CANLI YAYIN

Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

PİRHA – 2 Temmuz Sivas Katliamı’na ilişkin ‘Devlet, katliam, kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın konuşmacı olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

PSAKD Genel merkezi tarafından 2 Temmuz şehitleri adına HBVAKV Genel Merkezi’nde, ‘Devlet, katliam kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın panelist olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

Panelde konuşan Zeynep Altıok, “25 yıl dile kolay, genel de konuşma güçlüğü çekmeyen birisiyim, ama önce ailelerimizle göz göze konuşmak çok zor. 25 yıldır bozuk plak gibi kendini tekrar etmek çok zor. Zor bir zamandayız. Ne yazık ki bu zor zamanı içinde bulunduğumuz karanlığı iliklerine kadar duyumsayanlar da, hissedenler de en çok biziz. Çünkü bu karanlığın neler getirebildiğini neler götürebildiğini, nelere mal olabildiğini en iyi deneyimleyenlerdeniz” diye konuştu.

“BU TOPRAKLARDA BESLENEN GERİCİ FAŞİST ZİHNİYET YENİ DEĞİL”

“2 Temmuz takvimde yerini aldığında, en fazla bir gün öncedir 2 gün önce değil, bütün gazetelerin aradığı, ne hissediyorsunuz diye sorduğu, sizden hep aynı şeyi anlatmanızı beklerler ve sadece o gün ilgilenirler” ifadelerini kullanan Altıok, konuşmasına şöyle devam etti:

“Menekşeden önce bir belgesel hazırlandı ve yayınlandı. Menekşeden önce ben Soner Yalçın tutukluyken yarım kalan belgeselin tamamlanması sürecinde anlatmam istendiğinde belgeseli önce kopuk kopuk sonra avukatlar aracılığı ile tekrar tekrar defalarca izledim. İzlerken ilk defa ailelerin ağzından o yaşanan acıyı orada dinlemiş oldum. Neden? Biz bir birimize uzak olduğumuz için mi? Birbirimizin acılarına duyarsız kaldığımız için mi? Kulak tıkadığımız için mi? Aynı acıyı daima yan yana hissettik. Ama sessiz bir kabul vardır, sormazsanız, sormazlar. Birbirimizden sakınırız birbirimizi.

25 yılın gerisinden bugüne bakmak lazım. Bugün ülkenin içerisinde bulunduğu seçim atmosferinde bize dayatılanın ne olduğunu, buradan 25 yıl önceye bakarak en iyi anlayabileceğimizi düşünüyoruz. Elbette bu tarih daha önce 100 yıl öncesine gidiyor. Bu topraklarda beslenen gerici, faşist zihniyet yeni değil. Sivas Katliamı’na gelene kadar birçok can aldı, almaya da devam etti. Bizler son olsun dedik, son olmadı. Birbirimizin de adaletine beraber düştük, bunu da sürdüreceğiz.”

“İKTİDAR YÜZLEŞMEKTEN KAÇINIYOR”

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise şunları kaydetti:

“Öncelikle hepinizin acılarını selamlıyorum. Bütün kaybettiklerimizi sevgiyle anıyorum. Sadece İstanbul’da cenazelerinde bulunabildim. Sizler gibi onlarla yakın yaşama şansım olmadı. Bize toplum olarak kattıkları çok şey vardı. Hepsi ayrı ayrı özelliklere sahip insanlardı. O acıda bu ülkenin vicdanlı insanlarının kalbine yerleşti, bir daha çıkmamak üzere.

Barış ve demokrasi mücadelesinin yükseldiği, baskıların da aynı oranda arttığı bir dönemden geçiyoruz. Barış sürecinde konuşulmaya başlanan yüzleşme gibi kavramlar bugün iktidar tarafından bugün zorla unutturulmaya çalışılıyor. Aslında iktidarın Dersim Katliamı için etkisiz bir komisyon kurmaya razı olduğu dönemde bile siyasi geleneğinin ortağı olduğu Malatya, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından yüzleşmekten kaçındığını biliyoruz.”

“MUTLAK BİR İNKAR POLİTİKASI İZLENİYOR”

“Bugün ise mutlak bir inkar politikası izliyorlar. Türkiye’nin her zaman Sünnileştirme, Türkleştirme hedefi taşıdığını biliyoruz. Bu politikanın nedeni ulus devletin tek bir kimlik üzerinde inşa edilmesi, bir nedeni ise Alevi toplumunun eşitliği temel hedef alan yaşam biçiminin baskıcı iktidarlar tarafından engellenmek istenmesi” diye konuşan Kerestecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her zaman Aleviler eşitlikçi ve özgürlükçü anlayışları nedeniyle bir tehdit unsuru olarak görüldü. Aleviler yalnızca farklı bir inancın mensubu oldukları için değil, biatı kabul etmeyen insanların eşit, özgür ve barış içinde yaşamalarını savunan bir toplumsal örgütlenmeye inandıkları için de hedef gösterildiler. Bir ülkenin işkence ile kayıplarla dolu mirası ile yüzleşmek sadece mağdurların değil, bütün toplumun ve her insanın sorunu olmalı.

