Cumartesi Anneleri Ermeni aydınları sordu: 24 Nisan Ermeni halkının Galatasaray’ıdır-VİDEO

106. yılında Ermeni Soykırımı’nda kaybedilenleri anan kayıp yakınları, 24 Nisan’ın Türkiye’de gözaltında kaybetmelerin başlangıcı olduğunun altını çizdi. Geçmişin insan hakkı ihlallerindeki inkar ve cezasızlığın bugünün adalet krizine neden olduğunu vurgulayan Cumartesi Anneleri, yüzleşme ve hesaplaşma çağrısı yaptı. 

Cumartesi Anneleri 839. hafta eylemlerini, 106. yılında Ermeni Soykırımında kaybedilenleri andı. Türkiye’de gözaltında kaybetmelerin tarihinin 24 Nisan olduğunu vurgulayan kayıp yakınları, geçmişin ağır insan hakkı ihlallerinin bugüne etki ettiğini kaydetti.

Kayıp yakınları Covid-19 salgını nedeniyle online açıklama yaptı. İlk olarak söz alan Rober Koptaş, 1915’te kaybedilenlerin Türkiyeli, Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı Ermenilerin aydın sınıfı olduğunu belirtti. Başlayan tehcir ve katliamların aydınlardan sonra tüm hızıyla devam ettiğini belirten Koptaş “Gözaltında öldürülenlerin hiçbirinin mezarları bulunmadı, mezar taşı olmadı ve bu katliamın, bu soykırımın emrini verenlerin cezasız kaldığı bir siyasi iklim Türkiye’de gelişti” dedi.

Ermeni aydınların İstanbul’da gözaltına alınma tarihi olan 24 Nisan’ın Cumartesi’ye denk geldiğine dikkat çeken Koptaş, “24 Nisan, Ermeni halkının Galatasaray’ı” vurgusu yaptı.

“SAĞLIKLI BİR YÜZLEŞME VE HESAPLAŞMA YAŞANMADI”

Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak ise, “Kaybedilen Ermeni aydınar gerçeğiyle sağlıklı bir yüzleşme ve hesaplaşma yaşanmadığından bu topraklarda gözaltında kaybetmeler devam etti. 24 Nisan, bu topraklarda gözaltında kaybetmelerin başlangıcıdır” dedi ve kaybedilen Ermeni aydınları andı.

“NAZİLERİN 7 HAZİRAN, TÜRKİYE’NİN İSE 24 NİSAN KAYBETME TARİHİDİR”

839. haftanın basın metnini Sevinç Koçak okudu. 106 yıl önce evlerinden gözaltına alınıp bir daha geri dönemeyen İstanbullu Ermeni aydınları anan Koçak, “24 Nisan vesilesi ile bir kez daha hatırlatıyoruz; uluslararası literatürde toplu kaybetmelerin başlangıcı olarak Nazilerin 7 Nisan 1941 tarihli ‘Gece ve Sis’ isimli operasyonu kapsamında yapılan kaybetmelere işaret edilir. Aslında 24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul’da Ermeni aydınların gözaltına alınarak kaybedilmesi toplu kaybetmelerin başıdır, başlangıcıdır” dedi.

Geçmişin suçlarını örten inkar ve cezasızlık döngüsünün bugün yaşanan ağır adalet krizinin de temelini oluşturduğunun altını çizen Koçak, “Kaç yıl geçerse geçsin tüm kayıplarımız gibi Ermeni aydınları da hakikat ve adalet mücadelemizde yaşatacağız. Unutturmaya karşı hatırlamayı, inkara karşı hakikati, cezasızlığa karşı adaleti savunmayı sürdüreceğiz. Kayıplarımızdan ve 140 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

24 Nisan 1915 gecesi İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul Emniyeti tarafından bir operasyon başlatıldı. Operasyonu İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Bey yönetti. Siyasi Şube Müdürü Mustafa Reşat Bey839. hafta, kayıyönetiminde önceden hazırlanan “Tutuklanacak Ermeni’ler Listesi”ne göre polisler gece yarısından sonra insanları evlerinden “ifadeniz var bir saat içinde geri döneceksiniz” diyerek götürdü.

24 Nisan 1915’de başlatılan bu operasyon kapsamında İstanbul’un çeşitli semtlerinde gözaltına alınan ve içlerinde milletvekili, yazar, şair, avukat, doktor, gazeteci, eczacı, müzikolog, yayıncı, siyasetçi olan bu aydınlar Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleriydi. Gözaltına alınanlar önce semt karakollarına oradan da Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ne nakledildiler. 25 Nisan 1915 tarihinde Cezaevi Müdürü İbrahim Bey nezaretinde ve güvenlik güçleri eşliğinde özel bir trenle yola çıkarıldılar.

Tutuklular önce tren sonra at arabalarıyla Ayaş ve Çankırı’ya sevk edildiler. Daha sonraki günlerde İstanbul’da devam eden tutuklamalarla Çankırı’ya getirilenlerin sayısı 158 kişiye, Ayaş’a getirilenlerin sayısı 92 kişiye çıktı.

Gözaltına alındıkları andan itibaren başlarına geleceklerden hükümetin sorumlu olduğu bu insanlardan 174’ü bir mezar taşları bile olmadan yok edildiler. Devletin gözetimi altındayken yok olan bu insanların akıbetleri kayıtlara firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları şeklinde geçti. Onların hakikati resmi tarihten düşürüldü.

(HABER MERKEZİ)