CANLI YAYIN
Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 20 Kasım 2018 334 Görüntüleme

Alevi kurumları, bölge toplantılarının sonuncusunu Antalya’da gerçekleştirdi

Alevi kurumları, bölge toplantılarının sonuncusunu Antalya’da gerçekleştirdi
Tarih: 20 Kasım 2018 - 14:24

PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde başlatılan ‘Alevilerin genel sorunları’ konulu muhabbet Antalya’da düzenlenen bölge toplantısında ele alındı. Toplantıda, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının devam ettiği belirtilerek, zorunlu din dersinin, bir asimile yöntemi olduğu vurgulandı.  

Antalya Kızılarık Cemevi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Gani Kaplan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

“BİZİM ÖZÜMÜZ BİRLİKTİR”

Sonuncusu Antalya’da yapılan toplantıda ilk olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül aldı. Alevi kurumlarının genel başkanlarıyla birlikte, Türkiye’nin birçok farklı illerinde toplantılar yaptıklarını söyleyen Güzelgül, Alevileri bölmeye çalıştıklarını, sahte Alevi dernekleri kurdurularak, bu derneklerin Diyanet, hoca ve mollalara hizmet ettiğini ifade etti.

Alevi toplumu içerisinde de nefsine yenilen kişilerin olduğuna vurgu yapan Güzelgül, “Her ağacın kurdu, kendi özünden olur der Erenler… Bunlar da bizim kurtlarımız. Bizim bugün sizin cemalinizdeki oluş amacımız, ne kadar çürüğümüz var ise de olsun; öz sağlam bir özdür. Özümüz, birliktir! Hak yoludur, taliplerin yoludur, pirlerin, erenlerin yoludur. Burada yer alan genel başkanlarımızın muradı, bu yolda birliği güçlendirmeye hizmet etmektir. Küskünlükleri, dargınlıkları bir yana bırakıp, döküleni doldurmaya, kırılanı onarmaya, gönülleri hoş etmeye yola çıktık. Bu tek bizlerin niyeti ile olmuyor. Bu yola talip olan canların, bu hizmeti hak etmesi, bilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“SON BEŞ YILDA ÇOK KIRILDIK, ÇOK DÖKÜLDÜK”

Alevilerin 1990’lı yıllardan itibaren yavaş yavaş biraraya gelmeye başladığını söyleyen ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, 2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı sonrasında Alevilerin biraraya gelmelerinin, bu acıyı birlikte yaşamalarının çok önemli olduğunu vurguladı. Tarihin her safhasında Alevilerin yaşamlarının çok zor geçtiğini, özellikle son 30-40 yıllık sürecin de bu zor süreçten nasibini aldığını anlattı. Kurulan Alevi dernek ve cemevlerinin bin bir zorlukla kurulduğunu sözlerine ekleyip, bu konuda bir de öz eleştiri getirdi:

“Bizler kimi zaman inanılmaz birliktelikler oluşturduk, yan yana geldik. Güzellikler ve başarılar yaşadık. Ama diğer yandan akla, vicdana sığmayacak kötülükleri birbirimize yaptık, birbirimizin önüne engeller koyduk. Alevi hareketi, özellikle son 5-6 yılda yaşadığı kırılmalar ile birbirine düştü. Ve bugün baktığımızda, olduğumuz yerde tekrar boşa dönüyor, ilerleyemiyoruz. Canlar, son 5-6 yılımızda çok kırıldık, çok döküldük. Artık kırılanı onarmak, döküleni doldurmak hepimizin görevi olmuştur. Bugün artık hepimiz Alevi mücadelesine önce buradan bakmak zorundayız. Çok kırıldık, çok yorulduk, çok küstürdük. İlk başta yapmamız gereken, birbirimizin yaralarını sarmak, dilimizi, gönlümüzü temizlemek, küstürdüğümüzün gönlünü almak, kendini beğenmişliğimizin önüne geçmek, nefsimizi biraz durultmak ve biraz muhabbet etmektir. Bizim ibadetlerimizin en önemli ritüeli, muhabbet etmektir. Bazen Hak’la muhabbet ederiz, bazen Pir’le, mürşitle, bazen can cana muhabbet ederiz. Muhabbetlerimiz insanlığa, güzelliğe, dostluğa, aşka barışa, kardeşliğe, yoldaşlığa dair olur. Şimdi bu muhabbetleri yeniden kurmalıyız” dedi.

