Anne Akman’dan çağrı: Kızım ağır tecrit altında, bitsin bu işkence!-VİDEO

PİRHA- Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, cezaevinde devam eden hak ihlallerinin düzeltilmemesi durumunda kızının yeniden ölüm orucuna başlayabileceğini söyledi. Akman, “Cezaevine yönetimine sesleniyorum; sözünüzü tutun ve bu ağır tecrit kalksın. Ölümü görmek isterim ama kızımı bir daha o durumda görmek istemiyorum” dedi. 

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan adil yargılanma ve hapishane koşullarının düzeltilmesi talebiyle 206 gün ölüm orucu yapan Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, cezaevi yönetiminin sözünü yerine getirmediğini ve bu nedenle Akman’ın yeniden ölüm orucuna başlayabileceğini belirtti.

Akman, Şakran Kadın Kapalı Cezaevi idaresinin keyfi olarak dış kantin ihtiyaçlarını karşılamama, havalandırma saatleri kısıtlama ve kitap toplatma kararı aldığı, duruma tepki gösteren kadın mahpusların da iki haftadır eylem yaptığını söyledi.

Çocuklarının tekrar ölüm orucuna başlama riskinin olduğunu söyleyen Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, kamuoyuna çağrıda bulunarak, “Kızımın görme ve duyma kaybı var. Yazı yazar iken bulanık gördüğü için gözünün birini kapatmak zorunda kalıyor. Götürdüğümüz elbiseler dahi alınmıyor. Tam olarak iyileşmedi. Ayaklarındaki şişlikler halen devam ediyor. Halen ilaç kullanıyor. Bir dergiyi, kitabı çok mu görüyorsunuz? Herkesten rica ediyorum; bu ağır tecrit kalksın” dedi.

“KEYFİ OLARAK KİTAPLAR TOPLATILMIŞ, HÜCRELERİ DAĞITILMIŞ”

Kızı Didem Akman ile en son 1 Mart’ta yaptığı görüşmede cezaevi idaresi tarafından havalandırmanın 1 saate düşürüldüğü bilgisini bilgisini paylaşan Zülfiye Akman, kitap saklandığı bahanesiyle hücrelerin aranılarak dağıtıldığını belirtti.

Akman, şunları kaydetti:

“Kızımın görüşüne en son 1 Mart’ta gittim. Biraz yordun gibiydi. Ölüm orucundan çıktıktan sonra 3 ay hastanede kaldı ve sürekli kontrolleri vardı. Son dönemde keyfi uygulamalarla kitaplarını toplamışlar. Kitap sakladıklarını söylemişler. Her şeyin gözetimleri altında girdiği cezaevinde kitap saklamayacaklarını söylemişler. Görüşe gitmeden bir gün önce telefon günüydü, aramadı. Cezaevine neden aramadıklarını sorduğumda hatların bozulduğunu ve  arayacaklarını söylediler. Meğerse hatlar bozuk değilmiş, kızımın kaldığı hücrenin altını üstüne getirerek arama yapmışlar. Neyi arıyorlar ki? Bunu protesto etmek için uyumadıklarını, 5 dakikada bir kapıları dövdüklerini söylediler. Uykusuz kalmışlar.”

“İNSAFSIZLAR, VİCDANLARI YOK”

Zülfiye Akman, kızının cezaevi koşullarına tepki göstermek amacıyla sürekli çeşitli eylemler yaptığını, ayrıca 2 kez hücresini ateşe vermeye çalıştığını ifade etti. Akman, kızına bu eylemi dolayısıyla 1 hafta boyunca yatak verilmediğini, kızının demir ranzada yatmak zorunda bırakıldığını belirtti.

206 gün ölüm orucunda kalan kızı Didem Akman’ın henüz iyileşmediğini söyleyen anne Zülfiye Akman, cezaevi yönetimi tarafından verilen sözlerin tutulmaması ve şartların düzeltilmemesi durumunda kızının yeniden ölüm orucuna başlayabileceğini belirtti.

Akman,  şöyle devam etti:

