CANLI YAYIN
Video bulunamadı...

Düzgün Baba’da rüya gördü adı Baba Warway oldu-VİDEO

PİRHA – 86 yaşındaki Baba Warway 40’lı yıllarında Hızır ayı içinde Düzgün Baba ziyaretine gitmiş. Ziyarette gördüğü rüya sonucu beş yıl çıplak ayakla gezmiş bu nedenle halk arasında yalın ayak  gezen Baba anlamına gelen Baba Warway adıyla tanınır olmuş. Eşini kaybettikten sonra yalın ayak yürümeyi bırakmak zorunda kalmış. Alevilik inancını yaşayan son değerlerden biri olan Pir Baba Warway, cemevlerine gitmiyor. 

Haberin Videosu

 

Erzincan Çayırlı Tolasan Köyü’nde 1932 yılında doğmuş Pir Baba Warway. Asıl adı Hüseyin Toraman olan Baba Warway, Kureyşan Ocağı’ndan. Baba Warway 40 yaşlarında ziyaret ettiği Düzgün Baba’nın üzerinde uyur ve bir rüya görür. Gördüğü rüyadan sonra 6 yıl çıplak ayakla yürümeye karar verir. Beş yıl boyunca çıplak ayakla yürüdükten sonra eşini kaybeder ve yalın ayak yürümeyi bırakmak zorunda kalır.

İstanbul Bağcılar’da oturan Baba Warway’ı evinde ziyaret ediyoruz. Baba Warway, kısada olsa hayat hikayesini anlatıyor bize. Başköylü Hasan Efendi ile aynı dönemde yaşayan ve iç içe geçen hayat hikayeleri olan Baba Warway oturduğu odanın vitrinine Başköylü Hasan Efendi’nin bir fotoğrafını koyarak onu yüreğinde yaşatma çabasını sürdürmüş.

Saçlarını ve sakalını hiç kesmeyen Baba Warvay, “Saçsız sakalsız insanın sahibi yoktur. Evlat olan saçını sakalını kesmez. Saçı uzun kulağın altında aklı Güruh-ı Naci ve Ana Fatma’nın saçıdır” diyor.

Aslının Dersim’den geldiğini ve Kureyşan Ocağına mensup olduğunu söyleyen Baba Warway, “Seyid Mahmut Heyrani’nin soyundayız. Onun buyruğunda önce diyor ki; Ana babayı bilmeyen Allah’ın kulu değildir. Ana babayı incitmeyen yolu buluyor. Yalnız ana babayı bilmeyen kişinin ise işi yaştır” diyor.

“AYAĞIM ÇIPLAK OLDUĞU İÇİN JANDARMALAR BENİ TUTTU”

Babasının imkanlarının sınırlı olduğunu, babasından kendisine bir şey bırakılmadığını aç, susuz kalacağını anladığını ve bunun için Düzgün Baba ziyaretine gittiğini söyleyen Baba Warway, yaşadıklarını şöyle anlatıyor.

“Düzgün Baba’ya kar kış zamanı yani Xızır ayında karları yararak gittim ve bir iki gece orada kaldım. Ayağımda çarık ve çorap vardı. Düzgün Baba’ya dedim ki, “Ey Düzgün Baba ben buraya geldim, halimi gör de bana bir sebep ver.” Bana batın hesabından söylemedi. İllaki ses gelecek. Bana batın lazım değil. Bir zaman Abdal Musa’nın taburunda da gezdim, Başköylü Hasan Efendi ‘onlardan ayrıl dedi’ ayrıldım.

Orada Düzgün baba ziyaretinde rüyamda bana bir seda geldi. Dedi ki ‘sana bir hizmet vereceğim, eğer hak edersen sana vereyim.’ Bende dedim ki ‘Hak etmek için ne yapmam lazım.’ Dedi ki ‘çoraplarını, çarıklarını çıkartacaksın. Yalın ayak karın içine girersen o zaman senin ayağını besleyen varsa o zaman sana bir şey olmaz.’

