Bülbül: Alevi Bektaşi İnanç Kurulu gerekli ama yöntem yanlış-VİDEO

PİRHA- Eski PSAKD genel başkanlarından, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ABF tarafından Ankara’da ikincisi gerçekleştirilen Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na ilişkin düşüncelerini PİRHA’ya değerlendirdi. Bülbül “Öncelikle ciddi bir yöntem hatası var. Kimin inanç kurulunda olacağını Alevi Bektaşi Federasyonu veya bağlı dernekler değil, ocakzadeler belirlemelidir” dedi.

Alevi kurumlarının biraraya gelerek Ankara’da düzenlediği Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun ardından eleştiriler de gelmeye başladı. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül “Kurulda yöntem hatası var” diyerek İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz’un mensup olduğu ocaktan rızalık almadığına işaret etti.

Bülbül şu konulara vurgu yaptı:

“Kimin inanç kurulunda olacağını belirleyecek olan Alevi Bektaşi Federasyonu veya bağlı dernekler değil, ocakzadeler olmalı. Ocakzadeleri de kendi ocağına bağlı isimler önermelidir. İkinci nokta; bu inanç kurulu birileri arasında bir tür çekişme, bir tür makam temsil etme, makamları olmayana makam verme ya da birkaç görevi bir arada yapan inanç temsilcileri gibi aslında yolda, erkanda olmayan bir takım şeyler ortaya çıkmakta. Örneğin İnanç Kurulu başkanı ne demek? Ocağın başkanı mı vardı? İnanç Kurulu temsilcisi olabilir, sözcüsü olabilir ama başkan nedir? Başkanlık Alevi bir kavram değil, dolayısıyla ilkinde oluşturulan yöntemde hem Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı, hem bir şubenin başkanı, hem de İnanç Kurulu başkanı. Şu anda da aynı şekilde bir şubenin başkanı yine İnanç Kurulu başkanı oldu.”

“RIZALIK ALMADAN İNANÇ KURULU YÖNETİMİNE GELİNEMEZ”

Bülbül, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu başkanlığına seçilen ismin, bağlı olduğu ocaktan rızalık almadan görevlendirildiğinin altını çizerek şöyle devam etti:

“Söz konusu kişi, genel merkez tarafından oraya başkan olarak atandı. Dolayısıyla burada bir rızalık onayı da yoktur. Aslında Alevi toplumunu Alevi inancını, erkanını yürütmek için böyle bir çalışmaya ihtiyaç var ama çalışmada yol ve yöntem yanlış. Çalışmada ciddiyetsiz, tutarsız, yola erkanına uymayan yaklaşımlar söz konusu ve bu da sanki bir kurul oluşturuluyormuş gibi görüntü veriyor. Akabinde hiçbir çalışma, hiçbir gelişme olmuyor. Tekrar ediyorum böyle bir çalışmaya, böyle bir kurula ihtiyaç vardır, yöntemi yanlıştır. Burada rızalığı ve görevlendirme yapacak olan Alevi Bektaşi Federasyonu değil ocakların kendisi olmalıdır. İkinci nokta Alevi Bektaşi Federasyonu başta olmak üzere Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Derneği ve Demokratik Alevi Derneği bir araya gelip bir konu üzerinde anlaşmışlar, bundan sonra bütün çalışmaları ortak yapacaklar. Kabaca ben böyle anladım. Güzel, fakat bu yapılacak çalışma nedir? Niye bir çalışma yapılmıyor. Yani sadece küçük paneller, tartışmalar, konferanslar dışında herhangi bir çalışmayı görmüyoruz. Alevi toplumunun inancına, tarihine, kültürüne, varlığına kastedilen varlık-yokluk süreci gibi bir dönemde iken neden bu ilgili kurullar demokratik eylemlik, alana çıkma, Alevi toplumunu paydaşlarıyla buluşturma gibi bir etkinlik içinde değiller. Emek örgütleri ile sosyal demokratlarla, Kürt halkıyla, kadın, gençlik örgütleri ile buluşularak bu ırkçı, faşist abluka kırılmaya çalışılmıyor.”

“HALKLA BULUŞULDUĞU ZAMAN SORUNLAR ÇÖZÜLEBİLİR”

Bülbül’ün işaret ettiği bir diğer husus ise Alevi Bektaşi Federasyonu ve bağlı kuruluşların ciddi yöntem sorunu yaşadıkları noktası oldu. Bülbül, “İşleyiş sorununu aşmak için konfederasyon kurmaya ya da kurumların şeklini değiştirmeye ihtiyaç yoktur” diyerek şunları dile getirdi:

“İşleyişi yerli yerine oturttuğumuz zaman bu sorun aşılır. Yönetim kurulları, denetim kurulları, disiplin kurulları, şube yönetim kurulları, yereldeki izdüşümleri görevlerini yaptığı, halkla buluştuğu zaman bu sorun çözülür. Yok efendim bir konfederasyona ihtiyaç varmış, bir konfederasyon kurulmazsa sorun çözülmezmiş, bu hantal bürokrasiden başka bir şey değildir. Şu anda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yanlış bilmiyorsam 95 Şubesi, Alevi Kültür Derneğinin 110’a yakın şubesi, ABF’ye bağlı 30’u aşkın kurum var. Alevi Dernekleri Federasyonu, vakıflar, Demokratik Alevi Derneği ile en azından ortak iş yapma konusunda bir niyet birliği sağlanmış iken tam da bunu sıçratmaya dönük çalışma yapılması gerekirken ‘efendim konfederasyona ihtiyaç varmış’ var mı yok mu gibi bir tartışma zaman kaybettiren şeydir. O nedenle Alevi toplumu ve Alevi toplumunun kurumları, bugünü anlamak için yolun, erkanın, ulularının, velilerin, âşıkların, sadıkların yol uğruna, hak ve hakikati uğruna, can baş vermişlerin tarihine bakarlarsa o tarihten bugüne dair ne yapılacağına ilişkin bir örnek çıkarılabilir.”

“YEZİT HUYLU BİR İKTİDAR VAR”

Kemal Bülbül, Alevi toplumunun paydaşlarıyla buluşması gerektiğine vurgu yaparak sözlerini şu cümlelerle noktaladı:

“Tarih elbette ki tekerrürden ibaret değil ama tıpkı Emevi döneminde Muaviye zulmünün Kerbela Katliamı’nı yaparak mazlumların ve masumları kuşatıp, mazlumların susturduğu, bastırdığı egemen tekçi iktidar oluşturduğu dönem gibi bir dönem yaşıyoruz. Muaviye soylu, Yezit huylu bir iktidar var, bu iktidar mazlumları, masumları bastırıp, susturup tekçi, ırkçı bir iktidar oluşturmuş. Bunu aşmanın yolu, Alevi toplumunun kendi musahip ve paydaşlarıyla buluşmasıdır. Alevi toplumuna, Alevi kurumlarına, kurum yöneticilerine bu konuda çok büyük bir görev düşüyor. Havanda su dövmeyelim, gereksiz tartışmalara girmeyelim, tarihe, topluma, inanca, hakka, hakikate karşı sorumluluğunuzu yapacaksanız yapın, yapmayacaksanız lütfen bu görevi bırakın. Bu kurumları bu kadar hantal bir yapı içerisine sokmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.”

Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

 

pirha.net © 2018