Ana Sayfa EĞİTİM, EMEK-EKONOMİ, TÜM HABERLER, VİDEO 11.03.2019 339 Görüntüleme

‘Bit pazarından alınıp AVM’lerde satılıyor’-VİDEO

PİRHA –Tuncay kardeşler, müşterilerinin istediği model ve özellikteki ayakkabıları elde üretiyorlar. 40 yıla yakın süredir ayakkabı üreten üç kardeş, kundura zanaatının bitme noktasına geldiğini ifade ederken “Ülkemizdeki tüm üreticiler aynı fabrikadan mal alıyor. Biz 100 liraya imal ederken bazıları aynı ayakkabıyı 500 liradan vitrinde satıyor” dedi.   

Vedat, İbrahim ve Salih Tuncay, 40 yıla yakın süredir Ankara’nın merkezinde elle ayakkabı yapan üç zanaatkar kardeş. “Baba mesleği” olarak ifade ettikleri işlerini şimdilerde ayakta tutmanın çabasını veriyorlar. 45 yıldır aynı mekanda ayakkabı üretimi yapıldığını ifade eden Tuncay kardeşler, “100 liraya imal ettiğimiz ayakkabıların benzerleri, farklı markalar altında uçuk rakamlara satılmakta” diyerek elle üretimin detaylarını PİRHA’ya anlattı.

“TÜM AYAKKABICILAR AYNI YERDEN ÜRÜN ALIYOR AMA…”

Kardeşlerden Vedat Tuncay, mesleğe en son katılan isim. “Bizim özelliğimiz; isteğe göre ayakkabıyı daha ucuza yapmak” diyen Vedat Tuncay, tüm ayakkabı sektörünün ham maddeyi aynı fabrikadan alıp üretim yaptığına dikkat çekti. Lüks mağazalarda, yüksek fiyatlı ayakkabı satanlara gönderme yapan Vedat Tuncay şunları söyledi:

“Ayakkabılarımızın parlak vitrinlerdekilerden hiçbir farkı yok. Onlar da İstanbul’da aynı yerden kalıpları yaptırıp, aynı yerden derileri alıyor. Ama herkes beğendiğini yapıyor. Mağazalarda yüksek fiyatları görünce üzülmüyorum. İnsanlar farklı. Tezgahlardan alıp lüks mağazalarda, ışığın altında satıyorlar. Onlar da hizmet sunuyorlar. Akıllı adam biraz araştırıp makul olan yerden alır.”

“AMACIMIZ SADECE GEÇİM SAĞLAMAK”

Ayakkabıcılığın zorluklarına da değinen Vedat Tuncay, bir ayakkabının elde üretilmesi için en az üç çalışana ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekip “Ayakkabıcılık kolay bir meslek değil. Bir çift ayakkabıyı üç kişi ile yapabilirsiniz. Yani benim yaptığım işi ayakkabı diken arkadaş yapamaz. Bir ayakkabının yapımı 1 haftaya yakın sürüyor. Ama fabrikalar yarım saatte 30 çift çıkartıyorlar. Amacımız servet kazanmak değil sadece geçim sağlamak” dedi.

“KİMSE ‘ÇOCUĞUM KUNDURACI OLACAK’ DEMİYOR”

Ayakkabı sektöründeki gidişata da değinen Vedat Tuncay şunları söyledi:

“Cebimize giren mutlaka azaldı. Son dönemde fiyatlar değişti. İnsan imalat yapmamayı bile düşünebiliyor. İnsanımızın biraz daha üretene destek vermesiyle ayakta durabiliriz. Kişiler gidip koca koca mağazalardan değil de üreten ayakkabıcılardan alırsa bizler mesleği sürdürebiliriz. Hepimiz ‘Çocuklarımız okuyacak, kravat takacak’ diyoruz ama ‘Kimse kunduracı olacağım’ demiyor. Nasıl olur bilmiyorum ama bir şekilde bu meslekte yeni kişi yetiştirilmesi lazım.”

“BİT PAZARINDAN ALINIP AVM’LERDE SATILIYOR”

Kardeşlerden İbrahim Tuncay ise el emeğinin toplumda yeteri değeri bulmadığını ifade etti. “Ayakkabıları nasıl ürettiğimiz izlenebilseydi, müşteriler giymeye kıyamazdı” diyen İbrahim Tuncay, mesleğe dair şunları söyledi:

“Yaptıklarımız maalesef kıymet bulmuyor. Buradan ayakkabılar büyük özveriyle çıkıyor ama fabrikasında böyle değil. Haftada yaptığım ayakkabı 40 çift. Biz 10 yıl öncesine kadar dışarı mal yapıp satıyorduk. Bıraktık çünkü yaptıklarımız değerini bulmadı. Şimdi kendi yağımızla kavrulup kendi müşterilerimize satış yapıyoruz. Bizde ayakkabı imalatı 100 liraysa bu falan firmanın spotları altına girdiği zaman 600 TL oluyor. Ama yapan yine İbrahim, Vedat usta…  Örneğin ayakkabıyı hergele meydanında alıp markalı bir mağazada yüz katına sattıklarını okudum. Markayı bırakalım. Önceden herkesin bir ayakkabıcısı, terzisi, kasabı vardı. Artık öze dönmemiz lazım.”

“SEKTÖRÜ SURİYELİLER AYAKTA TUTUYOR”

Kendilerini “Elde ayakkabı üreten son nesil” olarak tanıtan Tuncay kardeşler, ayakkabıcılık sektörünün kötüye gittiğini söyleyerek şu uyarılarda bulundu:

“Bu mesleği kaybolmadan bir çatı altında toplamamız lazım. Yarın bir gün arasak da bulamayız zaten. Benden sonraki nesilde bu meslekte çalışan yok. Ayakkabıcılık sektörü öldü. Şu anda Antep, Konya, İzmir ve İstanbul’da Suriyelilerin bağlantısıyla gidiyor. Oradan gelenlerle idare ediyoruz şimdilik. Meşakkatli bir iş ama yaptığımız iş yerini bulup, müşteri  bir teşekkür ettikten sonra o işin yorgunluğunu unutuyoruz. Ama istiyorum ki bu işi başkalarına da öğreteyim. Biz çocukluğumuzda su satıp, pazarlarda el arabası sürerdik. Kendi çocuğuma tatillerde çalışmasını öneriyorum. Özgüveni artsın, gerçek hayatı bilsin istiyorum. Kendisini geliştirmek isteyenlere biz her zaman için bu mesleği öğretmeye hazırız.”

Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA  

 

 

  

pirha.net © 2018