Hukukçu Eminoğlu, müvekkillerinin yaşadıklarını anlattı: Tamamen hukuksuzluk var-VİDEO

PİRHA-90’lı yıllarda kaldığı söylenen faili meçhuller, kaçırılmalar, kayıplar, işkenceler devam ediyor. Müvekkillerinin son süreçte maruz kaldığı baskıları anlatan ÇHD Ankara Şubesi üyesi hukukçularından Naim Eminoğlu, “Bu kişilerle ilgili hiçbir ize ulaşamıyoruz. Kamera kayıtları vesaire her şeyi siliyorlar. Hukuki anlamda her yolu deniyoruz ancak yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanıyor” dedi.

90’lı yıllarda kaldığı söylenen faili meçhuller, kaçırılmalar, kayıplar, işkenceler devam ediyor. Günümüzde ‘Beyaz Toros’ların yerini ‘Siyah Transporter’lar almış durumda. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen ‘darbe girişimi’nin sonrasında ilan edilen OHAL’in ardından yaşanan hak ihlallerinde ciddi bir artış söz konusu. Kaçırılmalar, işkenceler, kayıplar ve şüpheli ölüm olayları sıkça gündeme geliyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’nin ‘2021 Yılı Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olaylarıyla İlgili Özel Rapor’una göre; 2021 yılının ilk 11 ayı içerisinde toplamda en az 144 kişinin kaçırma, ajanlaştırma ve tehdide maruz kaldığı belirtildi.

Raporda, özellikle siyasi partilerin gençlik kolları üyelerinin, üniversite öğrencilerinin, gazetecilerin ve aktivistlerin hedefte olduğu, bu kişilerin gizemli numaralardan arandığı, kaçırıldığı ve hatta işkenceye maruz bırakıldığı yönündeki iddialara da yer veriliyor.

11 AYDA EN AZ 144 KİŞİ KAÇIRILDI, AJANLIK DAYATILDI, TEHDİT EDİLDİ

Söz konusu raporda, “2021 yılı Ocak-Kasım ayları içerisinde en az 13 kişinin kaçılarak ajanlık teklifine ya da tehdide maruz bırakıldığını ve bu kişilerin herhangi bir işlem yapılmadan serbest bırakıldığını belirlemiştir. Yine aynı şekilde, en az 66 kişinin ise gözaltı yerlerinde (bir kısmı hapishanelerde) veya gözaltı yerleri dışındaki alanlarda ajanlık teklifine ve tehdidine maruz kaldığını ortaya koymuştur. Benzer şekilde, büyük bölümü kolluk kuvvetleri tarafından olmak üzere en az 65 kişinin tehdit edildikleri belirlenmiştir. Tehdit edilen kişilerden 12’si sosyal medya üzerinden tehdit edildiğini belirtmiştir. Sosyal medya yoluyla yapılan tehditlerin çoğunlukla siyasi parti çalışanlarına, üniversite öğrencilerine ve medya emekçilerine yönelik olduğu görülmektedir” ifadeleri yer aldı.

ÖZEL HAYATA İLİŞKİN BİLGİLER KULLANILARAK KİŞİLERİN HASSASİYETLERİ İSTİSMAR EDİLİYOR

Raporda yer alan bilgilere göre, bu baskılar çoğunlukla kendisini istihbaratçı olarak tanıtan kolluk kuvvetlerince veya infaz koruma memurları ve güvenlik korucuları (geçici köy korucusu) tarafından gerçekleştirilmektedir. Neredeyse tamamı resmi görevli olan bu kişiler, ellerindeki devlet gücü vasıtasıyla bireylerin özel hayatına ilişkin bilgilere ulaşmakta ve bu bilgileri kullanarak kişilerin hassasiyetlerini istismar etmektedirler.

