CANLI YAYIN
Ana Sayfa EMEK-EKONOMİ, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 21 Eylül 2018 - 17:04 104 Görüntüleme

Avukatlardan açıklama: İşçilerin adil yargılama hakkı engellendi

Avukatlardan açıklama: İşçilerin adil yargılama hakkı engellendi

3. Havalimanında gözaltına alınan ve tutuklanan işçilerin avukatları, soruşturma aşamasında kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğini gidermek için İstanbul Barosu Baro Kültür Merkezi’nde basın açıklaması düzenledi. Avukatlar, işçilerin adil yargılama ve avukata erişim hakkının engellendiğini söyledi.

3. Havalimanında gözaltına alınan ve tutuklanan işçilerin avukatları İstanbul Barosu Baro Kültür Merkezi’nde soruşturma sürecine ilişkin bilgi verdi. Açıklamada “İşçiler köle, hak aramak suç değildir. Havalimanı işçileri serbest bırakılsın” pankartı açıldı. Açıklamayı Avukat Songül Beydilli yaptı.

Avukat Songül Beydilli, “Sorgu hakimi tutuklama gerekçelerinde hiçbir somut veri, delil bulunmadan genel ve soyut beyanlarla tutuklama kararı vermiştir. 24 işçinin tutuklanmış olmasının hukuki temeli yoktur. Bu gözaltı ve tutuklamalar, hak talep eden işçilere verilmiş bir gözdağıdır.” dedi.

İşçilerin eylem yaptığı gece inşaat alanına TOMA ve panzerler geldiğini, koğuş kapılarının koçbaşları ile kırılarak ve tekmelenerek yatakhanelere girildiğini ve koğuşların arandığını anlatan Beydilli, jandarma tutanağına göre aramalar sırasında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığına dikkat çekti. Beydilli, uykularından uyandırılarak gözaltına alınan işçilerin, konteynerlerde işveren temsilcileri ile birlikte dövüldüklerini, hakaret ve tehditlerle, yakınlarına haber vermeden, neyle suçlandığı hakkında bilgi verilmeden, avukatla savunma hakkı hatırlatılmadan ifade alınmaya zorlandığını söyledi.

“İŞKENCE VE TEHDİTLE İFADEYE ZORLANDILAR”

Gözaltı ve tutuklama sürecinde hak ihlalleri yaşandığına dikkat çeken Beydilli, işçilerin gözaltında tutulduğu Arnavutköy, Maslak ve Eyüp Jandarma Karakollarında, avukatların işçilerle görüşme talebinin kabul edilmediğini söyledi. Beydilli avukatların, işçilerin neyle suçlandığı, kaç işçinin gözaltında olduğu, gözaltındaki işçilerin isimlerinin ne olduğu, hangi savcılığın soruşturma yürüttüğüne dair sorularının da cevapsız bırakıldığı bilgisini verdi. Avukatların karakolun içine dahi alınmadığını belirten Beydilli, “Saatlerce dışarıda bekletildik. Daha sonra, serbest bırakılan işçilerin avukatlarla görüşmelerine izin verilmeden karakol önüne getirilen işyeri servis araçlarına bindirilmek suretiyle havaalanı inşaatına gönderilmiştir.” dedi. Serbest bırakma öncesi usulüne uygun hekim muayenesi yapılmadığına da değinen Beydilli, hekimlerin önlerine Jandarma tarafından konulan sağlık rapor belgelerini imzalayıp mühürlediklerini, daha sonra işçilerin hekimlerin önünden geçerek servis araçlarına bindirildiğini bizzat gözlemlediklerini söyledi.

AVUKATLARIN ALINMADIĞI İFADELERE İŞVERENLER KATILMIŞ

Gözaltı süresince 17 Eylül akşam saatlerine kadar hiç bir avukat görüşü yapılmadığını vurgulayan Beydilli, akşam saatlerinde yetkili savcılığın Gaziosmanpaşa Savcılığı olduğu açıklanmasıyla beraber birkaç işçi ile görüşebildiklerini aktardı. Beydilli, işçilerin çok büyük çoğunluğunun ifadesinin avukatsız alındığını belirtti.  Beydilli, “Avukatların alınmadığı ifade alma süreçlerine aldığımız duyumlara göre jandarma ifadelerine bizzat işverenler ve taşeronlar iştirak etmiş. Usulsüz ifade ve yüzleştirmeler yapılmıştır.” dedi.

