Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 22 Şubat 2019 - 8:30 315 Görüntüleme

Cemevinde buluşan emekliler: Aleviyiz, Alevice yaşamak istiyoruz-VİDEO

PİRHA- İstanbul Eyüp’e bağlı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi’nde bulunan muhabbet odasında buluşan emekliler, zamanlarını kahvelerde olmak yerine burada sohbet ederek geçiriyor.

Köyden ekmek kavgasıyla gelip emekliliğini kentte yaşayanlar için zaman geçirecekleri alanlar oldukça sınırlı. Sıcak havalarda parkların yolunu tutan emekliler kış günlerinde de kendilerini rahat hissettikleri ortamlarda zaman geçiriyor. Farklı bölgelerden aynı kültürde buluşan Aleviler de cemevlerinde kendilerini var etmeye çalışıyor. İstanbul Alibeyköy’de bulunan cemevi de o yerlerden biri.

İstanbul Eyüp’e bağlı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi’nde bulunan muhabbet odası iki yıldır faaliyette. Emekliler, zamanını sokaklarda geçirmek yerine burada sohbet ederek geçiriyor. Tüm yöresel farklılıklara rağmen inançlarını ortak paydada buluştukları cemevlerinde olmaktan oldukça memnunlar.

“GENÇLER CEMEVİNE GELMİYOR”

Amasyalı Hasan Uysal 12 yıldır İstanbul’da. 12 yıldır bu cemevinde bir araya geldiklerini söyleyen Uysal, 2 yıldır da açılan muhabbet odasında sohbetlerini sürdürüyor. Uysal, “Alevilik üzerine, güzel ahlak üzerine kendi aramızda konuşuyoruz. Bazen de yaşamımızdan bazı olayları birbirimize anlatıyoruz. Böylece zamanımızda güzel geçmiş oluyor. 4-5 saatimiz burada geçiyor. Buradaki insanlar kahveye gitmiyorlar” diyor.

“Gençlerimizi getiremiyoruz ne yazık ki. Maalesef bundan da çok üzgünüm. Sadece cemlere geliyorlar. Aslında cemlere dahi 50 yaşın üzerindeki insanlarımız geliyor. Cemlerde en fazla 3-5 genç görebiliyorsunuz” diyen Uysal, gençlere cemevlerinde Aleviliğe ilişkin derslerin verilmesi gerektiğini söyleyerek, kurumların bunun üzerinde durması gerektiğinin altını çiziyor.

“ALEVİLİĞİ AKADEMİK BİR MECRAYA TAŞIMAK GEREKİYOR”

Cemevinde bağlama eğitmenliği de yapan Mehmet Ali Elitok, gençlerin müziğe ilgisinin oldukça iyi olduğunu söylüyor.

“Yetenek olduğu zaman işi iyiye götürebiliyor” diyen Elitok, cemevlerini gençler açısından cazip hale getirecek akademik çalışmaların yapılması gerektiğini aktarıyor:

“Gençlere Aleviliği Hz. Muhammed’e kadar götürüp de anlattığımız zaman onları doyurmuyor. Bir de bunun öncesi var. Aleviliğin bin yıllardır var olduğunu yolun sürüp geldiğini anlattığımız zaman gençlik buraya gelecektir. Bu kısır döngü içinde. Yaşlılarımız da dedelerimiz de böyle. Kimseyi suçlamıyorum çünkü Alevilik sözlü olarak bugünlere gelmiştir. Aleviliği artık akademik bir mecraya taşımak gerekiyor. Burada üniversitelerde Alevilik ile ilgili kürsülerin kurulması lazım. Bu oluştuğu zaman gençlerde buralara ilgi gösterecektir.

Ben Sivaslıyım, eskiden herkes bilir, cem sabaha kadar sürerdi. 12 hizmeti yerine getirdiğin zaman. 1-2 saate indirgenen cemler de kısırdöngüye giriyor. Kolunu bacağını budamış gibi kısaltarak. Bunu artık akademik bir şeye dönüştürdüğümüzde insanların ilgisini çekecektir.”

ZAMANI VERİMLİ KILMAK İÇİN CEMEVİNDELER

Çorumlu Hamdi Uzun da, “Burada birbirimizden bilgi alıyoruz. Böylece zamanımızı da doğru kullanmış oluyoruz.” diyor.

Sivas Hafikli Mustafa Kaya ise canı sıkıldığında cemevine geldiğini söylüyor. Kaya, “Allah buraya hizmet edenin işini rast getirsin. Her Perşembe günü ceme gelirim.” diyor.

83 yaşındaki İlhami Fırat 20 yıl önce Muş Varto’dan İstanbul’a gelmiş. Her gün cemevinin yolunu tutan Fırat, neden geldiğini ise şöyle anlatıyor:

“Orada kış zorluğu vardı. Önce çocuklar geldi biz de onların ardından geldik. Oraların havası suyu güzeldi bir defa. Oradayken koyunlara gidiyorduk. Buraya geldikten sonra da çalışmak istediğimde treni çoktan kaçırdın dediler. 65 yaşına bağladık. Oradan aldığımızla idare ediyoruz. Köyde bir şekilde vakit geçirdi. Burada geçmez.”

“ALEVİYİZ VE ALEVİCE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

Nurettin Bozkurt da emekli. Bozkurt da emeklilikten yola çıkarak Türkiye’nin genel durumundan bahsetmeye başlıyor:

“Türkiye bataklığa doğru gidiyor. İnsanlar uyanırsa kendini toparlarsa bir yudum suda boğulmasalar kendini kurtarırlar. Öyle bir bataklığa yürüyor ki Türkiye maazallah. Emekliyim. Ama aldığımız para bize hak değildir. Maalesef ki hakkımızı vermiyorlar. Emekli olduğum sırada bana 2 buçuk milyon verildiğinde hakkım olurdu ancak. Ama bana 500 TL verdiler emekli parası. Onun için kanun nizam kalmadı. Adalet kalmadı. Adalet istiyoruz.

Maalesef ki kaşıkla aldıklarını kepçeyle alıyorlar. Fakirin bulduğu bir kuru soğan o da ateş pahası. Yani durum vahimdir. İnsanların haklarını vermiyorlar. Uyanın artık. Kendinizi dev aynasında görmeyin. Sizi kandırıp üstünüzden kimse yürümesin. Emekliyim, Aleviyim, Caferiyim. Ben hak düşmanı değilim. Şükür bizim cemevlerimiz var. İbadethanemiz var. Ama hala bu hükümet bizi tanımıyor. Biz Aleviyiz ve Alevice yaşamak istiyoruz.”

Sevim KAHRAMAN/İSTANBUL

pirha.net © 2018