Irkçı saldırı ve zorla Atatürk büstü öptürülme davasında sanıklara ödül gibi ceza

PİRHA-İzmir İstinaf Mahkemesi, Muğla Seydikemer’de İbrahim Çay’a ırkçı saldırıda bulunan ve Atatürk büstünü zorla öptüren 7 kişi hakkında verilen para cezasını, hukuka uygun buldu. Çay’ın avukatlarından Hadi Cin, “Onlarca kişi linçe öldürmeye teşebbüse katıldı. Ama sadece 7 kişiye dava açıldı. Mahkeme önüne taşınanlar da cezasızlık politikası nedeniyle yaptırımsız kaldı, adeta ödül gibi ceza verildi” diye konuştu.

Mezopotamya Ajansı‘ndan Gökhan Altay‘ın haberine göre İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi, Muğla’nın Seydikemer ilçesinde İbrahim Çay‘ı linç ederek, Atatürk büstünü zorla öptüren 7 kişi hakkında verilen para cezasını hukuka uygun buldu.

İbrahim Çay, 2015 yılında Kürt yöresel kıyafeti ‘Şal û Şepik’ giyip sosyal medyada paylaştığı iddiasıyla saldırıya uğrarken; kendisine zorla Atatürk büstü öptürüldü. Çay, tedavi altına altındayken, avukatlar olayda ihmali bulunan kamu görevlileri ve askerlerin de bulunduğu kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı ise Haziran 2016’da 16 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi. Çay’a saldıranlardan yalnızca 7 kişi hakkında dava açıldı.

Mahkeme ayrıca Çay hakkında da, kendisini linç etmek isteyen Hakan Tosun’u tehdit ettiği gerekçesiyle dava açtı ve 5 ay hapis cezası verdi.

“İSTİNAF MAHKEMESİ, SANIKLARA VERİLEN PARA CEZASINI HUKUKA UYGUN BULDU”

Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 15 Kasım 2018 günü yapılan karar duruşmasında, 7 sanık hakkında “konut dokunulmazlığı” suçundan beraat kararı verildi. Mahkeme, 7 sanık için “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası, “basit yaralama” suçundan ise 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Mahkeme, 11 ay 20 günlük hapis cezasını 350 gün adli para cezasına çevirdi.

3 sanığa verilen cezalar, “sabıka kayıtlarına bakılarak daha önce hiçbir suça bulaşmamış” gerekçesiyle ertelendi. Mahkeme, diğer 4 kişi hakkında verilen 350 günlük adli para cezasını ise 7 bin TL olarak belirlerken, paranın 24 eşit taksit şeklinde tahsiline karar verdi.

Hem sanıklar hem de Çay’ın avukatları, yerel mahkemenin verdiği kararı İzmir İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı. 15’inci Ceza Dairesi, 25 Haziran’da yerel mahkemenin kararlarının “hukuka uygun” olduğunu belirterek, başvuruları reddetti. Daire, 7 sanık hakkında beraat kararına karşı yapılan itirazı ise esastan reddetti.

AV. HADİ CİN: CEZASIZLIK POLİTİKASI NEDENİYLE YAPTIRIMSIZ KALINDI

İbrahim Çay’ın avukatları, karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne yeni bir bireysel başvuru yaparken Av. Hadi Cin şunları söyledi:

“Onlarca kişi linçe, öldürmeye teşebbüse katıldı. Ama sadece 7 kişiye dava açıldı. Birçok suç işlenmesine rağmen sadece darp, hürriyeti tehdit ve konut dokunulmazlığından dava açıldı. Mahkeme önüne taşınanlar da cezasızlık politikası nedeniyle yaptırımsız kaldı, adeta ödül gibi ceza verildi.

Az da olsa ceza alan sanıklar da sonuçtan oldukça şikayetçi. Ne de olsa devlet adına, devlet için harekete geçmişlerdi. Bu da asıl failin kim olduğunu gösteriyor. Üstelik ırkçı saldırıyı İbrahim Çay’la sınırlandırmak da doğru değildir. O günleri unutanlar, hafızalarını tazelemek için 7 Ağustos 2015 tarihine baksınlar. Türkiye’nin batısında yüzlerce il, ilçe ve hatta beldede Kürtlere sistematik saldırıları yapıldı. Bu da aslında işlenen suçların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiriyordu. Sonuçta saldırganların, mağdurlarla kişisel husumetleri yoktu. Sırf Kürt oldukları için saldırıya uğradılar.

Tüm yargısal süreçleri işletmek gibi bir inada sahibiz. Peşini bırakmadık, bırakmıyoruz. Ancak ortada devlet iradesi olmadığı için mücadelede istenilen sonucu almak zor ve meşakkatli oluyor. Hatta devlet iradesinin, kolluğundan yargısına kadar genelde kendini faille özdeşleştirme, faile sempati duyma, faili koruma yönünde olduğu için sonuç almak zor oluyor.”

(HABER MERKEZİ)

ibrahim çayizmirırkçı saldırıkürtmuğlaseydikemer