Ateşoğulları: ‘Dersim’in ‘Kara Günü’ 4 Mayıs’tır, gece bir mum yakıp çerağ uyandıralım’

PİRHA-Hukukçu Kamil Ateşoğulları, Dersim Katliamının yıldönümüne ilişkin kaleme aldığı yazıda “Her halkın bir ‘Kara günü’ vardır. Dersim’in ‘Kara günü’ de 4 Mayıs’tır. Bu gece bir mum yakıp çerağ uyandıralım” dedi.

On binlerce insanın katledildiği, bir o kadarının da sürgüne gönderildiği Dersim Katliamı’nın üzerinden 84 yıl geçti. Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan katliamın detayları, devlet arşivlerinde “Gayet gizlidir” ibaresiyle tutulsa da harekatın izleri halen net bir şekilde gözlenebilmekte.

UNUTULMAYAN TARİH 4 MAYIS 1937!

18. Dönem Ankara Milletvekili/ Hukukçu Kamil Ateşoğulları da Dersim Katliamı’nın yıldönümünde yaşananlara bir kez daha ışık tuttu.

“4 Mayıs Kara Gün/Roza Şae” başlığı ile Dersim Katliamı’nın detaylarını anlatan Kamil Ateşoğulları, “Dersim 1937-38 denince akla ilk gelen bu ‘Kara Gün’dür. Aradan 84 yıl geçmesine karşın belleklere yerleşmiş unutulmayan bir gün, bir tarih…” ifadelerini kullandı.

Hukukçu Kamil Ateşoğulları, Dersim halkının, resmi devlet anlayışı dışında, özgün inançları doğrultusunda örgütlendiklerine işaret ettiği yazısında şu bilgileri kaleme aldı:

“Dersim, Osmanlı’nın varları içinde görünse de 1800’lü yıllara değin düzenli bir ilişkisi olmamıştır. Sistemin dışında kalan Dersim de resmi devlet inancı ve otoritesine karşı ‘resmi’ olanın dışında, geçmişten gelen inanç, gelenek ve görenekleriyle örgütlenerek kendi düzenini kurmuştur. 2. Mahmut’un merkezi yönetim kurma, asker alma, vergi toplama ve yol mükellefiyeti için hatırlanmış ve birçok rapor hazırlanmış, sonuçsuz seferler yapılmıştır.

Cumhuriyet döneminde ise, 1923 yılı ile 1937 yılı arasında Dersim’le ilgili olarak;

Eylül 1926 Koçan Harekatı

Ekim 1930 Pülümür Harekatı

1934 Mecburi İskan Yasası

1935 Tunceli Vilayeti’nin ibaresi hakkındaki yasanın çıkarıldığı

1936’da silah toplamaya devam edildiği görülmektedir.

Hazırlanan raporlardan Fevzi Çakmak ve müfettiş Hamdi Bey’in raporları Dersim’e karşı alınan sert tutum ve önlemlerde büyük rol oynamıştır.

Hamdi Bey, raporunda özetle ‘Dersim, Cumhuriyet Hükümeti için bir çıbandır. Bu çıbanın üzerinde kesin bir ameliyat yapmak… memleketin selameti için gereklidir… Kısaca medenileştirmek suretiyle ıslaha çalışmak imkansız bir hayalden başka bir şey değildir’ diyordu.

Hazırlanan raporlar ve incelemeler sonunda, özellikle ‘İç Dersim/Deruni Dersim, Cebel Dersim’de yol yapımı, karakol, kışla, lojman yapımı artmış, telgraf hatları çekilmeye başlanmıştır.

Karakollardaki jandarmaların halka karşı tutumları şikayet edilmişse de dikkate alınmaması üzerine değişik yer ve tarihlerde aşiret ileri gelenleri toplantılar yaparak gelişmeler karşısında alacakları tavrı tartışmışlardır.

Yer yer karşı çıkışlar saldırılar yapılsa da bu girişimler aşiret bölgelerinin uçaklarla bombardımanıyla karşılanmıştır.

Dersim sorununun ‘nihai çözümü için asıl karar; 4 Mayıs 1937’de Atatürk ve Mareşal’in huzurlarıyla ve Başbakan İsmet İnönü başkanlığında toplanan ‘1937 Yılında yapılan Tunceli Tenkil Harekatına Dair Bakanlar Kurulu’nda alınır. ‘Gayet Gizlidir’ başlıklı kararda;

-‘Şedit’ ve ‘müessir’ bir taarruz hareketi

-Köylere baskın düzenleme, silah toplama ve nakil

-Silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde, sonuna kadar zarar vermeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek’ vardı.”

“BU GECE ÇERAĞ UYANDIRALIM”

Dersim Katliamı’nın ‘Tenkil’ (uzağa göndererek cezalandırma) ve ‘Tedip’ (terbiye etme) kararı olduğunu belirten Kamil Ateşoğulları, “1937/1938 Dersim’ini; Tedip, Tenkil, Tehcir, Temdin, Temsil ve Taktil sözcükleri anlatır. Her halkın bir ‘Kara günü’ vardır. Dersim’in ‘kara günü’ de 4 Mayıs’tır. Bu gece bir mum yakıp çerağ uyandıralım” ifadelerini kullandı.

Eren GÜVEN/ANKARA