CANLI YAYIN

Alevi Kurultayı’nda içte ve dışta asimilasyon vurgusu-VİDEO

PİRHA- HBVAKV İzmir Temsilciler Meclisi’nin düzenlediği Alevi kurultayında, Alevilerde birliğe ve son yıllarda Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına dikkat çekildi. Dedeler, gençler ve kadınların asimilasyon politikasının cenaze erkanı ve köylerde cami cemevi projeleriyle artarak devam ettirilmek istendiği kaydedildi.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İzmir Temsilciler Meclisi, Karşıyaka Belediyesi Deniz Baykal Kültür Merkezi’nde Alevi Kurultayı düzenlendi. Mehmet Turan dedenin çerağ uyandırması ile başlayan kurultayda zakir Berivan Canpolat deyişlerini seslendirdi. Güzelbahçe Cemevi gençleri ise deyişler eşliğinde semaha durdu.

Semah dönülmesinin ardından Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han konuşma yaptı. Han, asimilasyan politikalarına karşı yapılan İzmir Alevi Kurultayı’nın HBVAK Vakfı İzmir Temsilciler Meclisi’nin ortak bir çalışması olduğunu söyledi. Han, İzmir’deki Alevi kurumlarını davet ederek, birlik beraberlik içerisinde güçlü bir yapı oluşturma hedefinde olduklarını belirtti. Han’ın konuşmasının ardından sunumlara geçildi.

Moderatörlüğünü Vedat Kara’nın yaptığı oturumda Mehmet Turan dede, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Antropolog Hasan Harmancı, Özdoğan Sağlam dede, Yeksani dede, gençlik kollarından Nazlı Demir ve zakir Berivan Canpolat konuşma yaptı.

“ALEVİLERE YÖNELİK BASKI GİDEREK ARTTI”

Vedat Kara konuşmasında, Alevilere yönelik saldırıların bugüne kadar süre geldiğini söyledi. Bu saldırıların bugün tank tüfekle, karanlık güçlerle karşılarına çıktığını belirten Kara, “Eşit ve özgür bir yaşam istiyoruz. Bir rıza şehri düşünüyoruz. Haktan hukuktan yana bir yaşam düşünüyoruz” dedi.

Alevilere yönelik küresel bir saldırının olduğunu ve dergahların işgal edildiğini söyleyen Kara, “Türkiye ve Avrupa örgütlenmelerinde Aleviler çok ciddi baskıya maruz kalıyor. Alevileri paramparça etmeye çalışıyorlar. Bütün inançlar için Aleviler inanç özgürlüğünü savunuyor. Bizi ayırmaya çalışanlara şunu demeliyiz: Bizim kabemiz insandır” ifadelerini kullandı.

Kara, eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olarak görülmesi gibi taleplerin güncellenmesi gerektiğine dikkat çekti.

“DEVLETLİ İNANCIN BİR UCU KANLIDIR; DİYANET KALDIRILSIN”

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de yaptığı konuşmada eşit yurttaşlık ve ötekileştirmeden bahsetti. Alevilerin genel hakları, istemleri, hukuksuzluk üzerine 10 yıl önce ciddi bir rapor sunduklarını hatırlatan Geçmez şöyle konuştu:

“Asıl sorunun sahibi olan sistemin kendisi gündeme açılmadı. Alevi örgütleri arasında bir sorun varmış gibi yansıtıldı. Niyetin Alevi sorununu çözmek olmadığını gördük. Arkasında hükümetin yetkilileri 10 yıl sonra hala Aleviler ile ilgili şeyler söyleniyor. Alevilerin inanç ve ritüelleri Alevileri ilgilendirir. Ama yine de buna rağmen İslam içi ya da dışı gibi tartışmaları gündeme getirerek birlikteliğimizi yıkmaya çalışıyorlar.”

Diyanet’in kaldırılması taleplerini Sünniler içinde istediklerini söyleyen Geçmez, “Devletli inancın bir ucu kanlıdır. Gelin birlikte mücadele edelim. İnsanların vicdanında kalsın inançları” dedi.

“ALEVİ KÖYLERİNE ZORLA CAMİ YAPTIRILIYOR”

Alevi köylerine zorla cami yaptırılması, zorunlu din dersi uygulamaları gibi asimilasyon politikalarından bahseden Geçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimlerde Alevilik gündemde. Camilere yapılan hizmeti hak, cemevlerine hizmeti ayrımcılık bilirler. Kendi inancından olmayana yapılan her şeyi ayrımcılık olarak görüyorlar. Biz ‘birlikte yaşamayı savunarak, ayrımcılığı yapanların gözüne ayna tutup yüzleşin’ diyoruz.

