CANLI YAYIN

‘Asimilasyona karşı Harde Dewreş ayaktadır, Munzur ayaktadır’-VİDEO

PİRHA – Dersim’de Aleviliğe yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin konuşan DAD İstanbul yöneticilerinden Bülent Felekoğlu, “Reya Haq coğrafyasında toplumun zihni üzerinde psikolojik travma yaratılma hedefi var. Kendileri gibi düşünen, kendileri gibi ibadet eden bir zihin sistemi kurmak istiyorlar” dedi.

Demokratik Alevi Derneği İstanbul yöneticilerinden Bülent Felekoğlu, Dersim’de Aleviliğe yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Felekoğlu, “Reya Haq coğrafyasındayız, Dersim’deyiz, Harde Dewrş’teyiz. Harde Dewreş’e her geldiğimizde özellikle nehakın coğrafyamıza ve toplumumuza yaptığı tahribatlarla daha fazla karşılaşıyoruz” dedi.

“REYA HAQ COĞRAFYASINDA TOPLUMUN DEĞERLERİYLE OYNANIYOR”

Tunceli Cemevi’ne değinen Felekoğlu, “Tunceli Cemevi’nde yaşanan durumlar, sonrasında bazı ocaklardan evlatların Avrupa’ya gri pasaportla gönderilmesi; bu konuda toplumun bütün değerleriyle oynanarak aslında düşkünleştirilmesi sürecidir. Bu kavramlarla aslında Dersim’deki Reya Haq coğrafyasında akıl ve zihin düşürülerek yıpratılmak istenmekte ve toplumun zihni üzerinde psikolojik travma yaratılma hedefi var. Bunu doğru anlamak gerekiyor. Muktedirler bu inanca yaklaşırken zamanın tüm aşamalarında bunu görüyoruz; kendine benzetme, tek tipleştirme içerisinde hep algılamaya ve toplumu böyle yönetmeye çalıştılar. Vergi alınabilen, kendisi gibi düşünen veya kendisi gibi tek sistemde ibadet eden bir zihin sistemini kurmak istiyorlar” diye konuştu.

“MUNZUR’UN ÖNÜ KESİLEREK HAKİKAT YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Fakat Reya Haq coğrayfasının cümle cana niyaz olmuş ve cümle canın hakikatini kendi içerisinde yaşatmaya çalışan, Xızır’ın dilini, Hakkın nurunu cümle aleme anlatmaya çalışan bir hakikat olduğunu ifade eden Felekoğlu, şunları kaydetti:

“Bugün Munzur’a baktığınız andan itibaren bile bu hakikati çok net görürsünüz. Munzur’un önüne baraj kurarak o hakikat yıpratılmaya ve yok edilmeye çalışılıyor. Abdülhamit’ten beri de biliyoruz ki; Munzur suyunun önü kesilerek bütün hakikatlerin tüm coğrafyaya yayılması engellenmek istenmekte. Bu coğrafyanın dili, renkleri ve halkları yok edilmek istenmekte.”

“ASİMİLASYONCU YAKLAŞIM HARDE DEWREŞ’TE SONUÇ VERMEYECEKTİR”

“Munzur Üniverisitesi de yaptığı tüm çalışmalarda bizi Türkmen canlarımızla yürüttüğümüz büyük mücadele hakkını akamete uğratan veya Türk-İslam sentezi üzerinden Hacı Bektaş’ın hakikatini de saptırarak sadece bir akıncı subayı boyutuna düşüren, bu şekilde İslam’ın hakikatini de yerine koymadan biatçı bir kültürü geliştiren anlayış geliştirmek istiyor. Buna dair bir yaklaşım geliştirmek istiyor” diye konuşan Felekoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu coğrafyanın topraklarında bir eğitim hattı, bir akademi hattı kurulmuşken bu coğrafyanın hakikatini anlamlandırmadan, bu coğrafyada yaşayanların inancını anlamlandırmadan bu saptırmaya çalışmak sadece dönemsel olarak maaşa tabi olmak, dönemsel olarak maaş bekçiliği yapmaktan başka bir sonuç vermeyecektir. Bunu zaman bize gösterecektir. Çünkü bu coğrafya zamanın dilini, ruhunu taşıyor içerisinde. Bu coğrafya yer bilmenin ruhunu taşıyor içerisinde. Yer bildiği için yer gösteren bir coğrafyadır. Reya Haq Aleviler yer bilirler, kıymet bilirler. Biz Türkmen canlarımıza gayretkeş mücadelelerinden dolayı Kızılbaş terimini kullanmışız. Reya Haq coğrafyası kendisine Mansurlar coğrafyası der. Kızılbaş terimi bizim için babaganların, Babailerin o can feda direnişleriyle bir rıza toplumu yaratma arzlarında beraber gayretin sonucu verdiğimiz manadır. Bu konuda kıymetlerini kadirlerini biliriz, minnettarız birbirimize.