İHD Genel Merkezi, rapora dair yaptığı açıklamada, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu ve İçişleri Bakanlığı ile de görüştüklerini ancak vakaların devamından da anlaşılacağı üzere önleyici tedbirlerin yeterli düzeyde alınmadığını gördüklerini ifade etti.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi üyesi hukukçularından Naim Eminoğlu müvekkillerinin son süreçte maruz kaldığı bu bağlamdaki baskı ve tehditleri anlattı.

“GİZLİ BİR GÖZALTI MERKEZİNDE, 6 AY BOYUNCA ÇEŞİTLİ İŞKENCELERE MARUZ KALDI”

Ajanlaştırma, işbirlikçileştirme ve itirafçılaştırmanın bir devlet politikası olduğunu ifade eden Eminoğlu, bu politikaların 80’lerden bu yana uygulandığını aktararak; “Ancak son yıllarda bu tür olaylar arttı. Müvekkilimiz Ayten Öztürk, 2018 yılında Lübnan Havalimanı’ndan Avrupa’ya giderken Lübnanlı yetkililer tarafından Türkiye’ye teslim edildi. Ankara’daki gizli bir gözaltı merkezinde 6 ay boyunca çeşitli işkencelere maruz bırakıldı. Boğma, elektrik verme gibi her türlü fiziki ve psikolojik işkence gördü. Sadece Lübnan’da gözaltına alındığı ve orada 6 gün tutulduğu kayıtlarda var, sonraki süreç yok. 6 ay boyunca kendisine başkaları üzerine ifade vermesi ve bildiklerini anlatması dayatılmış. Ağır işkencelerle geçen 6 ayın sonunda da tutuklandı ve ilk görüşmemizde şunu söylemişti: Tutuklandığıma sevindim.
Bir avukat olarak bu söylemi beni çok etkilemişti. İşkence, kötü muamele ile ajanlaştırma, işbirlikçileştirme politikaları iç içe. Bu durumlara ne kadar göz yumulursa, ses çıkarılmazsa o kadar artış gösteriyor” şeklinde konuştu.

“SİZE BİR HAFTA MÜHLET, EMEL’İ ÖLDÜRMEMİZ BİR İĞNEYE BAKAR”

Bu tür olaylara özellikle 2021 Eylül ayından bu yana çok fazla tanık olduklarını kaydeden Eminoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

“Hapishanelere gidilerek ajanlaştırma, işbirlikçileştirme yönünde baskılar yapılıyor müvekkillerimize. Silivri 9 No’lu Hapishanesi’nde bulunan müvekkilimiz Emel Yeşilırmak’a kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişiler, ‘Yargıtay’da dosyaların birleşmedi, çok ceza alacaksın’ diye tehdit ederek itirafçılık dayatmasında bulunmuştur. Kendilerini yine istihbaratçı olarak tanıtan 5 kişi, Emel Yeşilırmak’ın ablasına da, ‘Size bir hafta mühlet, Emel’i öldürmemiz bir iğneye bakar’ diyerek tehditlerini sürdürmüştür.

“İFADE VER KURTUL, YOKSA BURADAN ÇIKAMAZSIN”

Müvekkilimiz Bengisu Ravza Demirel’i de İzmir’de kaldığı hapishanede, kendisini ‘Halkın Hukuk Bürosu avukatlarındanız’ diyerek birtakım kişiler ziyaret etti. Bu kişiler bizim hukuk bürolarımızın adlarını kullanarak yapıyorlar bu işi. Kendilerini MİT mensubu olarak tanıtmışlar. Kendisine buradan asla çıkamayacağını, başkaları üzerine ifade vermesi gerektiğini, böyle yaptığı takdirde hemen çıkabileceğini söylemişler. ‘İfade ver kurtul, yoksa buradan çıkamazsın’ demişler. Bununla ilgili hukuki olarak başvurularımızı yaptık. Söz konusu şahısların istihbarat polisi oldukları kurum 2. müdürü ve hapishane savcısı tarafından onaylanmıştır. Bu durumda polislerin avukat değilken kendilerini avukat olarak tanıtmaları görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır.
Aynı şekilde Grup Yorum üyesi Sultan Gökçek de böyle bir baskıya maruz kaldı ve bunu yapan savcıydı. Bizzat Cumhuriyet Başsavcısı gidip, ‘Sultan ile görüşmek istiyorum’ demiş. Sultan ile görüştüğünde de bazı davalar kapsamında ifade vermesini söylemiş.”