Bu ülkede bir taraftan Süryanilerin, Ermenilerin, bir tarafta Kürtlerin, yaşadıklarını biliyoruz. Aslında toplum olarakta baktığımızda ayrıştıramayacağımız bir şekilde ellerde epey kan var. Toplum olarak da bu yüzleşmeyi yeterince yapamıyoruz. Herkes kendi acısı ile yüzleşilmesini isterken bir başkasının acısını unutabiliyor. Bunları daha fazla ortaklaştırabildiğimizde daha çok adım atma şansına sahip olacağız ve daha demokratik bir ülke olabileceğiz.”

“YEZİD’İ NE ZAMAN ALT EDECEĞİZ”

Birgün Gazetesi Köşe Yazarı Ali Murat İrat ise,25. yıl35. Yıl, 55., 105. yılda konuşacaklarımız ya da 10. yılda konuşacaklarımızın benzeşmesi de aslında niye burada kimsenin olmadığının bir göstergesi. Olmaz çünkü aynı şeyleri duyacaklar. Burada iç ve dış suçlamayla sürekli olarak ilerlemeye çalışmamız yüzleşme dediğimiz şeyin kendi acısıyladır. Bırakın başkasının acısının hesabını sormayı kendi acısının hesabını sormayan insanlara bunla yüzleşin demenin komikliğiyle beraber bu toplantıları yapıyoruz. Adam Soma’da gömülüyor, kardeşi çoluğu çocuğu komşusu onun acısının, kendi acısının hesabını sormuyor ve biz kalkıyoruz bu insanlara diyoruz ki Sivas’ta 33 kişi yakıldı, 25. senesi bununla yüzleş. Kendimizle dalga geçiyoruz, ya da bunlarla dalga geçiyoruz. Yüzleşmenin ilk başlayacağı yer bence burasıdır. Bizim artık örgütlülüğümüzden dem vurmamız, bizim artık kendi dışımızda failleri aramamızın geçmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Biz örgütsüz falan değiliz. Biz örgütlerimizi yönetemiyoruz. Akıllıca ve disiplinli bir şekilde çalışmıyoruz. Biz yattık şu 2018 Haziran seçimlerinde hangi Alevi örgütü hangi raporu hazırladı. Seçim geçti doğru dürüst ortada bir analiz yok. Yıllardır Yezid’e boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tamam, Yezid’e boyun eğmede bu Yezid’i ne zaman alt edeceğiz. Bu Yezid’e 1000 sene daha mı boyun eğeceğiz. Bu Yezid ne zaman tarihe gömülecek. 1000 sene sonra da biz bundan mı şikâyet edeceğiz. Edeceğiz gibi çünkü çalışmıyoruz” diye konuştu.

“DEVLETİN İÇİNDEKİ BİRİMLER BU KATLİAMLARA İHTİYAÇ DUYARLAR”

Panelde son olarak konuşma yapan Turan Eser ise şunları belirtti:

“Bu devlet, katliam kimlik ve yüzleşme sadece Sivas’a ilişkin değil Sivas katliamını anlamak bu ülkede dini ve etnik tahriklerle toplumsal galeyanı örgütleyip milli, dini tahriplerle çocuklarımızı nasıl öldürdüklerini ve niçin öldürdüklerine bir bakmak istiyoruz.

Bu katliam tarihleri ilk değildir, son da olmayacak. Bundan sonrada katliamlar yaşayacağız. Bu sadece bir bölgeye, bir coğrafyaya özgü değil, katliamlar dünyanın her bir coğrafyasında farklı bir karakterle, farklı biçimlerle, farklı şekillerde yaşatılıyor. Özellikle son dönemlerde neden katliamlar daha çok kimliklere yönelir. Bunlar bizim Sivas katliamını anlamamız için cevap vermemiz gereken sorulardan da birisi. Her ne kadar kimlik eksenli katliamlar bir devlet politikası haline gelmişse 1915 Ermenilere yönelik soykırım 6-7 Eylül olayları, Dersim, Koçgiri, Maraş, Sivas, Çorum Malatya, Roboski, Gazi, Suruç, Ankara, Soma; Soma da bir katliamdır. Bir işçi katliamıdır. Siyasal bir iş cinayetidir.

Çünkü bütün bunlar devletin gözü önünde, denetiminde, olan biten siyasi cinayetlerdir. Bu cinayetlerin arkasında bir ihtiyaç var. Dönem dönem devletin içindeki birimler bu katliamlara ihtiyaç duyarlar.

Çünkü duymak içinde sebepleri vardır. Bir ülkede toplumsal sosyal bir kriz vardır, bunu yönetmek için devlet katliama başvurabilir. O ülkede siyasi ekonomik kriz vardır, yönetilemez hale gelmiştir toplumsal dikkati dağıtmak için yapılabilir. Güç ve siyasi erki elinde bulunduranlar toplumsal muhalefetin gücünü parçalamak korku ile sindirmek, yine ilgi odaklarını dağıtmak için katliamlara başvurabilir. Toplumsal muhalefetin biraraya gelmesini parçalamak için bu tür faaliyetlere girebilir.”

Cebrail ARSLAN/ANKARA

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018