CANLI YAYIN
Ana Sayfa GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER, VİDEO 31.03.2018 496 Görüntüleme

Cumartesi Anneleri: Sabahattin Ali’nin akıbetinin takipçileriyiz-VİDEO

PİRHA-Cumartesi Anneleri eyleminin 679. haftasında “Sevdikleri Sabahattin Ali’nin akıbetine uğrayan kayıp aileleri, Sabahattin Ali’nin okurları, onun özgür, eşit ve adil bir Türkiye idealinin takipçileri olarak hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” denildi. 

Cumartesi Anneleri 679. haftasında eylemine 70 yıl önce gözaltında kaybedilen yazar Sabahattin Ali’nin dizeleriyle başladı. Sabahattin Ali’nin akıbetinin karanlıkta bırakıldığı vurgulayan Cumartesi Anneleri, “Failler belli kayıplar nerede?” yazılı pankart açarak kayıpların fotoğraflarını ve kırmızı karanfiller taşıdı.

Eylemde Özgürlükçü Demokrasi gazetesine kayyum atanmasına gazete ve matbaa çalışanlarının gözaltına alınmasına tepki gösterilerek basın üzerindeki baskıların son bulması ve gözaltındaki gazetecilerin serbest bırakılması da istendi.

“DÜNYANIN EN SAYGIDEĞER EYLEMİ”

İlk olarak konuşan CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun başkan yardımcılığına getirildiğini ve ilk ziyaret yerinin de Cumartesi Anneleri’nin eylemi olduğunu vurguladı. Bingöl, Cumartesi Anneleri eyleminin Arjantin’den sonra dünyanın en uzun soluklu eylemi olduğunu hatırlattı. “Hiçbir şekilde şiddete başvurmayan sadece oturarak eylem yapan analarımız, bacılarımız dünyanın en saygıdeğer eylemini gerçekleştiriyorlar. Ucu açık bir eylem. Ne zaman sonlanacağını hiçbirimiz kestiremiyoruz” diyen Bingöl, konuşmalarında “Cennet anaların ayaklarının altındadır” diyenlerin önce Cumartesi Annleri’nin eylemine bakmaları sonra cennete gönderme yapmaları gerektiğini belirtti. Türkiye’de yoğun hak ihlallerinin yaşandığına da değinen Bingöl, hak ihlallerini duyurmaya çalışan medya organlarına baskılar yapıldığını ve bu kapsamda Özgürlükçü Demokrasi gazetesine kayyum atandığını kaydetti.

“SESLERİMİZ BİR ŞEKİLDE TOPLUMA ULAŞACAK”

1980 kayıplarından Hayrettin Eren’in kardeşi ve Disk Basın-İş Başkanı Faruk Eren de konuşmasında Sabahattin Ali’nin toplumun aydınlarından biri olduğuna değinerek sosyalist olmanın bedelini canıyla ödediğini ifade etti. Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ın birlikte Marko Paşa dergisini çıkardıklarını ancak baskı ve kapatmalara rağmen yılmayarak Marko Paşa’nın devamı niteliğinde birçok mizah dergisi çıkardığını hatırlatan Eren, Özgürlükçü Demokrasi  gazetesine el konulmasını eleştirdi. Eren, “Bizi kapatabilirler ama seslerimiz bir şekilde topluma ulaşacak” dedi.

“SUSMAKTAN HİÇ UTANMADINIZ MI?”

Sabahattin Ali kaybedildiğinde henüz 11 yaşında olan kızı Filiz Ali’nin Cumartesi Anneleri’nin 679. hafta eylemine gönderdiği mektubu okundu. Sabahattin Ali’nin 1948 yılının karlı bir Şubat sabahı kızı ve eşinin birkaç poz fotoğrafını çektikten sonra Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıktığının ve bir daha da geri dönmediğinin belirtildiği mektupta şu ifadeler yer aldı:

“Ölüm haberini neredeyse bir yıl sonra 1949 yılı Ocak ayında gazetecilerden aldık. Başta her şey usulüne göre halledilmişti. Sabahattin Ali’yi ‘milli hisleri galeyana geldiğinden’ öldürdüğünü iddia eden bir katil vardı ortada, babama ait olduğu söylenen fakat tanınmaz halde olan bir ceset de bulunmuştu. Ne var ki cesedi teşhis etmeye o zaman hayatta olan annesi ve eşi çağrılmadı. Böylece ceset esrarengiz bir şekilde kayboldu. Sabahattin Ali’ye ait bir defin belgesi bile yok. Yani nereye gömüldüğü bilinmiyor. Olayın iç yüzü bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün iktidarlar tarafından ısrarla aydınlatılmadı. Sabahattin Ali 70 yıldır kayıptır… Sabahattin Ali gibi tanınmış, sevilen bir yazarın hunharca öldürülmesinin yarattığı dehşet ve korku, toplumu suskunluğa sevk ederken öte yandan her türlü muhalefeti sindirmeyi vazife bilen karanlık güçlere de cesaret verdi… Öldürülen gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, bilim insanlarının ardından toplumda gitgide derinleşen ve hiç bir biçimde tedavi edilemeyecek yaralar açıldı… Ne var ki güneşin her sabah doğması kadar doğal ve değişmez bir gerçek var evrende. Hafıza. İnsan hafızası kaybolan, kaybedilen, yok edilen, yakılan, parçalanan değerlerimizi unutmaz. Onlar, bu kayıp değerler hiç umulmadık bir yerde, umulmadık şekilde toplumun karşısına çıkar ve ‘susmaktan hiç utanmadınız mı?’ diye sorar.”