Bize ciddi bir şekilde karşı duruş var. Hem kamu da hem özel sektörde. Kamuda ne kadar çok Alevinin kimliğinden ötürü işsiz kaldığını biliyorsunuz. Bunu belediyeler yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi 7-8 tane cemevi işletmeciliği yapıyor ama Alevileri temsil etmiyor. Konu Aleviler olunca Alevileri temsil etmekten geri kalıyor. Bütün isteğimiz eşitlik, demokrasi üzerine. Türkiye’nin kendi ön yargılarından kurtulması lazım. Bundan kurtulması için birlikte mücadele etme zamanıdır.”

İÇ ASİMİLASYON TEHLİKELİ BOYUTTA

Alevilere yönelik çalışmalar gerçekleştiren Antropolog Hasan Harmancı, iç asimilasyona değindi.

Türkiye’nin pek çok bölgesinde belediyeler başta olmak üzere tanımama ve yok etmenin yoğun bir şekilde görüldüğünü vurguladı. Görsellerle anlatımlarını gerçekleştiren Harmancı, Alevi dergahlarına yönelik restorasyonların orjinaline uygun yapılmadığına dikkat çekti. Restore edilen dergahların ayet ve sürelerle içinden çıkılamaz bir hal aldığını söyledi. Bu restorasyonlar sırasında Alevilerin kendi geçmişlerine sessiz kalmasını da eleştirdi. Harmancı, Alevilere ait mezar taşlarının son 10 yılda paramparça edildiğini ifade etti.

TİKA adlı bir kurumun da Alevilere yönelik asimilasyonda büyük rol oynadığına dikkat çeken Harmancı, “MİT’in sivil örgütlenme teşkilatı olarak Aleviler üzerinde etkisi büyüktür” dedi.

Alevilerin de içinde yer alarak Kur’an, bayrak figürlerinin yer aldığı ve hükümete yakın isimlerle asimilasyonu pekiştiren Alevilik çalışmaları adı altında Nevruz cemi, Kurban cemi, gri pasaportlu dedeler, cami cemevi projesi, Gadir Hum, aşure gibi etkinlikleri hatırlatan Harmancı, bunların bir iç asimilasyonu olduğunu söyledi. Harmancı, bunun Alevi toplumu için daha da tehlikeli olduğunun altını çizdi.

MEHMET TURAN DEDE: ŞİA ANLAYIŞINI ALEVİLİK OLARAK GÖRÜLÜYOR

Asimilasyonun inanç boyutuna ilişkin ise Mehmet Turan dede konuşma yaptı. Turan dede, “Şu an kurultay değil bir cem yapıyoruz” diyerek konuşmasına başladı.

Turan, devletin asimilasyon, katliamlarla aslında Alevileri iyi tanıdığını söyleyerek, “Ama inancımızı, fikrimizi tanımıyor. Çünkü onu tanımaya kalkarsa kendine ait pek çok şeyi kaybedecek. Emeğin, mazlumun yanında oluşumuzdan korkuyorlar. Korkmaya da devam etsinler. Bu korku da onlara yeter” dedi.

Alevilik inancına yönelik asimilasyona ilişkin konuşan Turan dede sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bize aktarılmaya çalışılan Şia anlayışını Alevilik olarak görüyoruz. Anlamadığımız dilden din tüccarlığı yapanların peşinden gitmeye çalışıyoruz. Cemevlerimizde Kur’an kursları açtırıyorlar ‘eyvallah’ diyoruz. Okunacak en büyük kitap insandır. Buradan yola çıkmadığımız sürece Aleviliğe en büyük asimilasyonu kendimiz yapmış oluyoruz.”

Bir asimilasyonun da hakka yürüme erkanında yaşandığını söyleyen Turan, “Bu erkanı başkalarına teslim ettik ve onlar kendi usullerine göre canlarımızı toprağa uğurlamaya başladılar” dedi. Turan dede, telli Kur’an ve gülbeng ile yapılan cemlerin yaygınlaşması gerektiğini vurguladı.