Bu sır söylenmez ama ben söyledim. İyi yapmadım. Sır kapalı kalacak, Bende destan ettim dedim herkes bilsin. Ama iyi etmedim. Rüyamı orada gördüm. Geldim Cevizli çeşmede çarıklarımı çıkarttım, çoraplarımı çıkarttım birbirine sardım. Dedim ki ‘şan, şöhret senindir, bu hizmet Haydar Düzgün Dede’nin namıdır, benim namım değildir’ dedim. Neyse çorapları ve çarıkları attım. Dedim ki ‘senin şan şöhretine bırakıp gidiyorum’ dedim ve karın içine yalın ayakla girip yürüdüm.

Kalmem bölgesini geçtim, çok susadım ama kar o kadar çok ki ayaklarım belli olmuyor karın içinde. Köyün çeşmesinin başında üç kadın bekliyor. Dedim ki ‘bacı bacı bir su verin içeyim.’ İçlerinden bir dedi ki, ‘Gelin gelin bir kişi gelmiş ayağında çorap yok, çarık yok. Buna bir şey getirin.’ Ben dedim ki ‘ben senden su istedim, çorap istemedim’ onu da bırakıp doğru caddeye indim.

“ÇIPLAK AYAKLA GEZDİĞİM İÇİN ARABALAR BENİ ALMADI”

Ayaklarım çıplak olduğu için arabalar beni almıyor. Kar çok, devam edip aşağı doğru indim. Bir kahvede kaldım. Kahveciye dedim ‘beni erken kaldır sabah olmadan Pülümür’ü geçmem gerek.’  ‘Ne oldu, neden gece geçmen gerek’ dedi. Dedim ki ‘Pülümür’de beni yakalıyorlar.’ Neyse adamda ben de uyuya kalmışız erken kalkamadım. Yola düştüm, geldim Pülümür’ün altında jandarmalar beni yakaladılar. Dedim ki jandarmalara ‘iki buçuk sene ben askerlik yaptım. Beni götürüp ne yapabilirsiniz. Sizin tek hakkınız hürriyet (kimlik) sormaktır.’

Beni illede karakola götürdüler. Karakoldan çıktım yolla düştüm. Dağları dolandım geldim. Uzunca bir yoldan sonra eve vardım.  Eve vardım baktım ki çocuklarda benden korkuyorlar. ‘Sana ne oldu diye soruyorlar.’ ‘Bana bir şey olmadı. Korkmayın’ dedim. Yavaş yavaş sağa sola gittik. Alıştılar benim o halime.”

“BAŞKÖYLÜ HASAN EFENDİ’NİN YOLU AĞIRDIR”

Başköylü Hasan Efendi’nin kendisinin yalın ayak gezdiğini duyduğunu ve kendisine haber saldığını söyleyen Baba Warway, “Birkaç yere söylemiş ‘ona deyin yanıma gelsin’ diye. Ben gitmedim. Dedim ki ‘onun yolu ağırdır ben onun yolunda yürüyemem.’ O zaman bir şey de yemiyorum biraz ekmek, su ile yaşıyorum. Toraman Köyüne amcamlara gittim. Yengem dedi ki ‘Hasan efendi geliyor.’ ‘Geliyor’ deyince ‘ben kaçıyorum’ dedim. Yengem kızdı. Neyse Hasan Efendi’nin karşısına çıktım. Elini öptüm. ‘Benden niye kaçtın?’ diye sordu. Ben dedim ‘Baba senin geçtiğin yoldan Xızır geçmiyor, benim ne işim var seninle.’ Onu Hızır’dan üstün gösterdiğim için biraz kızdı bana.

