CANLI YAYIN
Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 7 Şubat 2019 235 Görüntüleme

‘Cemler asık suratlı, hakikati sezinleyemeyen muhabbetler ile geçiyor’

‘Cemler asık suratlı, hakikati sezinleyemeyen muhabbetler ile geçiyor’
Tarih: 7 Şubat 2019 - 16:18

PİRHA – Serçeşme Dergisi yazarlarından Güvenç Dal, Alevi geleneği içerisindeki ritüellerin kaybolabileceğine işaret ederek “Kendimizi pratik bir sürecin parçası kılmadığımız sürece günden güne dilimizden, gözlerimizden ve kulaklarımızdan içeri sızarak ‘bizi’ ‘biz’ yapan şeyden mahrum bırakana karşı mücadele etme şansına sahip değiliz” dedi.

Serçeşme Dergisi yazarlarından Güvenç Dal, derginin ocak-şubat 2019 sayısı için Alevi inancı içerisindeki geleneklere dair bir yazı kaleme aldı. Ali’nin öğretideki yeri, yaratanın evrene yansıması ve cemin niteliği hakkında yazan Güvenç, “Ali’nin gelenek içerisinde oynadığı hayati rolü bilmenin bazen Ali’yi anlamak konusunda bizi farklı yerlere savurduğu doğrudur. Aklımızı ve vicdanımızı uzun zamandır seküler kodlara göre dizayn ettiğimizden beri Ali’nin Hz. Ali olarak cem salonlarında ‘seyirlik’ ve ‘seyirci’ pozisyonunun bizi bir şekilde pasivize ettiği de doğrudur” dedi.

ALEVİ ÖĞRETİSİNDE ALİ’NİN ANLAMI

Geleneksel Alevilik inancında “Ali’ye bakış” noktasına da değinen Güvenç, “İçkin kutsallıkta Ali’nin anlamı başka, Aşkın kutsallıkta Ali’nin anlamı başkadır öğretide. Ama her ikisinin de var olduğu, birinin bir diğerini dışlamadığı ve her birinin ayrı ayrı saf halde bulunamayacağını da unutmamak gerekir. Aleviliğin içerisinde bu aşkın ve içkin kutsallığa denk gelen vahdet-i vücut (varlığın birliği) ile vahdet-i mevcut (yaratanın yansıması) arasında ki farka da bakmak gerekir” dedi.

Alevilik üzerine çalışmaları bulunan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya’dan alıntı da yapan Güvenç Dal, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

“Sorunu karmaşıklaştıran vahdet-i vücut ile vahdet-i mevcut arasındaki farktır vahdet-i vücut anlayışına göre, her varlığın dışında ve üzerinde onu yaratan bir Allah vardır. Dünyada var olan her şey, Allah’ın sıfatlarının ortaya çıkışı, onun her şeyin üzerindeki gücünün belirişi olduğu için, onda birleşir, ondan vücut bulur. Oysa, vahdet-i vücuttaki varlık birliği, vahdet-i mevcut’ta varlıkların birliği anlamına gelir. Buna göre, Allah, varlıkların, doğanın, evrenin birliğidir, bütün var olanların birliğidir. Bu varoluşun başı ve sonu yoktur. Şu örnekle ikisi arasındaki ayrımı net olarak ortaya koyabiliriz: Vahdet-i vücut’a göre, “Şu varlık bir kalıptır. Hak onun ruhudur. Varlık ancak Hakk’la vardır.” Vahdet-i mevcut’a göre, “Hakk varlıktan ibarettir. Görünen ancak Hakk’tır.”

“MEDET DİYEN KİŞİ KENDİSİNE ÇAĞRI ÇIKARTMAKTADIR”

Ali’nin öğretideki yerinin simgesellikten öte anlamlar taşıdığını söyleyen Güvenç, “Allah, varlıkların çeşitlilik içindeki birliği ve sonsuzluğu anlamında Hakk adını alır ve Hakk Hz. Ali’de simgelenir” dedi. Güvenç, sözlerine şöyle devam etti:

 “Şöyle bir sonuca ulaşmak mümkün görünüyor: Alevilik içinde Allah, ilk elde mutlak bir kavramdır ama aşkın değildir. Mevcutçuluğun bakış açısından Ali, Hakk olarak alındığında, evren üzerinde hiçbir belirleyiciliğinin olmayacağı da baştan kabul edilmiş olur. O yalnızca evrenin mutlaklığını ifade etmektedir. Bu önemsiz gibi görünen nokta, aynı zamanda sıradan Alevi’nin ‘Medet Ya Ali!’ çağrısına da ışık tutmaktadır. Beklenti, dışarıdan bir kurtarıcının gelmesi değildir. Medet diyen kişi kendisine çağrı çıkartmaktadır. Çünkü belirleyicilik, hükmedicilik gibi nitelikler taşımayan Ali imgesi, Alevi için rahatça içine yerleşilebilecek bir imgedir. Bu imge üzerinden Alevi kişi kendini evrene katmakta, onunla özdeşleşmekte ve ona ait olmaktadır. Böylece, Ali mükemmel bir örnek olarak Alevi ile dünyanın arasına girmez; tersine, Alevinin dünyaya daha mükemmel bir biçimde nasıl katılabileceğini gösterir.”

“CENNETE DÖNÜŞEN MEYDANIN KENDİSİDİR”

Güvenç Dal, Alevi inancındaki gündelik söylemleri de ele alarak, Dar Cemi’nin önemine de vurgu yaptı. Dal’ın ilgili açıklaması şöyle:

Örneğin, herhangi birisinin “ölümü” karşısında söylenen “devri daim olsun” “ışıklar içinde uyusun” ile “mekânı cennet olsun” “Allah yattığı yerde utandırmasın”ı örnek alabiliriz. Şöyle ki, mevcutçu bir bakış açısıyla “Mekânı cennet olsun” demek bir probleme de işaret eder. Mevcutçu anlayışa göre Hakk bizden gayrı olmadığından ve Hakk’tan gelip Hakk’a gittiğimizden, döngüsel bir zamanın yolculuğuna uğurladığımızın cenneti de cehennemi de buradadır. Bu yüzdendir ki Dar’dan indirme cemleri ile alacağı varsa alacağını, vereceği varsa vereceğini döker herkes meydana. O yüzden o meydanın kendisidir cennete dönüşen ve kişiyi utandırmayan…” 

“NEFES ALMAKTA ZORLANIYOR ZAKİRLER”

Alevi yurttaşların kendilerini sürece dâhil etmesi gerektiğine de değinen Güvenç Dal, “Cemler artık belli şekillerin dışında dönülemiyor” diyerek sözlerini şöyle noktaladı:

“Biraz da bu yüzden asık suratlı, neşeden yoksun, cemi cümlesinin cümlesinde hakikati sezinleyemeyen muhabbetler ile geçiyor cemler, belli şekillerin dışında dönülemiyor semahlar, nefes almakta zorlanıyor zakirler.”

(HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018