“EĞER BİRLİKTE OLMAZSAK DERGAHLARDA KİRACI OLURUZ”

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin eşit hak ve talepleri, kazanımları konusunda da önemli değerlendirmelerde bulundu. Alevilerin yıllardır beklediği eşit hak ve taleplerin ancak bir olunursa elde edebileceğine dikkat çeken Güzelgül, bunu yapmamaları durumunda asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacakları uyarısında bulundu. Güzelgül, değerlendirmelerine şu cümlelerle devam etti:

“Eğer bir olmazsak, çocuklarımızı imam hatiplere göndermek zorunda kalırız. Eğer bir olmazsak, Alevi gençlerin hakim, savcı, yönetici, doktor ve benzeri meslekleri elde etmeleri imkansız olur. Eğer bir olmazsak, Alevileri parça parça böler atarlar. Eğer bir olmazsak, kendi dergahlarımızda kiracı olarak yaşamaya devam ederiz. Eğer bir olmazsak, biz bu ülkede ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamaya devam ederiz.  Gıybeti, kini içimizden atıp; dostlukla, yoldaşlık hukuku ile yan yana gelmek zorundayız”

“ALEVİLİĞİ BAŞKA İNANÇLARIN BOYUNDURUĞUNDAN KURTARMALIYIZ”

Alevilerin asimile edilmesine katkı koyan davranışların 1977 yılına dayandıran  Güzelgül, “1977 yılında İran’ın Kum kentinde yapılan İslam Konferansa Türkiye’den Süleyman Ateş katılmıştı.  Medarı, Süleyman Ateş’e, ‘Sizdeki Aleviler ateistleşiyor. Ya siz Sünnileştirin, ya da bırakın biz Şiileştirelim’ demiştir. Bu kurultayın ardından hemen İstanbul başta olmak üzere pek çok kentte pirlerimizin ve ulularımızın adıyla yüzlerce cami açıldı. Şimdilerde pirlerimizin ve ulularımızın adıyla kurultaylar yapıyorlar. Bakıyorsunuz Diyanet İşleri Başkanı, Dersim gibi Alevilerinin kökleri olduğu yere gidiyor, Cemevi dedesi bize Kuran gönderin diyor, Diyanet İşleri Başkanı imam gönderelim diyor. İbadethanelerimizi kabul etmedikleri yetmedi, Mollalara, işbirlikçilerine rağmen biz cemevlerimizi yapmaya, yaşatmaya devam ediyoruz. Cemevlerini minaresiz camiye dönüştürmeye çalışıyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz. Bu nedenle Alevi kimliği ve Alevi inancı konusunda çok net olmalıyız. Alevilik, Aleviliktir! Bizim ibadetimiz Cem’dir.  Cemimizde dara dururuz, deyiş okuruz, semah döneriz, ikrar veririz. Bunları sağa sola çekmeye çalışanlara asla izin vermemeliyiz. Bugün çocuklarımızın kafası da karışık! Babadan, dededen gördükleri Alevilikle, okulda sokakta, medyada anlatılan Alevilik farklı!  Buna fırsat vermemeliyiz. Cesur kararlar almak zorundayız. Aleviliği, başka inançların boyunduruğu altından kurtarmalıyız. İşte bunlar yaptığımızda, devlete söz söyleme hakkımızda olur, sözümüzün hükmü de olur” diye konuştu.