AVUKAT GÖRÜŞÜ SORGU HAKİMLİĞİNDE DE ENGELLENDİ

Beydilli, İstanbul Valisinin 17 Eylül tarihli açıklamasının, 401 işçinin 3 gün boyunca bir savcılık suçlaması, somut bir suç isnadı olmaksızın sadece valilik ve kolluk güçlerinin talimatı ile hukuksuz olarak gözaltında tutulduğunu kanıtladığını ifade etti. 18 Eylül günü 43 işçinin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na çıkarıldığını anımsatan Beydilli, işçilerin adliyeye girişte, darp edildiklerine bizzat şahit olduklarını kaydetti.

Savcılık ve hakimlik tarafından soruşturma dosyasını tam olarak incelemelerine izin verilmediğini aktaran Beydilli, bizzat sorgu hakimliği tarafından işçilerin avukatlarına yanlış bilgi verildiğini söyledi. Beydilli, şunları belirtti:

“Sorgu hakimi sadece bir klasörün olduğu söylemiş ve bu bir klasörü uygun oda, masa ve uygun bir inceleme ortamı sağlanmadan sorgu hakimliği duruşma salonunda ve adliye koridorunda çok kısa inceleme olanağımız olmuştur. Sorgu başladığı zaman bir klasör değil beş klasörün sorgu hakiminin önünde olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Sorgu hakimi tarafından işçilerle avukat görüşü yapmamız kesilmiş; bu şekilde jandarmada olduğu gibi, sorgu hakimliğinde de avukat görüşü engellenmiştir. Saatlerce sorgunun başlamasını beklememize rağmen adliye koridorunda müvekkil görüşmesi yaptırılmamıştır. Saat 22:00 sıralarında başlayan sorgu ertesi gün sabah saatlerinde bitirilmiş ve hiç bir tutuklama nedeni olmadığı halde 24 işçi tutuklanmış, 19 işçi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır.” diye konuştu.

DELİLLER VE SUÇLAMALAR TUTUKLAMA NEDENİ DEĞİL

İşçilere yöneltilen 2911 sayılı yasaya aykırılık, kamu görevini yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, çalışma hürriyetini engelleme suçlamalarının gerçek olmadığı gibi, bu suçlamaların erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kapsamında olduğunu vurgulayan Beydilli, bu suçlamaların hiçbirinin tutuklama nedeni olmadığına dikkat çekti. Dosyadaki delillerin, işçilerin toplu halde durdukları, yürüdükleri, cep telefonuyla fotoğraf ya da video çektikleri  görüntü kayıtları; çamurlu ayak izlerinin bulunduğu arabalar ve   jandarma tarafından koçbaşı ile kırılan koğuş kapılarının resimleri, eylemden sonra işçilerin aralarında haberleşmek amacı ile kurmuş oldukları ve içeriğinde hiçbir suç unsuru bulunmayan WhatshApp kayıtları olduğunu anımsatan Beydilli, bu delillerin de hiçbirinde tutuklamayı gerektiren bilgi olmadığına dikkat çekti. Beydilli, şunları kaydetti:

“Dosyada hiçbir işçi ile ilgili somut bir tespit bulunmamaktadır. Hangi işçinin hangi eylemi ile hangi suçu işlediğine dair bir tespit olmadığı gibi sorgu hakimi tutuklama gerekçelerinde hiçbir somut veri, delil bulunmadan genel ve soyut beyanlarla tutuklama kararı vermiştir. İş cinayetleri ve işçilerin köle gibi çalıştırılması hakkında hiçbir işlem yapılmazken; işçilerin en temel insan haklarını talep etmesi karşısında; demokratikliği tartışmalı olan yasal düzenlemeler dahi ihlal edilerek, baskı ve zor kullanımı, 24 işçinin tutuklanmış olmasının hukuki temeli yoktur. Bu gözaltı ve tutuklamalar, hak talep eden işçilere verilmiş bir gözdağıdır.”