“AKIBETİ BUGÜNE KADAR KARANLIKTA BIRAKILDI”

Basın metnini okuyan cumartesi insanlarından Gönül Sonbahar, “Sabahattin Ali 70 yıl önce bugün, 31 Mart 1948 sabahı yurt dışına çıkmak üzere İstanbul’dan ayrıldı. Ailesi ve arkadaşları kendisinden bir daha haber alamadı. Sabahattin Ali’nin akıbeti bugüne kadar karanlıkta bırakıldı” şeklinde konuştu. Devletin resmi açıklamasının “Sabahattin Ali Bulgaristan’a kaçarken, milli hisleri galeyana gelen kaçakçı tarafından öldürüldü” olmasına rağmen yakın çevresinin  Sabahattin Ali’nin Kırklareli emniyetinde işkence ile sorgulanırken öldürüldüğüne ve bedeninin kaybedildiğine inandığını belirten Sonbahar sözlerine şöyle sürdürdü:

“BİLİNMEZLİĞE TERK EDİLDİ”

“Sosyalist olan Sabahattin Ali, baskıcı hükümet politikalarına muhalefet ettiği için polis tarafından sürekli izleniyor, anti-komünist histerinin propagandacısı sağ basın tarafından da hedef gösteriliyordu. İktidarın hoşuna gitmeyen eleştirel düşüncelerini açıklayan kişilerin ‘düşman’, ‘vatan haini’ ilan edildiği ortamda ‘Hep birlikte, özgür ve eşit biçimde ‘insan gibi’ yaşamak mümkündür’ diyen yazıları, yoksulluğu ve yolsuzlukları gündeme getirmesi nedeniyle “yıkıcı propaganda” yapmakla suçlanıyor, hakkında soruşturmalar açılıyor, mahkumiyetler veriliyordu. Çalışamaz, üretemez duruma getirilmişti. Yurt dışına çıkmak istiyor ama pasaport alamıyordu. Sonunda bir kaçakçıyla anlaşarak yurt dışına çıkmaya karar verdi. Ancak anlaştığı kaçakçı Ali Ertekin’in dönemin haber alma teşkilatı olan MAH için çalışan bir ajan olduğundan habersizdi. Ertekin, onu sınırı geçeceğiz diye Kırklareli’ne götürdü. Sonrası ise bilinmezliğe terk edildi.”

“KENDİSİ GİBİ MEZARI DA KAYBEDİLDİ”

Sabahattin Ali’nin aylar önce gömülen cansız bedeninin 16 Haziran 1948 tarihinde bir çoban tarafından Sazara Köyü ormanlık alanında bulunduğunu belirten Sonbahar, olayın adli makamlara intikal etmesine rağmen Sabahattin Ali’nin cenazesinin ailesine teslim edilmediğini, yeniden defnedildiği yerin açıklanmayarak ve kendisi gibi mezarının da kaybedildiğini ifade etti. Olayın ancak 9 buçuk ay sonra kamuoyuna yansıdığına dikkat çeken Sonhabar, şu ifadelere yer verdi: “12 Ocak 1949 tarihinde gazetelerde ‘Komünist yazar Sabahattin Ali yurtdışına kaçarken Bulgar sınırında öldürüldü.’ haberi yer aldı. Haberde Sabahattin Ali’nin kaçakçı Ali Ertekin tarafından öldürüldüğü yazıyordu. Devletin resmi açıklaması bu olsa da yakın çevresi Sabahattin Ali’nin Kırklareli’nde işkence ile sorgulanırken öldürüldüğüne ve olayı örtbas etmek için Ali Ertekin’in paravan olarak kullandığına inandı.”

“HERKESİN BİLDİĞİ BİR SIR”

Sonbahar konuşmasını şöyle sürdürdü: “Demokrat Parti iktidarının Başbakan Yardımcısı olan Samed Ağaoğlu’nun ölümünden on yıl sonra, 1992 tarihinde yayınlanan günlüğünün 14 Ocak 1949 tarihli notunda: “Dün Menderes Sabahattin Ali’nin hükümet tarafından öldürtüldüğünü söyledi” diye yazdı. Albay Talat Turhan, bir üst düzey emniyet görevlisinin “Sabahattin Ali sınırdan Kırklareli’ne getirildiğinde sorguya çekildi. Fakat konuşmadığı için sıkıştırıldı ve bu sıkıştırma sırasında öldü. Hem de inleyerek kollarımda can verdi” dediğine tanık olduğunu söyledi. Sabahattin Ali’nin başına gelenler 70 yıldır tüm açıklığı ile bilinmese de onun bir devlet komplosu sonucunda öldürüldüğü ve bedeninin kaybedildiği herkesin bildiği bir sır olmaya devam etti.”

Sonbahar bitirirken 70 yıldır süren inkar ve adaletsizliğin son bulması, Sabahattin Ali’nin mezar yerinin açıklanması ve kaybedilme sürecinin tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmesi gerektiğini belirtirken “Sabahattin Ali’nin ‘Aldırma Gönül’ şiirini yazdığı tarihi Sinop Cezaevi, ‘Sabahattin Ali Müzesi’ olmalı, kendisi ile ilgili devlet arşivlerindeki tüm ‘sırlar’ gün yüzüne çıkarılıp, burada sergilenmelidir” dedi. (HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018