“ZORUNLU DİN DERSİ İSTEĞE BAĞLI OLMALI”

Yüz yıllardır Alevi inancının çeşitli yöntemlerle yok edilmeye çalışıldığını aktaran ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, zorunlu din dersine karşı oluşlarının nedenlerini sıraladı. Zorunlu din dersinin, bir asimile yöntemi olduğunu vurgulayan Güzelgül, “Zorun din dersi iddia edildiği gibi din, inanç ve kültür, mezheplerinin tanıtıldığı, öğretildiği bir ders değildir. Aksine, bu derse giren her çocuğa inanç ne olursa olsun zorunlu olarak Sünni, Hanefi inancının eğitimi ve bu inanç ve yolun tek doğru bir yol olduğu anlatılmaktadır. Türkiye’deki eğitim kurumlarında Alevilik yok sayılmakta, Alevilerin bu konuda hak ve mücadeleleri sonuçsuz kalmaktadır. AİHM’nin aldığı kararlar, yapıyormuş gibi gösterilerek, sanki Alevilik ve Bektaşilik folklorik bir dinsel unsur gibi müfredatta yer bulmaktadır. Çocuklarımız inançları nedeniyle aşağılanmaktadır. Alevilik, kendine özgü Batini görüşleri olan, müstakil bir inançtır. Alevilikte inanç biçimi diğer inançlardan farklıdır. Bizim ibadetimiz Cem’dir, İbadethanemiz cemevi’dir. Bağlama, Alevilikte kutsal bir sazdır. Deyiş ve nefesler, Hak kelamıdır. Hak için semah döneriz. Devlet, dinlere, inançlara karşı tarafsızlığını korumalı, AİHM kararları uygulanmalıdır. Din dersi zorunlu değil, isteğe bağlı olarak uygulanmalıdır”  ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE HIZLA DEMOKRASİDEN UZAKLAŞIYOR”

Güzelgül’ün ardından Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez söz aldı. Konuşmasında daha çok hükümetin sosyal, kültürel ve ekonomik uygulamalarını değerlendiren Geçmez, bu konuda iktidara eleştiriler yöneltti.  Türkiye’nin ekonomik, eğitim alanında geri kaldığını vurgulayan Geçmez, din alanında da son yıllarda sahte din âlimlerinin türediğine vurgu yaptı. Ortadoğu ülkelerinin bugün geldiği noktaya gelmemek için, laiklik ve hukuk üzerinde yoğunlaşılması gerektiğinin altını çizen Geçmez, “Türkiye’nin eğitim sistemi de çok kötü. Türkçe okuma yazmada dünyanın en geri ülkelerinden biriyiz.  Biz Irak Suriye İran olmamız için, demokrasi laiklik ve hukuk üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Biz bu mücadeleyi bu hatlara çekemezsek; ben Hacıbektaşi Veli Kültür Merkezi’ne üye oldum, beni sildiler. Alevi Kültür Derneği’ndeydim beni kovdular şeklinde köy kavgalarına devam edersek bilincimizi kaybederiz. Dünyanın her tarafında yoksullaştırılan ve farklılaştırılan insanlar var. Türkiye hızla demokrasiden uzaklaşıyor. Her konuşmasında eleştiriyi kendilerine hakaret kabul eden topluluklardan olduk. Oysa eleştiri ciddi bir kültürdür. Eleştiri kültüründen uzaklaştığımız için eğitilemiyoruz. Eğitimimiz, insani değerlerimiz çöktüğü için üretemiyoruz. Daha önce üniversitelerimiz dünyaca ünlü üniversiteler sınıfına girebiliyorken bugün giremiyoruz.  Peki, üniversitelerin bugün geldiği noktada görevi ne?  İslami İlimler Akademisi açmak. O da yetmiyor, İmam Hatip Liseleri açmak. O da yetmiyor Kuran kursları açmak. Antalya’da tarikat bilinci o kadar yüksek ki çocuklarınıza sahip çıkın. Sahip çıkmazsanız durumunuz vahim. Çocuklarınızın hangi eğitimden geçtiğini bilmeye çalışın. Ders kitaplarında zorunlu din dersinde, Hz. Ali’nin atına katır demişlerdir. Hacıbektaş Veli’nin Hacca gidip geldiği, namaz kıldığı için büyük bir Türk ve Müslüman olduğu söyleniyor. Bütün bunların alevi kaynaklarında bir yeri yok. Bir kin, bir nefret var. Herkes başkalarının inançları üzerinden kendilerini var etmeye değil, başkalarının inançlarına kıymet ve saygı göstererek kendisini var etmeli” diye konuştu.

