Anne Akman kızı Didem Akman için endişeli: Kızımı kaybetmek istemiyorum!

PİRHA-Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yaşadığı hak ihlallerine karşı 207 gün ölüm orucu yapan Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman PİRHA’ya konuştu. Akman, “Hapishane İdaresi baskıların son bulacağı ve hakların verileceğine dair söz verdiği için kızım da ölüm orucuna ara vermişti ancak sözler yerine getirilmezse tekrar başlayacağını söyledi. Kızımı kaybetmek istemiyorum. Sözünüzü tutun!” dedi.

Didem Akman Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yaşadığı hak ihlallerine karşı 207 gün ölüm orucu yaptıktan sonra 11 Eylül 2020’de hapishane idaresinin taleplerinin karşılanacağı sözü vermesi üzerine başladığı ölüm orucuna ara vermişti. Eylemine ara veren Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, kızının yaşadığı hak ihlallerinin son bulacağını beklerken aksine artarak devam ettiğini belirtti.

Anne Zülfiye Akman, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, koğuşa baskınların yapıldığını ve baskında birçok temel ihtiyaç malzemelerine de el konulduğunu aktardı.

“MÜHÜRLÜ KİTAPLARA YASAK KOYUYORLAR”

Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nin sorunlarının hiç bitmediğini ve sürekli yeni yasaklar geldiğini belirten anne Akman şunları dile getirdi:

“Her şeye yasak koyuyorlar. En son kitaplara, dergilere ve el işlerine el koydular. Şubat’tan bu yana bu baskılar artarak devam ediyor. Tutsakların okuduğu kitaplara sınır getirmişler. 10 kitaptan fazla alamıyorlar. Ancak bu siyasi tutsaklara yetmiyor. Çünkü onlar sürekli okuyorlar, yazıyorlar, el işleri ile uğraşıyorlar, üretiyorlar. Hapishane İdaresi kitapların içeriye gizliden sokulduğunu söylemiş gerekçe olarak. Ancak böyle bir şey mümkün değil. Orası yüksek güvenlikli bir hapishane. Gardiyanların, idarenin bilgisi dışında en ufak bir çöp bile içeriye giremez. Ayrıca kitapların hepsinde görüldü mührü var, kaç sefer kontrolden geçerek içeri giriyor o kitaplar.”

“HAK İHLALLERİNE KARŞI DİRENİYORLAR”

Bu yasaklar karşısında mahpusların direndiğini ve var olan haklarından vazgeçmek istemediklerini söyleyen anne Akman şöyle devam etti:

“Oradaki tutuklularda kitaplarını vermek istemiyorlar, haklarından vazgeçmiyorlar. Bu yüzden eylem yapıyorlar. Sloganlar atıyorlar. Eylem yaptıkları için de sürekli saldırıya uğruyorlar. Ben 1 Mart’ta kızımın görüşüne gittim. Kızım bana Şubat’tan beri hak ihlallerinin fazlasıyla arttığını söyledi. Bunun için eylem yaptıklarını söyledi. Kızım böyle bir şey yapmasın diye, zor durumda kalmasın diye Müdüre hanımla görüşmek istedim. Ancak kendisi benimle görüşmedi. Ardından cezaevi savcısına gidip görüştüm. Savcı beni dinledi ve sorunları çözeceklerini söyledi.

Savcı ile görüşmenin ardından 2 hafta sonra kızım her zamanki aradığı saatten 2 saat geç aradı. Neden geç aradığını sordum. Kızım kaldığı hücreyi gardiyanların bastığını, tüm temel ihtiyaçlar da dahil hücredeki her şeye el koyduklarını söyledi. Ayrıca gardiyanların kendisine işkence yaptığını da söyledi. Kızımın bacağında elinde ve birçok yerinde yara izleri oluştu. Kızımın arkadaşı telefona çıkarken görmüş. Yerlerde kanlar da varmış. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundum. Bir anne olarak Hapishane Müdüresi ve tüm Hapishane İdaresi hakkında. Bunun ardından avukatı kızımın görüşüne gittiğinde hala yaraları iyileşmemişti, saldırının etkisi geçmemişti.”