“Kızım cezaevi şartları değişsin diye iki sefer hücresini yaktı. Demir ranzalar üzerinde yatırdılar, yatak bile vermediler. Yanan hücrenin içerisinde bıraktılar. Bu kadar insafsızlar, vicdanları yok. Kızım sesini duyuramadı ve bedenini ölüme yatırmak zorunda kaldı. 206 gün ölüm orucunu devam ettirdi. 10 Eylül günü kaldığı hastanedeki kızımın sayılı günleri kaldığını söyledi. Kızım da talepleri kabul edilmesi durumunda ölüm orucunu bırakacağını, diğer türlü asla bırakmayacağını söyledi. Ben de kızıma bırak diyemedim. Hepsinden çok ben isterim kızımın yaşamasını; ama kızımın o halini görünce nasıl bırak diyebilirdim ki? Cezaevi müdürü 4 kez gelip gitti. Bir kızım Didem ile bir savcı ile görüşme yaptılar. Söz verdiler. Kızım sözlerine inanmadıklarını, yazılı kağıt vermeleri durumunda ölüm orucunu sonlandıracağını söyledi. Cezaevi müdürü daha büyük bir hücreye geçilmesi, havalandırma ve görüş saatlerinin çoğaltılması, görüşlerde ziyaretçiler ile tek tek değil toplu görüşülmesi vb. talepler için tüm gardiyanlar, askerler önünde söz verdi.”

“KİTAP, DERGİ YASAK, DIŞ KANTİN YOK”

“Ölümü görmek isterim ama kızımı bir daha o durumda görmek istemiyorum. Benim yaşadığım acıları hiçbir anne yaşamasın. Kızım, gözümün önünde resmen can çekişiyordu, ölümden daha zor benim için” ifadelerini kullanan anne Zülfiye Akman, “Kitabı, dergileri yasaklıyorsun. İnsaf; dört duvar arasında kitap olmazsa, dergi olmazsa bunlar nasıl zaman geçirecekler. Dış kantini yasaklamışlar. Dışarıdan bir şeyin gelemeyeceğini söylemişler. Önceden defalarca cezaevine getirdikleri gazete, dergiler için gazete bayii yok bahanesi sunmuşlar. Dergi ve gazete aboneliklerini kabul etmiyorlar. Yazdıkları dilekçeler gitmiyor ve cevap verilmiyor” şeklinde konuştu.

“AĞACA, GÜNEŞE HASRETLER, BU AĞIR TECRİT KALKSIN”

Kızının durumunun her geçen gün kötüleştiğini, duyma ve görme kaybı yaşadığını fakat yetkililerin bu duruma sessiz kalmasından yakınan Zülfiye Akman, mahpuslar üzerindeki ağır tecridin bir an önce kaldırılması çağrısında bulunarak şöyle devam etti:

“Bir gökyüzünü görüyorlar, başka bir şey göremiyorlar. Kızım hastanede iken camının karşısında bir karabiber ağacı vardı, o ağaca hayranlıkla bakıyordu. Kemikleri battığı sandalyede oturamıyordu. Altına yastık koyuyordum. Uzun zaman oturduğunda uzanmasını istiyordum; ‘Anneciğim ağaç görmeye o kadar hasretim ki. Ne olur biraz daha izleyeyim”  diyordu. Hastanede kaldığı 3 ay boyunca hayranlıkla o ağacı izledi. Kargaya bile minnet duyuyordu. Karga bir gün penceresine gelmedi, o kadar çok üzüldü ki. Her şeye hasret. Güneşin doğuşunu, güneşin batışını göremiyorlar. Bu kadar insafsızlık olur mu? Kızımın görme ve duyma kaybı var. Yazı yazar iken bulanık gördüğü için gözünün birini kapatmak zorunda kalıyor. Götürdüğümüz elbiseler dahi alınmıyor. Bir dergiyi, kitabı çok mu görüyorsunuz. Herkesten rica ediyorum; bu ağır tecrit kalksın. Kitaplarını, dergilerini verin.”

“SÖZÜNÜZÜ TUTUN; YÜREĞİM YANIYOR, BİTSİN BU İŞKENCE”

Pandemi nedeniyle kızının tedavisinin ertelendiğine vurguda bulunan Zülfiye Akman, 5 metrekare olan bir hücrede kalan kızının  havalandırma saatinin 4 saatten1 saate düşürüldüğünü kaydetti.

Kızının ölüm orucundan kalan tahribatlar sonrasında halen ilaçlar kullandığına işaret eden Zülfiye Akman, “Kızımı bir daha o halde görmek istemiyorum. Cezaevine yönetimine sesleniyorum; sözünüzü tutun ve bu açlık grevi olmasın. Biz de canımızdan bezdik. Kendilerine de, bize de, tutsaklara da eziyet etmeyin. Bu duruma ciddiye almıyorlar. Vicdanı olan herkese, Adalet Bakanlığı’na, sivil toplum örgütlerine sesleniyorum; bir daha ölüm oruçları olamasın. Talepleri kabul edilsin. Duvarda kuş resmi olan takvimi götürdüm. Siyasete dair bir şey yok. 12 ayın her birine düşen bir kuş resmi var. Onu bile almadılar, geri verdiler. İnsafsızlık yapmayın ve çocuklarımıza huzur verin. Yüreğim yanıyor, yetsin artık bu işkence” diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu.

PİRHA/İZMİR