AVUKATLAR ALTAYLI HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAKLAR

İktidar güdümündeki basında çıkan haberlere ilişkin de açıklamalarda bulunan Beydilli, suç duyurusunda bulunacakları bilgisini verdi: “Akit yazarı Mehtap Yılmaz’ın tüm insani değerlerden uzak, işçilere yönelik nefret suçu niteliğindeki sözleri ile, Fatih Altaylı, Hıncal Uluç’un, işçilere yönelik aşağılamaları ve iftiraları suçtur. Her biri hakkında müvekkillerimizin kişilik haklarını rencide eden bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemleri başlatacağız, suç duyurusunda bulunacağız. Birtakım yayın organında ‘zamanlama manidar’ türünden açıklamalar ise başka bir manüplasyon çabası olarak değerlendirilmektedir. Zira havaalanın 29 Ekim’de açılacağı belirtilmesine rağmen işçilerden aldığımız bilgilere göre 40 gün gibi bir süre kalmasına rağmen taşeronların ve işverenlerin bu tarihe iş bitimi yapamayacağı nedeniyle işçilerin protesto eylemlerini kendileri açısından bir fırsata çevirmeye ve gecikmenin asıl sebebi gibi sunmaya yönelik çabaları gözden kaçırılmamalıdır.”

“YARGIYA MÜDAHALE”

Sorgunun yapıldığı 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin görevli hakimi olmadığını da belirten Beydilli şöyle devam etti:

“Bu durum ve sorgu sürecinde müvekkillerimize ve müdafilerine yaklaşımlarıyla bir arada değerlendirildiğinde yargıya müdahale kaygımızı oldukça güçlendirmektedir. Tutuklanan işçiler, normal koşullarda Metris ve Maltepe cezaevlerinde tutulması gerekirken Silivri cezaevine nakledilmiş ve çok sayıda cezaevinde farklı koğuşlara dağıtılmıştır. Bu uygulama ile cezaevi koşulları da işçiler ve aileleri için ikinci bir eziyet sürecine, avukata erişememe sürecine dönüştürülmek istenmiştir. İşyerinde iş güvenliği başta olmak üzere çok ciddi sayıda usulsüzlükler ve ihlaller vardır. Çalışma bakanlığı, İş Teftiş Kurulu, SGK başta olmak üzere tüm kamu kurumları veya bağımsız kurumların bu işyerindeki eksiklikleri ve usulsüzlükleri tespiti ve sorunların giderilmesi için göreve davet ediyoruz.”

38 İŞÇİNİN İŞTEN ATILMASI TALİMATI              

Tutuklanan işçileri cezaevinde ziyaret eden avukat Ekin Güneş Saygılı, Silivri Cezaevi Kampüsündeki her cezaevine 3 işçi yerleştirildiğini, bunların da birbirine uzak koğuşlara konulduğunu ve adli hükümlülerle tutuldukları bilgisini verdi. Saygılı işçilere ifadelerinde, “Hangi örgüttensin, bu telefonu sana örgüt arkadaşların mı aldı” gibi sorular sorulduğunu ve kaba dayaktan ziyade işkenceye varacak yöntemlerle ifadelerinin alındığını söyledi. Avukat Tamer Doğan da gözaltına alınıp bırakılan 38 işçinin işten atılmasına ilişkin İGA’nın talimatı olduğu bilgisini verdi.

NE OLMUŞTU?

3. Havalimanı inşaatında çalışan işçiler, kötü çalışma koşullarını protesto etmek için 14 Eylül’de iş bırakma ve protesto eylemleri yapmıştı. Aynı gece işçilerin kaldıkları konteynerlara baskın yapan güvenlik güçleri 406 işçiyi gözaltına almıştı. 4 gün gözaltında tutulan işçilerden 43’ü 18 Eylül’de Gazi Osman Paşa (GOP) Adliyesi’ne çıkarılmıştı. Savcı ifade almaksızın 28 işçiyi tutuklama istemiyle, 15 kişiyi de adli kontrol istemiyle GOP 2. Sulh Ceza Hakimliğine sevk etmişti. Hakimlik sorguların ardından 24 işçiyi tutuklamış, 19 işçiyi de adli kontrolle serbest bırakmıştı. (İstanbul/EVRENSEL)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018