‘Aleviliğin temel taşı Dar meydanı sembolik mahkemedir; hoşgörünün oluştuğu meydandır’

PİRHA-Pir Ali Büyükşahin, “Aleviliğin temel taşı” dediği ‘Dara Çekme’ ritüeli hakkında konuştu. Büyükşahin, “Dar Meydanı, eşitlikçi, paylaşımcı, barışçı, hoşgörülü olmak ve kimseyi incitmemek için eğitimden geçilen bir yerdir” diyerek inancın temel öğesi olan Dar konusunu anlattı.

Aleviliğin temel taşı Dar meydanı dargınların barıştığı, hoşgörünün oluştuğu meydandır.

Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin, ‘Dara durmak, kendi özünü dara çekmek, dara çekilmek’ ritüelleri hakkında bilgi verdi.

‘Dar’ sözcüğünün Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça ve birçok dilde farklı anlamlarda kullanıldığını söyleyen Ali Büyükşahin, Türkçede kullanılan ‘Dar’ kelimesinin ‘ensiz nesne, sıkıntı, yetersiz, meydan, elverişsiz, duruş vb.’ anlamını taşıdığını söyledi. Büyükşahin, ‘Dar’ kelimesinin Arapçada; ‘yurt, ev’; Farsçada ise, ‘sahip olma, darağacı’ anlamında kullanıldığını belirtti. Ali Büyükşahin, ‘Dar’ kelimesinin Kürtçede ise, ‘ensiz, elverişsiz, ağaç’ gibi anlamlar taşıdığını da ekledi.

“Alevilik ve Bektaşilikte ise ‘Dar’ sözcüğü tasavvufi ve batıni anlamda; meydanda, huzurda, cemde, erenler meydanında sorgulanmak ve arınmak için başvurulan bir duruş biçimidir ve önemli bir ibadet ritüelidir” diyen Pir Ali Büyükşahin, Dar ritüele hakkında şunları söyledi:

“Dar meydanı, Alevilerin kendini kötülüklerden arındırmak (olgun insan) olmak, insan sevgisiyle donanmak, kul hakkına saygı duymak, eşitlikçi, paylaşımcı, barışçı, hoşgörülü olmak ve kimseyi incitmemek için eğitimden geçilen bir yerdir.

Dar, Alevi-Bektaşilerin Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmek için ikrar verdikleri yerdir. Musahip canlar eşleriyle birlikte dede (Mürşit, Pir, rehber) huzurunda, Hakk didarında, Hallac-ı Mansur Darı’nda ve erenler meydanında ‘Görgüden’ geçerler. Görgüden geçmek, yeniden doğmak gibi kabul edilir ve bir kutsallık taşır. Bu bakımdan ‘dar’ eylemi cemde ön planda olup her Alevi canın benimsemesi ve önemsemesi istenir.”

“YOLA GİRENLER YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ OLURLAR”

Pir Ali Büyükşahin, ‘Dara Durma’ ritüelinin nasıl gerçekleştiği hakkında da bilgi verdi. Alevi inancında yola girmek için ikrar vermenin gerekliliğine vurgu yapan Büyükşahin, “İki Musahip kardeş eşleriyle birlikte yol-erkan kurallarına göre darda dururlar. ‘Durulan dar’ Hakk didarında, Pir önünde (divanında) erenler meydanında ve Mansur Darı’ndan durulan duruştur. Dara duranların ayakları mühürlüdür. Alevi deyimiyle ‘Peymaçan duruş’ ile dara durulur” ifadelerini kullandı.