Konuştuk, konuştukça bunu şöyle yap, böyle yap dedi. Dedim baba ’17 senedir bu köydeyim. Sorabilirsin, kimseye hakarette bulunmamışım, kimsenin kalbini kırmamışım. Bana hakaret eden olduğu zamanlar bile ben kimseye hakarette bulunmadım. Senin yolunda yürüyemem dedim. Senin yolunu sürdürdüğünü söyleyen, sana ikrar veren birçok insan, sözünde durmuyor, yanlış yapıyor, topluma zarar veriyor. Ben sana ikrar verip, yolunda yürümezsem vicdanım rahat etmez dedim. Hak verdi bana. Son söz olarak ona ‘senin yürüdüğün yol bana ağır geliyor. ben hakkını veremem, Hakkından gelemeyince de alt üst oluyorum’ dedim.”

“ALEVİ DEDİĞİN ANA FATMA’YI BİLECEK”

Baba Warvay, toplamda beş yıl yalın ayak gezdiğini ve altıncı yılında eşini kaybedince çocuklara bakmak zorunda olduğu için bıraktığını konuşmasına ekliyor.

Alevilik inancının içinde büyüyen, evinde cem yapan Baba Warway, “Alevinin inancı olmadı mı Alevi olamaz. İçten Alevi olacak. Ana Fatma’yı bilecek, 12 İmamları bilecek. Bunları bilmeyince Alevi olamaz”  diyor.

Herkesin kendi çıkarı için yol alıp yürüdüğünü söyleyen Baba Warway, önce talip olması gerektiğini daha sonra dedelik makamına sahip olunabileceğini belirterek şunları dile getiriyor.

“Talip olmayınca dede olamaz. Haramı helale katıp yiyemezsin. Alevilikte o olmaz. Eline koyduğunu alacaksın koymadığını almayacaksın. Var mı şimdi. Yok, Alevilik bitmiş. Alevi olan kişi eline, diline, beline sahip çıkacak.”

“PİR, MÜRŞİD, TALİP KALMADI ÇÜNKÜ İNANÇ KALMADI”

Baba Warway bugünkü Alevilik ile 70 yıl önce yaşayan Alevilik inancın karşılaştırmasını şöyle anlatıyor.

“Önceki Alevilik inancında cemevi yoktu, evlerde cem yapıp, Xızır’ı çağırıyorduk, boş kalmıyordu hemen yetişiyordu mübarek. Şimdi kendini yırtsan da gelmez. O zaman inanç vardı. O zaman büyük küçük vardı. Edep eya vardı. Herkes büyüğüne bir şey söylemezdi. Şimdi kimsede o inanç yok. Çalıyordu bir dede ‘Ha vayiro ha vayiro’ görüntü içeri giriyordu. Herkes ağlıyordu. Şimdi cemevlerinde bakıyorum kimsenin gözünde gözyaşı bile yok.”

Alevilik inancının zayıflamasına ise, “Büyük küçüğü bilmedi. Bunlar menfat için çalışıyorlar. Allahın yolunu bırakmışlar. Yol kalmadı, Pir kalmadı, Mürşit kaldı. Çünkü inanç kalktı” diyor.

“CEMEVLERİNİN TEK YARARI CENAZELERİMİZ CAMİDEN ÇIKTI”

Cemevlerine gitmemesinin sebebini ise şöyle anlatıyor Baba Warway:

“Cemevlerine gitmiyorum çünkü hakkın emri yok orada. Menfaat var. Cemevlerine kötü demem, ibadettir. Ama erkekler gitmiyorlar kadınlar gidiyor. Birbirleriyle konuşuyorlar ceme katılamıyorlar. O sebeple gitmiyorum. Cemevlerinde kravatlı dedeler var. Cemevlerinin yararı cenazelerimiz camiye gitmiyor olmasıdır. Tek faydası bu diye düşünüyorum. Cenazemiz camiden ayrılmıştır. Çünkü emri tutan yok. Önce talip ol sonra dede ol. Türkçe cenaze erkanı yapılıyor. Fena değil. Beğeniyorum. Kimsenin anlamadığı bir dilde yapılan cenaze erkanını doğru bulmuyorum. Herkesin kendi ana dilinde de cenaze erkanı yapması gerektiğini düşünüyorum.

Semra Acar/Ali Şeker-İSTANBUL

 

 

 

 

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018