“ALEVİLERİN KENDİ DEĞERLERİNE DÖNMESİ LAZIM”

Geçmez, ibadetlerini namazla gerçekleştiren Alevilere konuşmasında sert çıktı. Alevilikte namaza yer olmadığını belirten Geçmez şöyle konuştu:

“Kimse size Alevilik öğretmesin. Ben de size öğretmeyeyim. Hepiniz Aleviliği bal gibi biliyorsunuz. Hepiniz şehre girerken özel sorunlarınız var! Karar vermemiz lazım. Ya Ali’ce kalacağız ya da bırakın yapanlar yapsınlar. Hangimiz Ramazan’da Bayram Namazı’nı kılıyordunuz? Ben Alevi kökenli yurttaşlara söylüyorum. Sünni kardeşlerimize hiçbir sözüm yok! Ramazan Bayramı gelince bu Cemevi’nin kapısına dayanıyorlar, açın biz Bayram Namazı kılacağız. Utanmıyor musunuz? Ondan sonra yok Diyanet bizi asimile ediyor. Asıl asimileyi siz yapıyorsunuz. Kurban Bayramı geldiği zaman cemevlerinin kapılarına dayanıyorsunuz. Kurban Namazı, Kurban Cemi tutmak istiyoruz!  Utanmıyor musunuz? Alevilikte Kurban cemi diye bir şey var mı? Derdiniz farklı. Komşunuz camiye gidiyor siz de ona yaranmaya çalışıyorsunuz. Alevilerin kendi değerlerine dönmesi lazım! Alevilikte namazın olmadığını hepimiz biliyorsunuz. Özümüze dönerek bu işi başarabiliriz.

“BİRBİRİMİZİN AYAĞINI ÇEKMEKTEN VAZGEÇELİM”

Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Gani Kaplan da yaptığı konuşmasında birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. Alevilerin siyasette olmasının önemine dikkat çeken Kaplan, bu konuda çok çarpıcı özeleştirilerde bulundu. Kaplan, “Bölge toplantılarının sonunu Antalya’da gerçekleştiriyoruz. Amasya’dan başladık, Antalya’da bitiriyoruz. Amasya’da toplantılara başladığımızda aynı saatte aynı tarihte devletin de bir toplantısı vardı. Bu toplantı bölgede bulunan alevi kurumlarının hepsi davet edilmişti. Bölgede bulunan tüm alevi kurumları bizim yaptığımız toplantıya katıldılar.  Ordu’dan, Amasya ve Çorum’a kadar tüm bölge alevi kuruluşları bizim toplantımıza katıldılar. O toplantıya giden belediyelerin memurları oldu. Belediyenin memurlarının katıldığı toplantıda, Alevilik tartışıldı. Bunu yapan da bir Alevi! Son zamanlarda kürsüye çıktığımızda hepimiz; ezildik, bizi astılar, kestiler diyoruz. Bizi asimile etmiyor. Biz kendi kendimizi asimile ediyoruz. Aleviler devletçidir. Devleti bugün yönetenler, AKP’dir. Devlet kimdir, AKP! Cumhuriyetin nitelikleri ortadan kaldırılmış. Oraya Alevilerin müdahale etmesi mümkün mü?  Oradan çıkan kararlara müdahil olabiliyor muyuz, devlet bu hale gelirken ne yaptık? Hiç! Yerelde iktidar olmadan ne ikinci çemberi ele geçirirsiniz, ne de üçüncü çemberi. Yerelde iktidar olmak durumundayız. Yerelde iktidar dediğinde ne yapıyoruz,  20 tane aday, 15’i Alevi. 25 tane muhtar adayı, 10’u aynı köyden. Yüzde 75 olan bir alevi ilçede kim iktidar oluyor, Alevi olmayanlar. Biz artık birbirimizin ayağını çekmekten vazgeçeceğiz. Birbirimizi desteklemek gibi hükmümüz var” diye konuştu.