Pir Ali Büyükşahin, Dar’da duranların yalınayak, baş açık, belleri; Allah, Muhammed, Ali üçlemesini sembolize eden üç düğümlü bel bağı (Kemerbest) ile bağlı olduğunu belirterek, şunları anlattı:

“Sağ ayağın baş parmağı sol ayağın baş parmağının üstündedir. Buna ayak mühürleme denir. Kollar çaprazlama göğüs üzerindedir, parmaklar açıktır. İkrar vererek erenler meydanında yola girenler yeniden doğmuş gibi olurlar. Çünkü ikrarda maddi alemden manevi aleme geçmek inancı vardır. Ayrıca Alevi-Bektaşi inancında musahiplik ikrarı dışında da canların herhangi bir sorunu varsa ‘dara durmak, sorgudan geçmek durumu vardır.”

“SEMBOLİK BİR MAHKEMEDİR”

Pir Ali Büyükşahin “Kendi Özünü Dara Çekmek” ifadesine de açıklık getirdi. Büyükşahin, “Canların çözülmesi gereken bir sorunları varsa Pirin önderliğinde (rehber de hazır bulunur) yapılan sorgulamadır” diyerek şöyle devam etti:

“Bu sembolik bir mahkemedir. Hatalı görülen veya düşkün duruma düşmüş canlar sorgulanır ve cem erenlerinin onayı ile sorun çözüme kavuşturulur. Özünü dara çekmek Alevi-Bektaşi canların en çok önem verdikleri bir eylemdir. Çünkü bu darda arınmak, aklanmak ve kendini arındırmakla çok önemli bir duruş sergilenmiş olunur.”

HOŞGÖRÜNÜN OLUŞTUĞU MEYDAN: DAR

Ali Büyükşahin ‘Dara Çekilmek’ hizmetinin de nasıl yapıldığını şu sözlerle anlattı:

“Canın, herhangi bir kusuru, hatası ve yol-erkan kurallarına aykırı bir hareketi varsa dede (Mürşit, Pir ve rehberin de hazır bulunması gerekir) önderliğinde erenler meydanında dara çekilmesidir. Talip hatalarından ve suçlarından ötürü erenlerden bağışlanmasını ister. Can (talip) yol-erkanla ve toplumla iyi ilişkiler kurması için çalışması öğütlenir. Talip bu darda kendini dedikodulardan ve suçlardan arındırır. Talip dara çekildiğinde, ‘her cezaya razı olacağını, Hakk için, yol için asılmaya hazırım’ der.

Dar meydanı, küskünlerin, dargınların barıştığı, hoşgörünün oluştuğu meydandır. Alevi inancında ve geleneğinde küskünler ve dargınlar barıştırılmadan, cem erenlerinden rızalık alınmadan cem ibadetine başlanmaz.”

“DARA DURMA RİTÜELLERİ AKSAMAKTA”

Pir Ali Büyükşahin, kentlerde ‘dara durma’ ritüelinin ne derece yaşatıldığını da anlattı. Büyükşahin, Alevilikte Yol-erkan sisteminin düzensizliğine işaret ederek şunları ifade etti:

Geleneksel Alevilikte canların birbiriyle iletişimi daha kolaydı. Dede, taliplerine kavuşabilmek, görüşmek ve onların sorunlarını çözebilmek için olanak bulabiliyordu. Ama şimdi kentlere göç eden ve göç etmek zorunda kalan Aleviler zor koşullar altında yaşamaktadırlar. Önce geçim sıkıntısı baş göstermektedir ve ayrıca dağınık bir şekilde kentlere yerleşenler arasında iletişim zor kurulmaktadır. Yapılan cemevleri tam anlamıyla gereken gereksinimi karşılayamamaktadır. O bakımdan dede, kendi ocağına bağlı taliplerle görüşmesi onların sorunlarını çözmesi ve yol erkan yürütmesi oldukça zorlaşmaktadır. Onun için ‘dara durma ritüelleri’ aksamaktadır.