“TAKMAK ZORUNDA OLDUĞU SİPERLİĞE BİLE EL KOYDULAR”

Kızı Didem’in rahatsızlıkları olduğu için hastaneye gidip geldiğini ve o yüzden de siperlik kullandığını söyleyen anne Akman sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak siperliğine el koymuşlar. Bu siperliği ölüm orucundayken doktoru kendisi vermişti. O zamandan beri kullanıyor. O zaman yasak değildi de Mart’tan sonra mı yasak oldu? Müdüre Hanım saldırmak için bahane yaratıyor. En son geçtiğimiz cuma yine görüş vardı, yine geç aradı kızım. Yine hücresine gardiyanlar girmiş ve kızıma saldırmışlar. Bu sefer de daha önce serbest olan el işlerini bahane etmişler. Yün iplere el koymuşlar. El koydukları yün ipleri kızım hapishanenin kantininden aldı. Böyle bir şey olabilir mi? Yasaksa neden sattılar? Ayrıca hücrede bulunan poşetlere de el koymuşlar. Bu tutsaklar okumazsa, yazmazsa, el işi yapmazsa ne yapacaklar? Zaten televizyon kanalları ile ilgili de sınırlama var. İdarenin belirlediği birkaç kanal dışında hiçbir yeri izleyemiyorlar. Artık bu şartların değişmesini istiyor kızım. Bunun için mücadele veriyor, direniyor. Canını ortaya koydu bu baskıların, yasaklamaların son bulması için. Ben bir anne olarak kahroluyorum. Kızım gözümün önünde can çekişiyor. Bu hapishane idaresinin bu kadar saldırmasının kinle hareket etmesinin nedeni ne? Bunun üzerine tekrar Hapishane İdaresi hakkında suç duyurusunda bulundum. Kızımın başına bir şey gelirse sorumlusu Hapishane Müdüresi Meltem Babaoğlu ve Hapishane İdaresidir. Ayrıca Adalet Bakanlığı’nı da aradım. Onlar da konu ile ilgileneceklerini söylediler ama hiçbir şey yapılmadı.”

“TEMEL TALEBİMİZ KIZIMIN BAŞKA HAPİSHANEYE SEVK OLMASI”

Kızının temel talebinin başka hapishaneye sevk olmak olduğunu vurgulayan anne Akman, “Bunu defalarca konuştuk ancak hiçbir adım atılmadı. Kızımı o hapishanede tutarak ve işkence yaparak zulmediyorlar. Geçenlerde hapishanede içeriye bir kedi girmiş. Hemen gardiyanlar kediyi dışarı çıkarmak için müdahale etmişler. Oysaki bir kedi, bir hayvan ne var yani sevseler ne olacak? Zaten dört duvar arasında her şeyden uzaklar. Bu kadar düşmanlık olur mu? Hapishane İdaresi hiçbir sorunu çözmüyor, aksine sorun yaratıyor. Bunları bilerek yapıyorlar. Yine Geçenlerde kızım dergi almak için başvuru yapmış ve parasını ödemiş ancak parasını ödediği halde Hapishane İdaresi dergilerini vermemiş. Kızım da mahkemeye başvurdu. Parasını ödediği dergilerin verilmesini istedi. Mahkemede parası verilen dergilerin tutukluya verilmesine karar verdi. Buna rağmen hala verilmedi dergileri. Hem parasını aldılar hem de dergilerini vermiyorlar” diye konuştu.

“KIZIMI KAYBETMEK İSTEMİYORUM”

Anne Akman hak ihlallerinin çok fazla arttığını belirterek son olarak şunları kaydetti:

“Kızım ölüm orucuna ara verirken taleplerinin kabul edilmesine karşılık ara verdi. Kabul edilmezse tekrar ölüm orucuna devam edeceğini söyledi. Umarım böyle bir şey olmaz, yaşanmaz. Ben kızımı bir daha öyle bir durumda görmek istemiyorum. Kızımı kaybetmek istemiyorum. Başta Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum. Hapishanelerdeki keyfilikler, baskılar kalksın. Buradan savcılara da sesleniyorum, kızımın başına bir şey gelirse sorumlusu Şakran Hapishanesi yönetimi ve Meltem Babaoğlu’dur. Onun için göndermişler oraya. Oradaki tutukluların psikolojisini bozmak için elinden geleni yapıyor. Kızım 5 yıldır orada, 5 yıldır çekmediğimiz eziyet kalmadı. Kızımın başka bir hapishaneye sevk edilmesini istiyorum.”

Melis CİDDİOĞLU/ANKARA