‘Alevi olduğum için beni döven komşumuzun oğlu, üniversite öğrencisini katletti-VİDEO

PİRHA-Maraş Katliamı yaşandığında 8 yaşındaydı Derya Narlı. Çocukluğunda Alevi olduğu için kendisini döven komşusunun oğlunun yıllar sonra Malatya’da Ümit Cihan Tarho’yu katlettiğini söyledi. Narlı, “Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da bir çarpı işareti gördüğümde o çocukluk hafızamdakiler aklıma geliyor. Maraş’ın hesabı sorulmadı ve yüzleşme olmadı, bunlar mutlaka olacak ve bu mücadele devam edecek. Çünkü orada katledilenlere karşı bizim bir borcumuz var” dedi.

Maraş Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçti. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliam’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı. O günün acılarıysa bugün hala devam ediyor.

Maraş Katliamı’nın yaşandığı günlerde 8 yaşında olan Derya Narlı, çocukluk yıllarına ve sonrasında yaşadıklarına dair PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

“JANDARMA ENGEL OLMAK YERİNE SEYRETTİ”

PİRHA: 43 yıl geride kalan ve acısı dinmeyen bir Maraş Katliamı var. Neden geçmiyor ve dinmiyor acılar? O günlerde neler yaşadınız?

DERYA NARLI: O dönemlerde okulumun adı da Devrim, benim adımda Devrim’di. Ben dördüncü sınıfa gidene kadar Devrim olarak da kaldı. Bir gün hem benim adım hem de okulumun adı değişti. Artık Devrim yok.

Çocuk yaşlarımda sokağa çıkma yasağı nedir, panzerler nedir, patlayan bombalar nedir bilen biri değilim. İlkokul zamanlarımda okulu çok sevmeme rağmen öğretmenim sürekli bana dayak atardı, gerekçesiz yere dayak atardı ve onun neden olduğunu anlamazdım. Ama çok sonraları gerçekten bunları idrak etmeye başladığımda aslında öğretmenimin çok muhafazakâr ve sofu bir aileden geldiğini öğrendim, acaba bu mu diye de düşündüm.

Mahallemiz daha varlıklı bir mahalle olarak Bahçelievler’deydi. Sokağa çıkma yasağı var, hepimiz sekiz kardeş evin içindeyiz. Biz orada köylülerimizle aynı yerdeyiz, sokaklarımız birbirine yakındı. Üst sokağımızda da amcamın oğlu oturuyor. Onların da açık ekmek bulmadıklarını biliyorduk. Annem de ‘hadi açık ekmek bulalım da onlara da götürelim’ dedi. Tam biz çıkarken surumuzun (bahçe duvarı) tam dışında kocaman kırmızı bir × işaretini gördük. Manzara karşısında telaşla babam sürekli ‘siz arabaya doluşup gidin köye varın kendinizi kurtarın. Biz yaşlıyız bize dokunmazlar’ dedi. Çünkü hepimizin arabaya sığma durumumuz yoktu. Biz tabii ki arabanın içerisine doluşup bir süre gittikten sonra jandarmanın dur işaretiyle durduk. Durur durmaz da yolun kenarlarından  elinde sopalar ve koca koca tokaçlarla bir sürü kişi arabamızın üzerine gelerek arabamızı haşat ettiler. Bütün camlarımızı kırdılar ve orada bulunan jandarma bunu böylece izledi. Zor bela oradan kaçtıktan sonra bizi takip ettiler. Ta ki bir Suni köyüne dönene kadar. Orada da, bizi daha önce bize çalışan Guri emmi kurtardı. Sabaha karşı da Guri emmi karanlıkta alıp Aksu nehrinden geçirip köyümüze bıraktı. Hem köyün girişinden hem de bu yol boyunca onun yardımıyla kurtulabildik.

-Katliam öncesinde bir şeyler hissetmiş miydiniz?

Alevi nedir, Sünni nedir bir şey bilmiyorduk. Abilerimin ikisi de öğretmendi. Evin içerisinde buna dair böyle bir şey konuşulmadı. Olsaydı hazırlığımız olurdu. Biz hiçbir şekilde böyle bir saldırı beklemiyorduk, benim hissettiğim en azından öyle bir şey yoktu.

“ÇOCUKTAN BİR KATİL YARATILIYOR”

-Maraş Katliamı’nın ardından neler yaşadınız?

Bu süreç içerisinde 1,5 yıl köyde kaldık. Köyde şu dikkatimi çekmişti. Köydeki evlerimizin hepsinde ikişer metre sur var. Çocukluğumdan beri aslında o surların koruma amaçlı o dönemlerde yapıldığını öğrendim. Birçok yere gittiğimde birçok köyde sur olmadığını gördüm, daha şu tarihlerde bile sursuz bir sürü köy var. Ama bu sursuz köylerin de daha çok Sünni köyler olduğunu gördüm. Bizim köylerdeki evlerimizde ikişer metre surlar vardır. Köyümüz 20 hane ve birbirimize akrabayız ama o surları korkumuzdan yapmışız, sürekli bir endişe ve tedirginlik içinde yaşamışız.

Köyde 1,5 yıl yaşadıktan sonra tekrar Maraş’a döndük, 1,5 yıl sonra da 12 Eylül kapımıza dayandı.