Yaşadığımız bu çağda Alevilerin geleneksel Alevilikte olduğu gibi bir düzenleri yoktur. Alevilikte yol-erkan sistemi düzenli yürüyememektedir. Toplumsal, dinsel, kültürel ve sosyal olarak gelişmek için büyük çabalar gösterilmelidir. Alevilik aydınlıktır, evrenselliktir, insan sevgisiyle donanımlıdır. Onun için Alevilik tüm ritüel ve yaşam şekliyle yaşatılmalıdır. Çağın ve demokrasinin buna gereksinimi vardır diye düşünüyorum. Şunu önemle belirtmek istiyorum ki, Alevi-Bektaşiliği özünden uzaklaştırmamak koşuluyla eğer geleneksel Aleviliği yaşatamıyorsak hiç olmazsa modern Aleviliği donanımlı bir şekilde sürdürmeye çalışalım. Her ocak dedesi kendi ocağına bağlı erenlerle Aleviliği yaşatmaya çalışmalıdır.

Alevilik, Musahiplik kurumu ile, ikrar, görgü cemiyle, Hızır ve Muharrem orucuyla, Hıdrellez ve Nevruz cemiyle, insan sevgisiyle, hoşgörüyle, eşitlik ve paylaşımcılığıyla, barışçılığıyla insan-ı kamil kavramıyla ve kul hakkına saygı duymasıyla bütünleşen ilkeleriyle yaşatılmalıdır.”

ALEVİLER, DAR İLE BİRLİK VE BERABERLİKLERİNİ SAĞLAMIŞLARDIR

Pir Ali Büyükşahin, Dar ritüelinin “kutsal bir duruş” olduğunu ve aynı zamanda Alevi inanç temel taşlarının en başında geldiğinin altını çizdi. “Bu duruşta arınmak, arındırmak, aklanmak ve sorgulanmak vardır” diyen Büyükşahin, şu sözlerle anlatımını sürdürdü:

“Aleviler yüzyıllardan bu yana ‘dara durmak, dara çekilmek’ kurallarını uygulayarak kendi varlıklarını ve inançlarını yaşatmışlardır. Bu konuda hiç ödün vermemişlerdir. Dik durmuşlardır. Kendi içlerinde ne sorunlar varsa çözmeye uğraşmışlardır. Hatta bu yolda canlarını bile vermekten geri kalmamışlardır. Birlik ve beraberliklerini bununla sağlamaya çalışmışlardır.

Alevi toplumu, tarih boyunca gerici ve baskıcı yönetimler tarafından dışlanmış, asimile edilmiş, hor görülmüş, sürgün edilmiş ve hatta yok edilmiştir. Bu durum karşısında varlıklarını sürdürebilmek için büyük mücadeleler vermiştir. Varlık ve inançlarını yaşatmak için kendi içinde mürşidiyle, piriyle, rehberi ve topluluğu ile sosyal, toplumsal, dinsel ve kültürü ile bir bütünlük sağlamış. İnançları uğruna canını veren, büyük erenleri kendine önder olarak seçmiştir. Bu büyük önderlerin özellikle ‘Dar’ sisteminde daha çok ön planda olduklarını görüyoruz.

Darda duruş biçimlerini dört büyük piri (ereni) örnek olarak almışlardır:

  • Mansur Darı
  • Fazlı Darı
  • Nesimi Darı
  • Fatma (Hüseyin) Darı

Mansur (Hallac-ı Mansur) Darı: Darağacına asılarak idam edilmiştir. Dara asılı gibi, pirin huzurunda erenler meydanında elini sallandırıp durmaktır.

Fazlı Darı: Karnına hançer vurularak şehit edilmiştir. Yüzü secdededir.

Seyyid Nesimi Darı: Derisi yüzülerek şehit edilmiştir. Darda diz üstü oturarak.

Fatma (Hüseyin Darı da denilir) Darı: Hüseyin darındaki duruş biçimidir. Hz. Fatma, Hz. Muhammed’in biricik ve sevgili kızı, Hz. Ali’nin sevgili eşi, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in sevgili annesidir.”

DARDA DURUŞ BİÇİMİ NASIL OLUR?

