‘Bizim inancımız, diğer halkların da dilleri yasaklandı; dayanışma sağlamalıyız’-VİDEO

PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Avukatı Cafer Koluman, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne ilişkin değerlendirmesinde “İnancımızdan mahrum kalarak, yasaklanarak nasıl mağdur edilmişsek anadilini konuşamayan halkların da duyguları aynıdır. Dolayısıyla bu haksızlıklar bizi bir yerde birleştiriyor. Dayanışma içerisinde olmamız bizleri daha güçlü hale getirecektir” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Avukatı Cafer Koluman, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne ilişkin konuştu. Koluman “Maalesef 21. yüzyılda yaşamamıza rağmen halen anadilinden mağdur olan halkların tanığıyız” ifadelerini kullandı.

Cafer Koluman, özellikle Kürt coğrafyasında anadilin kullanılmasına dönük engellerin yakın tanığı olduğunu belirterek “Kürt halkının anadili vardır ama maalesef bunu pratik yaşamında; eğitimde, resmi kurum ve kuruluşlarda hiçbir şekilde kullanamamakta. Bu yasak ne acıdır ki halen devam etmektedir” dedi.

Avukat Cafer Koluman, KCK yargılamaları sürecinde anadil konusunda tanık olduğu engelleri de aktardı. Koluman, “Yargılanan tüm kişiler ‘Madem bizi kimliğimizle yargılıyorsanız o zaman Kürtçe savunma yapmak istiyoruz’ talebinde bulunmuştu” diyerek Kürtçe savunma talebinde bulunanlara karşılık mahkemenin, defalarca aralar verdiğine ve davayı uzattığını aktardı.

“ANADİL TALEBİNİ SUSTURMAK ANAYASAYA AYKIRIDIR”

Cafer Koluman, “Anadil, doğuştan temel bir haktır” diyerek şu yorumda bulundu:

“Anadil temel bir haksa bu kimliğe mensupsa bunun yaşamın her alanında kullanması da ana sütü kadar helal bir haktır.

Diyarbakır’da yaşayan bir avukat ve Türkmen Alevisiyim. Anadilim Türkçedir. Çevremde yaşayan insanların yüzde 99’unun anadili Kürtçe olmasına rağmen anadil konusunda sıkıntıları en azından gören biriyim. Çünkü bunun eğitim, sosyal, siyasal, yargı boyutu var. Yaşamın her alanında adeta çepeçevre sarmış durumda. Dolayısıyla bu süreçte ciddi bir kriz süreci yaşıyoruz. Öyle bir darboğaza girmişiz ki hem siyasal hem ekonomik anlamda Türkiye çok kötü günler yaşıyor. İçinde yaşadığımız bu kötü süreçte insanların uyduruk delillerle gözaltına alınması, tutuklanması, orantısız güç kullanılarak uzun süre tutuklu kalmaları, ağır cezalara mahkûm edilmeleri ciddi bir hak ihlali olduğu düşüncesindeyim.

Düşündüğünüz zaman bu bölgede yaşayan insanlar neden yargılanıyor. İş dönüp dolaşıp yine anadil konusuna geliyor. Çünkü doğuştan gelen temel bir haktır ve hakkı gündemleştirip siyasi bir taleple bunun çözülmesi gerektiği hususunda özellikle mücadelesini verdiklerinden dolayı insanlar bu şekilde baskı altına alınarak ıslah edilmeye çalışılıyor. Ama geçmişe baktığımız zaman anadil konusunda mücadele eden halklar, bir şekilde bu hakka kavuşacaklardır. Demokratik şekilde kavuşmak varken baskı unsuruyla bu talepleri susturmak hukuk devletine, demokratik devlete aykırıdır Anayasanın 10. Maddesinde geçen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade etmek isteriz.”

“ÇEŞİTLİLİK BİZİ ZENGİNLEŞTİRİR”

Anadilini konuşamayan sadece Kürtler değil. Biz burada yaşadığımızdan dolayı Kürtçenin konuşulamamasının canlı tanığıyız. Oysa Türkiye’ye bir bütün olarak baktığımız zaman onlarca halk, unutulmuş diller vardır. Yaşadığımız ülkede tüm halkların kendi özüne dönerek anadilleri konusunda bir çalışma içerisine girmeleri, anadillerini yaşamın her alanında kullanması için mücadele etmeleri ve bunu bir siyasi talep olarak gündemde tutmaları gerçekten de halkların menfaati içindir. Çeşitlilik bizi gerçekten de zenginleştirir. Bir arada yaşama kültürü, kültürel ne kadar zenginlik varsa bu halkların dokusunun bir arada olmasını daha da güçlü kılar ve daha da demokratik bir ülke haline getirme konusunda ortak noktalarımızı yakalayabiliriz.

Biz Aleviler olarak şunu anlamamız gerektiğini ifade etmek isterim; Ana-din nasıl bir haksa anadilde öyle bir haktır. Bu demokratik bir haktır. Bu bir temel insan hakkıdır. Biz yıllarca yaşadığımız coğrafyada inancımızı gereği gibi özüne uygun bir şekilde yaşayan inanç mensubuyuz. Dolayısıyla nasıl bir mağduriyet yaşadığımızın da tanığıyız. Şöyle bir empati kurmak lazım; ana inancımızdan mahrum kalarak, yasaklanarak nasıl mağdur edilmişsek anadilini yaşayamayan halkların da duyguları aynı duygulardır. Dolayısıyla bu acılar, bu haksızlıklar bizi bir yerde birleştiriyor. Bu çerçeveden bakacak olursak dayanışma içerisinde olmamızı, birlikte bir arada daha güçlü hale getireceğini ifade etmek isterim.”

PİRHA/DİYARBAKIR