Alevi inancında kavut yemeğinin önemi nedir? Pir Vedat Tekten açıkladı!

PİRHA-PSAKD Ayvalık Şube Başkanı Ağuçan Ocağı evladı Pir Vedat Tekten, Hızır ayı ile birlikte dağıtılan ‘Kavut’ lokmasının Alevi inancındaki yerini anlattı. Pir Tekten, kavutun doğadan gelip hem insanların hem de başka canlıların faydalanabildiği bir gıda olduğu için tercih edildiğini ifade ederek, Alevi inancının temel taşlarının doğa ile ilişkili olduğunu da söyledi. 

Hızır ayı ile birlikte dağıtılan lokmaların içerisinde yaygın olarak ‘Kavut’ yer alıyor. Alevi toplumunda haşlanmış buğdayın kurutularak ve daha sonra da kavrularak un haline dönüşmüş şekline ‘Kavut’ ismi veriliyor. Hazırlanan kavutlar, içinde bulunduğumuz ayda Hızır’a, insanlara ya da doğaya sunuluyor.

Kavutun Alevi inancında nasıl bir karşılığı olduğunu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı Ağuçan Ocağı evladı Pir Vedat Tekten’e sorduk.

Hızır ayı sebebiyle lokma edilen ‘Kavut’un’ tarihçesine dair Tekten, şunları anlattı:

“Hızır ayında Hızır’ın evlerimizi ziyaret ettiği, bazı zamanlarda göründüğü, bazı zamanlarda da işaret bıraktığı inancı vardır. Hızır’ın hangi donda, bize nasıl gelip görüneceğini bilemeyiz. Çünkü Hızır’ın 1001 donu vardır.

İnancımız gereği eskiden eve bakan taşların ya da eşiklerin üzerine kavut, un haline dönüştürülüp dökülürdü. Hızır’ın oraya el ya da ayak izini bırakacağına inanarak böyle bir şey yapılırdı. Ayrıca lokmalar doğaya da bırakılırdı. Yani lokma yapıp da ‘haydi bir masa etrafında toplanalım’ değil. Onu pay edelim, komşuya da dağıtalım anlayışı vardı.

‘Dağa, taşa, kurdun, kuşun hakkı’ diye doğaya da lokmalar bırakılırdı. Ziyaret ettiğimiz kutsal noktalara da lokmalar bırakılırdı. Tabi onların da yanına bir tepsi içerisinde kavut da bırakılırdı. Çünkü o lokmaya Hızır’ın uğrayıp uğramadığını ertesi gün anlamak adına böyle bir eylem yapılmaktaydı.”

DOĞADAN İNSANA, İNSANDAN DİĞER CANLILARA…

Tekten, kavutun doğadan gelip hem insanların hem de başka canlıların faydalanabildiği bir gıda olduğu için tercih edildiğini ifade ederek Alevi inancının temel taşlarının doğa ile ilişkili olduğunu da söyledi.

Tekten, sözlerine şöyle devam etti:

“Hızır, 21 Aralık’ta Gaxan ile başlayan bir süreçtir. Bu dönem bizler için aynı zamanda Görgü Cemlerimizin yapıldığı, pir önünde dara çekildiğimiz, sorgudan geçtiğimiz günlerdir. Kavut ile lokmaların dağıtıldığı ritüeller Anadolu Aleviliğinin köydeki yaşamında yer alıyordu. Ama bugün Dersim, Koçgiri, yani merkez Alevilik diye sayabileceğimiz o topraklarda aynı şekilde devam ettiriliyor. Fakat şehirlerde bu imkândan uzağız. Yine de şehirlerde de olunsa her Alevi, inancı doğrultusunda bugünleri yaşamakta. Kısacası; kavut, lokma bir tür şükran gösterisidir. doğaya verdikleri ile ilgili bir tür şükür etme geleneğidir.”

“HIZIR’IN KURBANI KANSIZ OLMALI”

Tekten’in işaret ettiği bir diğer konu ise Hızır ayında tığlanan kurban geleneği oldu. Tekten, “İnancımız gereği Hızır’ın kurbanı kansız olmalıdır” diyerek “Elma, meyve ya da kömbe gibi geleneğimizde var olan lokmalar tercih edilmeli. Bunların pay edileceği zaman, yoksulun gözetildiği, var olanın varını pay ettiği, görgüden geçirildiği günlerdir. Alevi toplumunun en kutsal ayı Hızır’dır” ifadelerini kullandı.

“ELMANIN KIZILI YA DA YEŞİLİ İLE İŞİMİZ YOKTUR”

Tekten, ‘Elma’ imgesine de değindi. Alevilerde elmanın kutsal sayıldığını söyleyen Tekten’in aktarımı şöyle:

“Alevilerde kutsal sayılan bir yiyecektir elma. Çünkü bir tür kurbandır. Çeşitli söylemlerde, inancımızda yer almıştır. Muhammed’i inanışlar bunu, Hz. Hasan’a, Hz Hüseyin’e bağlayan görüşler de vardır. Fakat elma sadece bizde değil bütün kadim topluluklarda kutsanmıştır. Örneğin İslam’da Havva ya da Adem’e elma yedirilmiştir. O manası ile biraz sulandırma gayreti yapılmıştır. Mesela Avrupa’nın dağlık topluluklarında da elma kutsaldır.

‘Kızıl Elma’ imgesi ise daha çok Orta Asya coğrafyasında Şamanizm ile birlikte başlamıştır. Tabi bizlerin, elmanın kızılı ya da yeşili ile çok fazla işimiz yoktur. Ama elma kutsaldır. Cemlerde 12 pay yapılarak taliplere pirin elinden verilir. Yani biz, elmayı kurban olarak görürüz.”

Eren GÜVEN/ANKARA

 

buy azithromycin online