“YEREL SEÇİMLERDE 1 ADAYA ODAKLANACAĞIZ”

Alevilerin yerel seçimlerde mümkün olduğunca tek bir adaya odaklanması gerektiğini söyleyen Gani Kaplan, “ Yerel seçimlere giderken Antalya’da çok fazla aday olduğunu biliyoruz.  Ortaklaşacağız. Belediye başkan adayı mı olacak, 1 kişiye odaklanacağız. CHP yüzde 25 oy aldı, bunun yüzde 14’ü Alevilerin oyudur. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yüzde 60 Aleviler var. CHP’nin yüzde 5’i ulusalcılar, geri kalanı sosyalistlerden oluşuyor. Bugün yüzde 5, partiyi yönetiyor. Geri kalan sosyalist olan grup, ulusalcılarla hareket edip Alevileri yok etmeye çalışıyor. Biz ne yapmalıyız,  Aleviler 1 olmak, iri olmak, diri olmaktan başka çaresi yoktur. Bizim rakip olmamıza imkan yok” diye konuştu.

“TOPLANTILARIN HEDEFİ BİRLİK OLMAK”

Kızılarık Cemevi’nde Alevilerin sorunlarıyla ilgili son sözü, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir aldı.  Toplantının amacının Alevilerin sorunlarının görüşülmesi olduğunu söyleyen Demir, “Bu toplantılarımızın asıl hedefi, birlikte yol almak. Birlikte yol alırken de, birlikte mücadele etmek. Eksikleri, aksaklıklarımızı bulup tamir etmektir. 6 yıldır kurumun genel başkanlığını yapıyorum, 6 yıldır Alevi Bektaşi Federasyonu’nu bir türlü bir arada tutamadık. Diğer Alevi kurumlarında da bir takım sorunlar yaşandı.  Dolayısıyla çok kötü bir resim göstererek kendi toplumumuzun önüne çıkıyoruz.  Kendi toplumumuzun önüne çıkarken de güven vermiyoruz, yol alamıyoruz, dışarıdaki görüntümüz de çok kötü. 4 genel başkan,  bu kötü görünümünü değiştirmek için bir araya geldik. Alevi örgütleri şuan hiçbir şey yapmıyor gibi görünüyor ama çok şey yapıyoruz.  Halk, kavgalardan, gürültülerden bıktı. Olur, olmaz itham ve iftiralarla maalesef bu örgütleri pasifsize ettik.  Alevi kültür derneklerinde kongreler süreci başlamasına rağmen bu toplantıları önemsiyoruz.  Bu toplumun önce birliktelik resmine ihtiyacımız var. Kürsülere çıkıp kimsenin ahkâm kesmesine izin vermeyiz. Kimse kusura bakmayacak!  Eleştirebilirsiniz, bize olumsuzlukları söyleyeceksiniz ama sırf muhalefet olsun diye konuşmasına izin vermeyeceğiz. Eleştirirken, yapıcı, birlikteliği bozmamalıyız.  Sorunumuz, bizim dışımızda Alevi örgütleri de var.  9 Aralık’ta yapacağımız Alevi kurultayında herkesin yer alması lazım. Devleti yönetenler, bu bahane ile karşımıza çıkıyor.  Biz de o kadar çok kafa karışıklığı var ki, insanların karşısına çıktığımızda insanlara güven veremiyoruz” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018