ALEVİLİK RİTÜELLERİNDE TEKTİPLEŞTİRME

Zakir Berivan Canpolat da “Aleviliği dışarıdan bir gücün yıkması mümkün değil. Ama kendi içimizde ördüğümüz asimilasyon bizi sarmış durumda buna dikkat çekmemiz gerekiyor” dedi.

Köyden kente göç ile birlikte sazların tektipleştiğini söyleyen Canpolat, cemlerin ise giderek yapaylaştığını, farklılığını kaybettiğini ifade etti. Sivas katliamından sonra semahın sembolik bir hale gelmeye başladığını da eleştiren Canpolat, “Semahın ekibi olmaz, aşka geldiğin her an dönülebilir. Hakka ulaştıktan sonra kişi ne yaptığını bilmez. Semahı da tektipleştirdiğimiz için seyir için dönmüş oluyoruz” dedi. Canpolat, ayrıca aşıklık geleneğinin de tektipleştirildiğini ifade etti.

GENÇLİK CEMEVLERİNİN EĞİTİM YUVASINA DÖNÜŞMESİNİ İSTİYOR

Gençlik kollarından Nazlı Demir de asimilasyon ve yozlaşma ile karşı karşıya olduklarını ifade etti. Demir sözlerini şöyle konuştu:

“Kulaktan dolma ve yanlış bilgiler var. Dedeleri eleştirme hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Her cemevinde farklı bir yolun yürütülmesi de gençleri uzaklaştırıyor cemevlerinden. Gençlerde kafa karışıklığına da neden oluyor. Alevilik üzerine konferansların yapıldığı bir eğitim yuvasına dönüşmesi gerekiyor. Bunlar olmazsa 10-15 yıl içinde yok olmakla karşı karşıya Alevilik. Birlik olmayı öğrenmemiz gerekiyor.”

“ALEVİLİKTE SÜREKLER BELLİDİR”

Süleyman Deprem dede, hala herkesin kendine göre Alevi yolu belirleme gayretinde olduğunu söyledi.

Deprem dede sözlerine şöyle devam etti: “Aleviliğin esasları bellidir halbuki. Alevilikte ortak paylaşımı esas alırız ama kendi aramızda ortaklaşmayı beceremiyoruz. Örgütlülüğümüzü körüklemeye devam ediyoruz. Son 30 yılda çeşitli kurumlarımızın bir araya gelerek Alevilerin tek çatı altında olmalarını isteyen çalışmaları önemlidir. Alevilikte sürekler bellidir. Sürekler kendi içerisinde inanç kurulu oluşturabilir. Ama dernekler buna sahip değildir. Dernek ve vakıfları yolun erkanın önüne koymak gibi yanlışlar var. Alevilikte birlik esastır. Yol erkanın esaslarına uygun yapılmalıdır. Yan yana durmak zorundayız. Çünkü bölündük, yok edildik.”

HAKKA YÜRÜME ERKANINDA ASİMİLASYON

Özdoğan Sağlam dede ise hakka yürüme erkanındaki asimilasyona değindi.

Sağlam dede, “Hakka yürüme erkanı Aleviliğin özünde olup hak döşeğinde ağıtlar yakılırdı, deyişler söylenirdi. Yol yürüten bir can tarafından bu hizmet yapılırdı. Bu hizmet yapılırken bürokrasiden geldikleri için bunların erkanımızı görmeleri için mezarların önüne musalla taşı koyma gereği duydu. Bu sefer musalla taşının önünde Alevi toplumu namaz kılmaya başladı.” dedi.

Asimilasyonun böyle başladığını söyleyen Sağlam dede sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendi pir ve dedelerimizi İslam öğretisinin içeresine itekledik. Dedeler, Sünni ulemaların verdiği duaları okumaya ve eğitim görmeye başladılar ve kendi taliplerine bu hizmeti vermeye başladılar. Şehirleşme ile birlikte son asimilasyonu buraya taşıdık. Bu asimilasyon gerçeği Anadolu’daki tüm toplumlarda vardır. Cemevlerinde asimilasyona karşı mücadele verirken gelin 4 kapı 40 makam öğretilerine göre yapalım diyoruz.

Bizi asimile eden biz kendimiziz. Ama maalesef biz ısrarla hakka yürüme erkanlarını ötekileştirme derdindeyiz. Biz kendimiz olduğumuz sürece var olabiliriz. Kurumların bu meseleye el atması lazım.”

Konuşmaların ardından kurultay soru cevap ile devam etti.

PİRHA/İZMİR

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018