CANLI YAYIN
Ana Sayfa ALEVİ HABER, BÜYÜK SÜRMANŞET, TÜM HABERLER 11 Temmuz 2018 - 12:03 275 Görüntüleme

Bir asimilasyon hikayesi: Cemevleri

Bir asimilasyon hikayesi: Cemevleri

PİRHA – Güvenç Abdal Ocağı Dedelerinden Sefa Öztürk sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda “Bir asimilasyon hikayesi” başlığı adı altında Cemevlerinin Alevi inancı acısından nasıl bir asimilasyon merkezlerine dönüştüğünü anlattı.

Bir süre önce Ajansımız PİRHA’ya konuşurken de cemevlerinin rant merkezlerine döndüğünü, karşıtına benzeyip tek tipleştiğini belirten Güvenç Abdal Ocağı Dedelerinden Sefa Öztürk sosyal medya hesabından bu konuya ilişkin yeni değerlendirmelerde bulundu.

“Doksanlı yıllarda ilk cemevleri yapılmaya başladığında herkesi tatlı bir heyecan sarmıştı. Öyle ya; bizde kentlerde cemler bağlayacaktık. Yıllarca yok sayılan Aleviler için bundan daha mutlu ne olabilirdi? Diye giriş yapan Sefa Dede;

“İlk cemleri gördüğümüzde yadırgadık biraz ama, seste çıkarmadık. İtiraz etmek pişmiş aşa su katmaktı. Gerçekte bu cemler, köyümüzde bağlanan cemlere pekte benzemiyordu. Zakirinden semahçılarına kadar, on iki hizmette dahil bizim bildiklerimiz değildi.” ifadelerine yer veriyor.

“ÖNCE KADINLAR UZAKLAŞTIRILDI”

Sefa Öztürk Dede eskiden toplum içinde mütevazı bir duruşun ve giyimin sahibi olan inanç önderlerinin giyimlerindeki, yaşam tarzlarındaki değişikliklerle nasıl toplumdan koptuklarına işaret ediyor.

“En büyük değişiklikte mürşitlerdeydi. İyi giyinmiş, kravatlı erkekler oturuyordu köşelerde ve görmeye alıştığımız mürşit analar yoktu postta. Daha erkek bir anlayış ceme egemen olurken eşitliğin göstergesi ve ana kutsalı kadınlar uzaklaştırılmıştı.

Cemlerde gülbankların yerini dualar almıştı soran ve sorgulayan rızalık yolu kendini başka bir dine teslim ediyordu. Artık görgüsüz ve sorgusuz bağlanan cemler ruhunu da kaybediyordu.”

“ALEVİLİK CEMEVLERİNDE TEKBİR ÇEKİLEREK ÖLDÜRÜLÜYORDU”

Öztürk Dede şöyle devam ediyor:

“Cenazelerde ve lokmalarda Arapça dualar okunuyordu saatlerce. Arapça okuyanlara (acayip bir makamda okuyan, ne dediği belli olmayan, aksanı bozuk hocalar türemişti) rant kapısı olmuştu cemevleri.

“İSTİSNALAR HARİÇ BİRER MİNARESİZ CAMİYDİ ARTIK”

Öyle ki gülbank okumak isteyenler, deyiş söylemek isteyenler ötekileştiriliyordu. Din düşmanı ilan ediliyordu. Aleviler katledilirken çekilen tekbirler, Alevilik öldürülerek çekiliyordu cemevlerinde. Cemevleri istisnalar hariç birer minaresiz camiydi artık.”

“BU BÖYLE GİTMEYECEK”

Sefa Öztürk Dede konuya ilişkin değerlendirmesini şu cümlelerle tamamlamış:

“Bu böyle gitmeyecek elbette. Aleviler kapı komşularına öykünerek yaşayamaz inancını. Nice badireler atlatan bu saygın ve kadim inanç, yoluna döşenen engelleri de aşacaktır. Olan her dinden, her dondan olan iki dinli rantiyecilere olacaktır.

Çünkü; gerçek inananlar, kendi çıkarından başka bir şey düşünmeyenlerden daha güçlüdür.”

2017 Aralık ayında “Aleviler Alevi Örgütlenmesini tartışıyor” adlı yazı dizimize konuşan Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk Cemevlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştı:

Bir topluluk kendi meşruiyetini kendi yaratır. Sen meşru musun? Meşru isen sorun o değil. Sorun cemevlerinin nasıl kullanıldığı sorunudur. Bugünkü bütün cemevleri devletin istediği biçimde kullanılıyor. Oralar eğitim alanına çevrilemedi. Aleviliğin bütün değerleriyle yaşatıldığı alana çevrilemedi. Çok net görüyorum; giderek de erkekleşen bir Alevilikle birlikte daha tek tip ve kötü bir biçimde yanıbaşındaki komşularına öykünen bir din anlayışı hepimizi sarıyor. Bakın nerden nereye geldik.

“DÖRT DUVAR ARASINA HAPSEDİLEN İNANÇ DEĞERLERİNDEN KOPAR”

Çok göz önünde bir şey var. O cemevlerinde Alevilik maalesef gelişmiyor. Alevilik beş on kişiden oluşmuyor. Çok net ifade etmek gerekirse; anladım ki sokakları terk ediyoruz. Kendimizi odaların içerisine hapsederek Alevilik yaşadığımızı zannediyoruz. Bütün inançların din haline getirilme sürecini hepimiz iyi kötü inceledik, baktık, bir fikrimiz var. Ne zaman ki dört duvar arasına bir inanç hapsedilmiş, o zaman bütün değerlerinden koparılmış. Bugün Aleviliği dört duvar arasına hapsetme durumuyla karşı karşıyayız. Alevilik bu zamana kadar kendisini tarif ederken ‘gök kubbenin olduğu her yerde Alevilik vardır’ diye tarif etmiş. Bakın gök kubbe güneşin doğduğu, ışığın ulaştığı her yerde, hayatın olduğu her yerde Alevilik vardır ve haktır demiş.

“ELEŞTİRDİĞİMİZ GÜÇLERE DÖNÜŞMEMELİYİZ”

Bir şeyle karşı karşıyayız. Bir tehlikeyi hep birlikte hissediyoruz. Tekçi bir anlayış giderek bize çok daha fazla dayatılıyor. Tek dil, tek bayrak, tek millet, tek tek tek tek tip elbise, tek tarafa bakmamızı, tek taraftan bütün dünyayı yorumlamamızı istiyorlar.

“CEMEVLERİNDEKİ RANT PAYLAŞIMINI PARÇALAMAK LAZIM”

Cemevlerine, dergahlara bakıyorum, dede, başkan, yönetim kurulu. Kendi aralarında bir ahbap çavuş ilişkisi. Bu Aleviliğe sığmaz. Alevilik bunu kaldıramaz. Öyle bir yanı yok. Yani talan kültürünün sonucudur bu. Bir rantın paylaşımı oluşturulmuş ise o rantta ittifaklar vardır.

(HABER MERKEZİ)

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018