“BU İŞİ YAPANLAR ARKALARINDA DELİL BIRAKMIYORLAR”

Bir diğer müvekkilleri olan Düzce Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde çalışırken KHK ile ihraç edilen Alev Şahin’in de evinin önünden yakalama kararı olmaksızın polislerce kaçırılmaya çalışıldığını söyleyen Eminoğlu, “Alev Şahin’i kaçırmak istedikleri aracın plakasını tespit ettik ancak sahte çıktı. Alev Şahin’e ceza alacağını, tekrar içeri gireceğini, eğer ifade verirse bunların olmayacağını söylemişler. Bununla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk ancak savcılık harekete geçmedi. Biz de bunun üzerine o bölgedeki üç, dört sokağı gezip, 100’ü aşkın apartmanın kamera kayıtlarına ulaşmaya çalıştık. Bu kişilerin tespit edilmesi için uğraştık ancak şunu gördük ki, bu işi yapanlar arkalarında delil bırakmıyorlar. Hiçbir kamera kaydına ulaşamadık. Bizden önce giden ve kendini polis olarak tanıtan kişiler kamera kayıtlarını toplamışlar” dedi.

“DÜŞMAN CEZA HUKUKU İŞLETİLİYOR”

Son süreçte gözaltına alınan veya tutuklanan muhalif tüm kesime bu tür politikaların uygulandığını vurgulayan ve yapılanların tamamen hukuksuz olduğunu belirten Eminoğlu şunları aktardı:

“Bu tehditleri yapanların kimliklerini bilmiyoruz. Kendilerini polis ya da istihbaratçı olarak tanıtıyorlar. Daha sonrasında bu kişilerle ilgili hiçbir ize ulaşamıyoruz. Kamera kayıtları vesaire her şeyi siliyorlar. Hukuki anlamda her yolu zorluyoruz, deniyoruz ancak yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanıyor. Bazı soruşturmalar sonuçlandırılmayarak sürüncemede bırakılıyor. Hapishane müdürleri ile görüşüyoruz, o saatler aralığında hapishaneye kimlerin geldiğinin bilgisini ve kamera kayıtlarını istiyoruz. Ancak ya cevap alamıyoruz ya da kamera kayıtlarının bozuk olduğu söyleniyor. Bu işi yapanlar yasadışı iş yaptıklarının farkındalar ve arkalarında iz bırakmıyorlar. Bir tutukluyla, hükümlüyle görüşecek insanlar bellidir ya da bir insanın ifadesi alınacaksa yanında avukatı olmalıdır. Bunların hepsi yasalarda belirtilmiştir. Ancak bunların hiçbirisine uyulmuyor.

Şöyle de absürt bir durum yaşanıyor: Birisinden ifade almışlar, o ifade üzerinden operasyon yapıp insanları gözaltına alıyorlar ve tutukluyorlar. Daha sonra hapishaneye gidip başkasının ifadesi üzerine tutuklanan insanlardan, başkasının üzerine ifade vermelerini istiyorlar. Düşman ceza hukuku işletiliyor aslında. Kişiler belirleniyor ve onlara suç atfedilmeye çalışılıyor. Bu bir devlet politikasıdır. Muhalif kesim üzerinde baskı ve korku yaratmak için dayanışmayı, hep birlikte olmayı engellemek için izlenen yöntemlerdir.”

Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

 

 

 

 

buy azithromycin online