Ana Sayfa EMEK-EKONOMİ, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER, YEREL HABERLER 20 Nisan 2019 - 11:46 164 Görüntüleme

Ailesi mirası ‘Bodrum Yadigarı’ ürünleri ile ranta direniyor – VİDEO

PİRHA- Bodrum’da yaşayan ve ‘Bodrum Yadigarı’ ürünlerinin kurucusu olan Erman Aras, babasından kalan 4000 mandalina ağacından ürettiği doğal ürünleri hem halka sunuyor hem de ranta direniyor.

Babadan kalma mandalina bahçesini ayakta tutmak için markalaşmaya giden Erman Aras, annesinin ismini verdiği, ‘Bodrum Yagidarı’ lokumu ve doğal ürünleri ile ranta karşı direniyor. Anne ve babasının birlikte dikip büyüttüğü mandalina bahçesini yaşatma sözü veren Aras, aynı zamanda doğal olarak lokum, reçel, gazoz ve cips üretiyor.

Daha önce ülke geneline internet üzerinden adrese teslim Bodrum mandalinası satışı yapan turizmci Erman Aras,  katkı maddesi kullanmadığı yeni markası “Bodrum Yadigarı” lokumu ile bahçelerini koruyarak imara direnmeye devam ediyor.

“ANNEMİN İSMİNİ ÜRÜNLERİMİZDE YAŞASIN İSTEDİK”

Babası Ömer Aras ve annesi Yadigar Aras’ın 1950-60 yılları arasında 4000 mandalina ağacı ekmesi ile başlayan ‘Bodrum Yadigarı’ hikayesi, Erman Aras’ın bu emeğe sahip çıkma sözü ile devam etmiş. Mandalina satmanın artık kendini kurtarmadığını söyleyen Aras, mandalinadan tamamen şekersiz ürünler üretmeye başlamış ve başarmış.

Aras, o süreci şöyle anlatıyor:

“Babam 1950-60 yılları arasında kendi elleriyle 4000 mandalin ağacı dikmiş. 92 yaşında kendisini kaybettik ve ona bir söz verdik. Dikmiş olduğu mandalin ağaçlarını yaşatacağız. Tabi sadece mandalina satmak kendini kurtarmıyor. Önce mandalin, portakal ve bergamot reçeli ile başladık. Yaptığımız bütün ürünler şekersiz. Amacımız bize yadigar bırakılan bu ağaçların yaşatılması. Bu sefer ürünleri çeşitlendirelim dedik. Burası turizm bölgesi ve herkes misafirlerine lokum ikrar ediyor. Sırf yüzde yüz Bodrum kokan, içinde kimyasal, şeker olmayan bir lokum yapmaya çalıştık. Tabi en sıkıntılı kısmı dışıydı. Şeker kullanmadığımız için hurma ile tatlandırdık. Mandalinayı kurutup cips yaptık. Bu sefer onu kurutup un yaptık ve lokumun dışına kapladık. Bodrum ve Akdeniz kokan bir ürün çıktı. Narenciye kabuğundan bir çok atıştırmalık ürünler ve mandalina gazozu yaptık. Bunlara da annemizin ismini verdik. Annemin ismi Yadigar ve ‘Bodrum Yadigarı’ olarak markalandırdık. Şimdi ise ülkemizin bir çok yerinde bunları pazarlamaya çalışıyoruz. Tabi hedef yurt dışına da açılabilmek.”

“BABAM İNANDI VE RANTA DİRENDİ”

Tarımın  her geçen gün gerilediği zamanlarda turizm sektörünün öne çıktığını söyleyen Aras, birçok ağacın rant uğruna kesildiğini ve babasının buna direndiğini vurguluyor. Babasının, “Ağacın ne suçu var, her sene meyve vermeye devam ediyor. Pazarlayamıyor isek bu suç bizim” sözlerini hatırlatan Aras şöyle devam ediyor:

“Şu an çok mutluyuz. Bir defa geri dönüşler çok iyi. Doğal, gurme bir ürün yapıyorsunuz ve katkı maddesi kullanmıyorsunuz. Tabi yavaş yavaş oluyor. Daha çok gurme dükkanları hedefliyoruz. Şeker kullanmadığınız için maliyetleri artıyor. Alanların beğenip tekrar gelmeleri bize de büyük enerji veriyor. Babam 4 çocuğunu hep mandalina parasıyla okuttu. Turizm başlayınca maalesef ağaçlara önem verilmemeye başlandı. Rant için hepsi kesilip binalar yapılmaya başlanınca babam direndi. Onun bu inancına saygı duyduğumuz için biz de devam etmeye çalışıyoruz. Mandalin artık para etmemeye başladı. Belli bir rekoltenin altına düşünce, burası artık pazarcının elinde kaldı. Babam hatırılarını bir kitapta topladı. ‘Ağacın ne suçu var, her sene meyve vermeye devam ediyor. Pazarlayamıyor isek bu suç bizim’ diyordu.  Tabi günümüzün şartlarında biz de internette aracılığıyla ürünlerimizi göndermeye başladık.”

“ÜRETMEDİĞİMİZ AN TOPRAKLARIMIZ  RANTA BIRAKILACAK”

Üreticinin zor şartlar altında direnmeye çalıştığını hatırlatan Aras, üretmedikleri anda bu toprakların ranta bırakılacağının altını çizerek, “Bodrum mandalini niye özeldir? Çünkü çekirdeklidir ve aroması çok farklıdır. Yarım adanın etrafı tamamen deniz ve denizden gelen meltem rüzgarları  ile tuzun etkisi farklı bir aroma verir. Çok değerli bir ürün var elimizde. Turist buraya geldiği zaman ülkesinde olan bir şeyi sunmaya çalışıyoruz. Ama yörede ne varsa onu görmek, tatmak ister. Aslında çok zor şartlardayız. Elektriğin, mazotun pahalılığı gibi her şey üretimin aleyhine. Buna rağmen üretmeye devam etmeye çalışıyoruz. İnadına üretiyoruz. Üretmediğimiz an bunların hepsini ranta bırakarak teslim olmamız gerekecek. Bunu çiftçi arkadaşlarımız üretmeye zorlamalı ve üretimi kesmemeliyiz” diye vurguluyor.

Ersin ÖZGÜL/MUĞLA

 

pirha.net © 2018