Komşumuzun çocuğu Kadri Kılıç, her okula gitmeye çalıştığımda her gün benim yolumu keser ve beni ya döverdi, ya yiyeceğimi yere atardı. Anneme babama söylerdim ‘ya çocuktur işte yaramaz büyür geçer bunlar’ derlerdi. Kadri Kılıç, ‘sen Alevisin bizimle aynı okula gelemezsin’ diyordu. Ben daha Aleviliğin ne olduğunu bilmiyorum. Onunla benim ne farkım var, onu dahi bilmiyorum. “Ben onun gittiği okula niye gidemiyorum?” diye kendi kendime sorar dururdum. Yıllar sonra gördüm ki, Kadri sadece benim değil, bütün Alevilere düşman olmuş.

Bir gazete haberini okuduğumda Kadri Kılıç’ın Malatya İnönü Üniversitesi’nde oruç tutmadığı için Ümit Cihan Tarho’yu öldürdüğü yazıyordu. Bu haberi okudum ve çocukluk yıllarında yaşadıklarım aklıma geldi. Bazen deniliyor ya ‘çocuktan bir katil yaratılıyor’, çok doğru; bir çocuktan katil yaratıldı.

Biz bunları konuşmalıyız ve mümkün olduğu kadar da yaşadıklarımızdan doğru da açığa çıkarmalıyız, biz yapmalıyız.

“DİLLERİMİZ BAĞLANMIŞ GİBİ SUSUYORUZ”

-Peki, yeterince Maraş’ın anlatıldığını düşünüyor musun?

Anlatıldığını düşünmüyorum. Çünkü 21 yaşıma kadar ailemde sanki dillerimiz bağlanmış gibi bu konuya dair hiçbir şey konuşulmadı, hala da konuşulmuyor. Bu vahşetin bu kadar derin olduğunu bilmiyordum ki. O kadar derin bir vahşet olmuş ki insanlar susmuş ve konuşmamış. Vahşetin boyutu o kadar büyük ki, vahşeti anlatmaya güçleri yetmemiş. Katledilenlerin nereye gömüldüğü bilinmezken ve bilinenlerin mezar taşlarında bir resim bile olmadığı bir süreç devam ederken konuşmak, paylaşmak zor geliyor.

“YÜZLEŞMEDİK, EVET YÜZLEŞMELİYİZ”

-Yüzleşme olması mümkün mü? Ya da yüzleşilmesi için ne yapılmalı?

Daha yeni açıklandı ve Maraş’ta anma yapılmasına müsaade edilmediği söylendi. Her yıl talep edildiği halde buna da müsaade etmiyorlar. Yani bir anmadan bile bu kadar korkuyorlar. Çünkü bu dile getirildiği ölçüde kendileri yüzleşme durumunda kalacaklar. Biz zaten biliyoruz ne yaşadığımızı. Çünkü kendilerine dokunacak bunun ucu bunun içinde müsaade etmiyorlar.

Biz de devletten beklememeliyiz. Çünkü katliamın yaşandığı zaman jandarma nasıl izleyip hiçbir müdahale etmediyse, devletin de bunu açığa çıkarmayacağı ortada.

Bu çocukluk zamanında kalan o hafızamdakiler ve özellikle sonrasında o fotoğraf sergisi ile benim bilincimde insan hak ve özgürlük mücadelesinde bana bir zemin oluşturdu. Ben Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da bir çarpı işareti gördüğünde benim o çocukluk hafızamdakiler aklıma geliyor. O tokaç birileri için halı yıkama ama o benim için bir zulüm, bir yok etme, bir öldürme aracı.

 -Peki, bu yaşananları anlatıyor musun?

Tabi ki. Kızım var kızıma anlatıyorum. Bunları yaşadığımızı, neden böyle olduğumuzu ve bu konuda bilmeli diye düşünüyorum. Bunu herkesin de yapması gerektiğini düşünüyorum.

Bunu başkalarına bir düşmanlık yaratmak için değil, geçmişte neler olduğunu bilmeliyiz ki önümüzü görelim.

“ANMALAR MARAŞ’TA DA YAPILANA KADAR BU MÜCADELE SÜRECEK”

-Ankara Gar Katliamı’nda da oradaydınız?

10 Ekim’de Gar’da DİSK’le birlikteydim. Bu katliamların bitmediği, özellikle 2011 Roboski Katliamı, arkasından Suruç, Ankara, Diyarbakır ile sürdüğünü gördük. Yani biz bu topraklarda sürekli tehdit altındayız ve bu tehdit hala devam ediyor. Bize bunu hiçbir zaman unutturmuyorlar, sürekli bir yerde Alevisin. × işareti koyarak bunu bize o günleri tekrar yaşatıyorlar ve her zaman tedirgin etmeye devam ediyorlar. Çünkü gerçekten de tarih bu topraklarda hep katliamlarla devam etmiş.

Çocukluk hafızalarımızda bu travmalarla büyüdük ama bu travmaları biz bir şekliyle hak ve özgürlük mücadelesi bilincine varmamızı sağladı ve bu açıdan da gerçekten de mutlaka yüzleşilmesi ve hesabının sorulması gerektiğini düşünüyorum ve bu hesabı mutlaka soracağız. Bunlar mutlaka olacak ve bu mücadele devam edecek. Onlar anmalara ne kadar izin vermese biz bunları bu toprakların her yerinde sadece Maraş’ta değil her yerde yapacağız. Bu anmalar Maraş’ta da yapılana kadar bu mücadele sürecek. Çünkü orada katledilenlere karşı bizim bir borcumuz var.

Diren KESER-Cebrail ARSLAN/PİRHA

İLGİLİ HABERLER

>Maraş katliamı tanığı Bulut: Evleri yaka yaka geldiler, ‘Komünisti bırakın, öldürelim’ dediler
>Maraş Katliamı’nın 43. yılı

 

buy azithromycin online