‘Alevi örgütleri, Hakk’a uğurlamada deyiş okunmasını kural haline getirebilir’-VİDEO

PİRHA-Zakir Murat Yılmaz, günümüz halk müziğinin daha çok geçmişten beslenme durumuna işaret ederek “Yaşadığımız kent ortamlarının ruh hali ozanların da üretememesine sebep oluyor. Geçmişte ozanlarımız, elinde bağlaması ile diyar diyar gezerlerdi. Amaçlanan; toplumu kültürel anlamda zenginleştirmekti. Ama günümüzde sadece iş telaşı söz konusu” dedi. “Bizi özümüzden ayırmasınlar” diyen Yılmaz, “Alevi örgütleri, Hakk’a uğurlama erkanlarında deyiş okunmasını kural haline getirebilir” dedi. 

Zakir Murat Yılmaz, Alevi kültürünün önde gelen değerleri; deyişler, nefesler ve bağlamanın önemi hakkında PİRHA‘ya konuştu. Yılmaz, Aleviliği temsilen deyiş üretememe konusundaki etmenleri anlatarak, kent yaşamının inanç üzerindeki dezavantajlarını sıraladı.

Zakir Murat Yılmaz, günümüz halk ezgilerinin geçmişten beslenme durumu hakkında şunları söyledi:

“Yaşadığımız ortamın yarattığı bir ruh hali. Artık insanlar şehirlerde yaşam sürüyor. Önceden müstakil bir yaşam vardı. Gecekondu ortamında insanlar, birbirini sevip sayıyor, yardımına koşuyordu. O tarz yaşam, insana farklı bir ruh hali katıyordu ama şimdi tamamen değişti. Evini geçindirmek için günde 10 ya da 15 saat çalışmak zorundasın. Günümüzde bazı müzisyen dostlarımız, ayakta dahi duramıyor. Biraz da bunun sonucu olarak üretimin olamamasını dile getirebiliriz. Önceden böyle değildi, ozanlarımız elinde bağlaması ile diyar diyar gezerlerdi. Mesela Davut Sulari, atı ile geziyormuş. Çok uzak yerlerdeki cemlere dahi gidip katılıyorlarmış. Yani geçmişteki ozanların, hissettikleri bir kaygı yoktu. Ayrıca toplumlararası bir birliktelik hakimdi. Belki de şimdiki gibi bir zenginleşme amacı yoktu; tamamen toplumu kültürel anlamda zenginleştirmek amacı vardı. Bu önemden kaynaklı geçmişteki deyişlerimiz daha anlamlıydı diyebiliriz.”

“REZİDANSTA YAŞAYAN BİR MÜZİSYEN NE ÜRETEBİLİR Kİ?”

Murat Yılmaz, zakirler gibi dedelerin de şehirde geçim kaygısı yaşadıklarını dile getirerek “Geçmişte bir dede, tarlasında çalışıyor kışın da cemlerini yürütüyormuş. Yani hizmeti gönülden yapıyormuş. Halk ozanları da aynı şekilde; kimseye minnet etmeden ayakları üzerinde durarak sazı ve sözüyle topluma bir şeyler veriyormuş. Ama şimdi öyle değil. Reytingi biraz yükselen isimler, bir bakıyorsun ki rezidanslarda yaşamaya başlıyor. Şimdi rezidansta yaşayan bir müzisyen, sanatçı ne üretebilir ki?” ifadelerini kullandı.

Murat Yılmaz, zakirlerin taşıması gereken temel özellikler hakkında da konuşarak şöyle devam etti:

“Öncelikle hizmet ettiğin toplumdan karşılık beklemeyeceksiniz. Tamamen bu Yolun parçasıymış gibi davranacaksınız. O zaman siz de mutlu olursunuz toplum da sizi dinlerken haz alır.

Önceden deyişlerin içeriği konusunda dedelerin de yardımı oluyormuş. Mesela zakir, cemlerde çalıp söyledikten sonra dede, o deyişin açıklamasını topluma yapıyormuş. Artık bu pek olmasa da insanların araştırabilme olanakları var. Deyişlerin bütünlüğü konusunda, bilinmeyen kelimeler hakkında bizler de araştırma yapmalıyız.”

“ERKANLARDA DEYİŞ OKUNMASI KURAL HALİNE GETİRİLMELİ”

Murat Yılmaz, Hakk’a uğurlama erkanlarında zakirlerin üstlendiği hizmete de dikkat çekti. “Bizi özümüzden ayırmasınlar” diyen Yılmaz şunları dile getirdi:

“Hakk’a uğurlama erkanlarında sazımla sözümle hizmette bulundum. Çok da isteyerek çaldım. O an benim için çok duygusal ve anlamlıydı. Hayatın devam ettiğini, insanların o üzüntüsünü hafifletmek adına o duygusal yoğunluğu gerçekten çok anlamlı görüyorum. Bu ritüelin süreklileşmesi lazım.

Geçmişte insanlar sevdikleri eşyaları mezarlarına koyarlardı. Şimdi insan, ‘ben Hakk’a yürüdüğüm zaman deyiş söyleyin’ diye vasiyet bırakırsa bunu çok mu görmek lazım? Bizler o insanların dileğini yerine getiriyoruz.

Alevi örgütleri, Hakk’a uğurlama erkanlarında deyiş okunmasını kural haline getirebilir. Sanata ve müziğe düşman insanlar, buna ‘hayır’ deyip kabul etmeyebilir. Örneğin Karadeniz’de cenazenin başında horon tepiyorlar. Kimi bölgelerde ise cenaze olduğu zaman halayı ters çekiyorlar. Demek ki benzer ritüeller de var. geçmişimizden bizi koparmasınlar.”

Eren GÜVEN/ANKARA