Ankara Tabip Odası: Çöken sağlık sisteminin bedelini daha fazla ödemek istemiyoruz

PİRHA- ATO Yönetim Kurulu Üyeleri, ‘Emek Bizim Söz Bizim’ kampanyası kapsamında yaptıkları basın açıklamasında çalışma koşullarının iyileştirilmesini istedi. Yapılan açıklamada, “Pandemi öncesinde de karşı karşıya kaldığımız bu sorunlar salgınla birlikte daha da derinleşti, çalışma koşullarımız daha kötü hale geldi. Çöken sağlık sisteminin bedelini ödüyoruz, daha fazla bedel ödemek istemiyoruz” denildi. 

Ankara Tabip Odası (ATO), ‘Emek Bizim Söz Bizim’ kampanyası kapsamında sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle basın açıklaması yaptı.

Açıklamaya başlamadan önce söz alan yönetim kurulu üyeleri, Türk Tabipler Birliği’nin (TTB), 23 Kasım’da hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için İstanbul’dan Ankara’ya yapacakları ‘Beyaz yürüyüş’e çağrı yaparak, duyarlı herkesi eylemlerine destek vermeye çağırdıklarını ifade ettiler.

Ankara Tabip Odası’nda yapılan açıklamayı ATO Yönetim Kurulu Üyesi Doktor Ümit Yaşar Öztoprak okudu. Öztoprak, pandeminin de etkisiyle sağlık çalışanlarının çok zor ve kötü çalışma koşullarında çalıştığını belirterek, çalışma koşullarının iyileştirilmesini, güvenli ve sağlıklı çalışma alanları yaratılmasını istediklerini ifade etti.

“İKTİDARIN YANLIŞ VE PLANSIZ POLİTİKALARININ BEDELİNİ ÖDEMEYE DEVAM EDİYORUZ”

İlk resmî vakanın açıklandığı 11 Mart 2020’den bugüne 19 ayını geride bıraktığımız Covid-19 pandemisinden en çok etkilenenin sağlık emekçileri olduğunu söyleyen Öztoprak; “İktidarın sağlık emekçilerini ve toplumu yok sayan anlayışı nedeniyle önlenebilir bir hastalıktan yüzlerce arkadaşımızı kaybettik. Tüm pandemi süreci boyunca hekimler ve sağlık çalışanları uygun olmayan çalışma koşullarında uzun süre çalışmak zorunda kaldı. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, iktidarın bilimsel bilgiye dayanmayan, şeffaflıktan uzak, yerel dinamikleri gözetmeyen, eksik, yanlış ve tutarsız uygulamalarının bedelini biz sağlıkçılar hayatlarımızla ödedik/ödüyoruz. Uzun saatler kesintisiz çalışma, sık nöbet tutma, her 5 dakikada bir muayene, yoğun iş yükü, şiddete maruz kalma çalışma alanımız olan sağlık kurumlarının olağanı haline geldi. Pandemi öncesinde de karşı karşıya kaldığımız bu sorunlar salgınla birlikte daha da derinleşti, çalışma koşullarımız daha kötü hale geldi” ifadelerini kullandı.

“PANDEMİ SÜRESİNCE TEMEL HAKLARIMIZ GÖZ ARDI EDİLDİ” 

Sağlık Bakanlığı’nın çalışma alanlarında Covid-19’a ilişkin gerekli önlemleri almadığını vurgulayan Öztoprak, “Temel insan hakları arasında yer alan güvenli ortamlarda çalışma hakkı; bu süreçte ihlal edildi. İş güvenliği, uygun çalışma ortamı, uygun çalışma süresi, izin ve dinlenme hakkı, uygun işte çalıştırılma, adil ücret ve örgütlenme hakları salgın döneminde göz ardı edildi. Özellikle pandeminin ilk aylarında sağlık çalışanları maske, siperlik, gözlük, eldiven, dezenfektan gibi koruyucu materyallere ulaşmakta ciddi sorunlar yaşadı. Salgının ilerleyen dönemlerinde ise aile sağlığı merkezlerinde, iş sağlığı ve güvenliği gibi birinci basamakta görev yapan sağlık çalışanları ve işyeri hekimleri yeterli ve nitelikli kişisel koruyucu donanıma (KKD) ulaşım sıkıntısı yaşadı” dedi.

“GÜVENLİ VE SAĞLIKLI ÇALIŞMA ALANLARI İSTİYORUZ”

Vakaların uzunca bir süre gizlendiğini ve sağlık çalışanlarının bulaş riskiyle karşı karşıya bırakıldığını dile getiren Öztoprak, istifa, emeklilik, rapor alma, izin, mola haklarının kullanılmasının genelgelerle resmileştirilerek engellendiğini belirtti. ‘Çöken sağlık sisteminin bedelini ödüyoruz, daha fazla bedel ödemek istemiyoruz’ diyen Öztoprak, son olarak Sağlık Bakanlığı’na seslenerek düzenleme yapılmasını istedikleri talepleri sıraladı:

“-Tüm sağlıkçılar için güvenli çalışma alanı, hastalarımız için güvenli tanı tedavi ortamlarının oluşturulmasını, önlemlerin gözden geçirilip yeniden düzenlenmesini istiyoruz!

-Haftalık çalışma sürelerimizin yeniden düzenlenmesini ve azaltılmasını istiyoruz!

-Şiddete ve hastalıklara karşı güvenli, sağlıklı çalışma ortamı istiyoruz!

-OHAL KHK’leriyle hukuksuzca ihraç edilen, güvenlik soruşturması gerekçe edilerek ataması yapılmayan tüm hekimlerin/kamu emekçilerinin derhal görevlerine başlatılmasını istiyoruz!

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini ve sevk zinciri uygulamasına geçilmesini istiyoruz!

-İşverenler, sağlık çalışanlarına 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre COVID-19’dan korunma, KKD kullanımı, hastalık yönetimi vb. konularda eğitim vermek ve bu eğitimleri her birim değişiminde yenilemek zorundadır.  Korunmayla ilgili havalandırmadan, iş örgütlenmesine, iş yükünün düzenlenmesine kadar geniş bir yelpazede işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemler de sorumlulukları arasındadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun etkin bir şekilde uygulanmasını istiyoruz!”

PİRHA/ANKARA