Pir Ali Büyükşahin, Darda duruş biçimleri hakkında da bilgi verdi. Dar esnasında ayakların mühürlü olduğunu belirten Büyükşahin, “Sağ ayağın baş parmağı, sol ayağın baş parmağı üzerindedir, eller çapraz göğüstedir” dedi.

Dar çeşitlerine de değinen Pir Ali Büyükşahin, anlatımını şu iki balıkla sürdürdü:

1-İkrar (Musahiplik) Darı

Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmek için dardan geçilir.

2-Düşkün Kaldırma Darı

Yol-erkan kurallarına aykırı hareket edenler için yapılan dar.

‘DARDAN İNDİRME’ NASIL YAPILIR?

Pir Ali Büyükşahin, Dardan İndirme ritüeline dair “Hakk’a yürüyen için yapılan helallik merasimidir” diyerek şöyle devam etti:

“’Darda duruş’ biçimini göz önüne aldığımız zaman Aleviliğin inanç biçimini ve önemini daha iyi anlıyoruz. Bütün dinlerde ve mezheplerde tanrısal varlığa secde etmek, yakarmak, yalvarmak vardır ve uygulanmaktadır. İşte Alevi de eğer varlığını ve inancını yaşatmak istiyorsa ibadetin ritüellerine bağlı kalması gerekiyor. Alevi’nin ibadetinde hiçbir ritüelde gericilik ve batıl inanç yoktur. Çünkü Alevi aydınlığa, çağa ve gerçeğe açıktır. Ama ne var ki Alevi gençlerimiz bu konuda gerekli ilgiyi göstermemekteler. Eğer maddi ve manevi bir destek sağlanırsa iyi bir düzene girer sanıyorum.

Sonuç olarak şunu söylemekte yarar var. Alevi toplumsal, siyasal, dinsel, sosyal ve kültürel olarak gereken desteği alamamaktadır. Özellikle maddi ve manevi alanda yalnızlık, yoksunluk, yoksulluk içinde yaşamamaktadır. Bütün bu sorunlar karşısında Alevi, inanç ritüellerini sürdürmede zorluk çekmektedir.

Her dinin ve mezhebin kendine ve inancına özgü ibadet kuralları vardır. Ama hiçbiri Alevilikteki ‘Dara Durma’ ritüeline uymamaktadır. Çünkü Alevilikte, İslam ile birlikte değişik dinlerin, kültürlerin ve uygarlıkların az da olsa etkisi bulunmaktadır. O bakımdan ‘Alevilikte evrensel bir inanç sistemi vardır’ diyoruz.

Alevilik, İslam’ı tasavvufi ve batıni anlamda yorumlar, Ehl-i Beyt’in düşünce ve duruşunu benimser ve bütün dinlere, inançlara hoşgörüyle bakar. Din, dil, mezhep, ırk, düşünce, cinsiyet ayrımı yapmaz, kadın-erkek eşitliğini ön planda tutar ve insan sevgisine önem verir.”

“ALEVİLİĞİ YAŞATMAK BİZİM İÇİN BİR GÖREVDİR”

Pir Ali Büyükşahin, son olarak Yol önderlerinin, hizmetlerin kaybolmaması konusunda nasıl rol alması gerektiğine değinerek şunları söyledi:

Alevilik, atalarımızdan bize miras olarak kalmıştır. Alevilik tarihin akışı içerisinde bunca baskı ve asimilasyon hareketlerine karşın mücadelesini sürdürerek bu zamana kadar ödün vermeden gelmiştir. Bu mücadelede Mürşitlerin, Pirlerin, Anaların, rehberlerin ve Alevi inançlı erenlerin büyük emekleri vardır. Onlara saygı duymak bir borçtur. Bundan ötürü Aleviliği yaşatıp, gelecek nesillere aktarmak bizim için bir sorumluluktur ve görevdir.”

Eren GÜVEN/ANKARA

İlgili Haberler:

‘Dara durmak, kişiyi yargılamak değildir, canı hatasının bilincine vardırmaktır’