığı kararlar var. Sorunlar, Alevilerin inançsal kimliklerinden dolayı bilinçli bir şekilde çözülmeyerek kangrenleştirilmiştir. AİHM’in kararlarına rağmen sorunların çözülmemesi Türkiye’de hala mezhepçi bir yaklaşımla sorunların çözümüne yaklaşıldığını göstermektedir. Eğer din ve vicdan özgürlüğü sağlanacaksa bu sorunlar Alevi canların talepleri doğrultusunda muhakkak çözülmesi gerekiyor” diye ifade etti.

“İNSANIN İNANCINI YAŞAMASININ ENGELLENMESİ İNSAN HAKKINA SALDIRIDIR”

“Her insanın kendi inancını yaşama hakkı kutsaldır. Dolayısıyla bir Alevinin ya da başka bir inanca sahip farklı mezhepten yurttaşların kendi inancını yaşamasına engel nitelikteki uygulamalar hukuka aykırıdır” diyen Temel şunlara vurgu yaptı:

“Sorunların çözülmemesi ve insanların kendi inancını yaşamaması ya da engellenmesi temel insan hakkına çok ciddi bir saldırı niteliğindedir. Kınamak gerekiyor. Din ve yaşam biçimi insanın en temel parçalarından birisidir. İnanmak ya da inanmamak, istediğin dini inancı yaşamak ve yaşamamak bu kapsamda değerlendirilmelidir. Fakat çocuk yaştaki insanlara belirlenmiş kimi şeylerin dayatılarak öğretilmesinin de din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN  

pirha.net © 2018