Çünkü biz Hakkın emir rızası olan Kuranı zişanın da doğru anlaşılması, doğru anlatılması ve de onun üzerinden Allah’ın ismini kendi tanrılarına mülk eden anlayışa karşı hakkın emr rızasını tüm coğrafyalarda yaşatacak bir anlayışın devamıyız. Reya Haq coğrafyası, bu rızalığı tüm canlarda görebilirler. Yeter ki buna bakmasını bilsinler. Bu asimilasyonist yaklaşımlar hiçbir şekilde bu coğrafyada sonuç vermeyecektir. Reya Haq Alevileri şunu çok net karşılarına koymalıdır, net yaşamalıdır; bizim inancımız yaşanır, rızkını rıza ile pay eden toplumsallığın yaşamıdır. Her duasında Xızır geçmeyen bizden değildir. Musahibini de kivrasını erkanına taşımayan eksik yaşıyordur. Yaşadığı toplumda kendi vicdanı olan, kivrasını, musahipini, toplumsal ikrarlaşmasını bir hatta taşımıyorsa Alevi değildir, Aleviliği derinlikli yaşamıyordur. Bunu yaşatmak gibi bir derdi yoktur. Bu da tarikatçı hatta doğru gidecektir.”

ŞİİLEŞTİRME VE SÜNNİLEŞTİRME HATTI

Felekoğlu, “Ayrıca inancımız üzerinde oynanan bir diğer kısım da Şiileştirme ve Sünnileştirme hattı” diyerek şunları aktardı:

“Bu Dersim’de de yoğun bir şekilde işleniyor. Ne yazık ki bizim kurumlarımız yani bir cemevi üzerinden iletilmeye çalışılıyor. Dünya kadar Şii hurafesiyle Alevilik anlatmaya çalışılıyor. Dünya kadar Şii saptırmasıyla Alevilik anlatılmaya çalışılıyor. Bugün Şii hattını kendisine rehber edenler Kerbela’da Hüseyin’e hesap vereceklerdir. Kerbela’da Hüseyin’i yalnız bırakanların tezgahına girmiş demektir.

Diğer tarafta; namaz da kılsak, oru. Da tutsak hepsini Hak için yapıyoruz diyen bir anlayış var. Hakkı anlayarak vicdanen yapılan ibadetleri hak sayarız. Aleviler, Hristiyan’ın kiliseye gitmesini, bir Müslüman’ın camiye gidip namaz kılmasını da hak sayar, orucunu tutmasını da hak sayar. Fakat hak saymadığı bir durum vardır; bunu kendisine siper edip diğerlerin hepsini kendine benzetmeye çalışan, hakkın tüm nurlarını, renklerini bir etmeye çalışan, tek şekilde bakmaya çalışan anlayışlara karşıdır. Bunlar sapmadır. Hak yolunda bunların hepsi sapmadır. Hak yolu ana yoludur, hak kapısıdır. Kadının nur olmadığı hiçbir hat gerçekliğini hakkın emr rızasıyla yerine getiremez.”

“HARDE DEWREŞ AYAKTADIR, MUNZUR AYAKTADIR”

Alevi toplumunun bütünlüklü olarak Harde Dewreş’ten başlayarak kendi coğrafyasına yüzünü dönmek durumunda olduğunu belirten Felekoğlu, şöyle devam etti:

“Alevi toplumu kendi jiyar, diyarlarını anmak ve taşımak durumundadır. Bir cenaze erkanı yapıldığında saflarını kadınlı, erkekli canlarla oluşturmalıdır. Haremlik selamlık cümle canın nur olduğu hak yolunda bunu dayatanlar bu yola şhanet edenlerdir. Bu ihaneti görmek gerekir. Bir erkanda musahip varsa, meftanın arkasında musahip varsa yanında kivrası varsa, piri varsa, ana baba yanında duruyorsa cümle can da onun etrafında halka olup ellerini bağırlarına koyup dualarını edip sırlıyorlarsa o zaman hak yerini bulur. O zaman can tekrar doğumun çarkına sokulur. Cem erkanlarında haremlik selamlık yapanlar, cem erkanlarında durmadan salavat getirenler bu yolda Alevi çocuklarını Işid’e, Hizbullah’a götürecek olan tarikatçı hatta nüfus kazandırmaktan başka bir şey olmayacaktır.

Harde Dewreş direniyor, Harde Dewreş ayaktadır, Munzur ayaktadır. Cümlemiz ayaktayız. Nehak kendi çarkını sürecek, devranını sürmeye çalışacak. Bizim de görevimiz kendi meydanımızı kurmaktır.”

Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

4 OCAK 2018 PERŞEMBE-GÜNDEM

4 OCAK 2018 PERŞEMBE-GÜNDEM

pirha.net © 2018