DAD Ankara Şube 3. olağan kongresini yaptı

PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube, 3. olağan kongresini yaptı. Mustafa Karabudak ve Meral Gökokuş başkanlığındaki yönetim yeni dönemde de eşbaşkanlık görevini yürütecek.

DAD Ankara Şube, 3. olağan kongresini yaptı. Tüm Bel Sen toplantı salonunda yapılan kongreye HDP Ankara il ve ilçe yönetimi, Özgürlükçü Hukukçular Derneği yöneticileri, 78’liler Girişimi üyeleri, Yeşiller Sol Parti Yöneticileri, Vartolular Derneği yönetimi, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu yöneticileri, Sinema yönetmeni Medet Dilek, Yazar Adıgüzel Özgüven, İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve çok sayıda yurttaş katıldı.

“Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir” çağrısıyla yapılan kongre açılışında ilk olarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Çerağ uyandırılması ardından Zakir Hıdır Çelebi Kürtçe ve Türkçe deyişler okudu.

Kongrenin yapıldığı salona Pir Seyit Rıza’nın fotoğrafının yanı sıra “Tekçi, doğaya ve kadına düşman, nahak zihniyete karşı, barışa ikrar veriyoruz” pankartı da asıldı.

KADIN HAKİKATİN KAPISIDIR”

DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Meral Gökokuş, kongrenin ilk konuşmacı ismi oldu. “Kadın hakikatın kapısıdır” diyen Gökokuş, Hakk ve hakikat mücadelesi yürüten tüm kadınları selamlayarak şu konuşmayı yaptı:

“Tarihini bilmeyen toplumlar geleceğini kuramazlar. Bizler Ana Fatma’nın, Zeynep’in, Zarife’nin, Kadıncık Ana’nın mirasçıları ve gelecekleriyiz. Bizler Kırklar Meclisindeki kadınlarız. Alevi inancında kadınlar, bir cins değil, yolun kendisidir. Kadını eşit görmeyen zihniyet, her daim sebep ne olursa olsun kadına yönelmiştir. Bizim inancımızda kadın eşittir, kadın yaşamın her alanındadır.

Baş köylü hasan efendi, kadını tarif ederken ‘Kubbe-i rahman’ der. Şeyh Bedrettin de ‘kadın dünyanın ta kendisidir’ der. Hace Bektaş-ı Veli, tüm sözlerinde kadını eşit görmüştür. İnancın ikrarlaşmasında, günümüze gelmesinde ocak pirlerimiz, kadın anaların emeği çoktur. Ana Fatmalar, Kadıncık Analar yol sürekleridir. Alevi kadınlar olarak Zarife gibi mücadele etmeli, Bese gibi inançlı olmalı, Kadıncık Ana gibi öğretici, Zeynep gibi dilden dile mücadele yaymalıyız.

Katledilen tüm kadınlar, çocuklar, hayvanlar ve doğa adına özümüz dardadır.”

ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNİN DEVLETE YEDEKLEMESİ İSTENMEKTEDİR”

DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak da Demokratik Alevi Dernekleri / Ana Fatma Cemevi Yönetim Kurulu adına konuşma yaptı. “Nefsine yenilerek tekçi akla bulaşanların inşâ ettikleri rızasızlık, ikrârsızlığın her yerde ve her alanda sorgulanmaya başladığını belirtmek isteriz” diyen Karabudak, şu konuşmayı yaptı:

“Nâhak zihniyetin zamana hükmederek, mekâna rızasız girerek, zapt etme çabası beyhude olsa da; yaşam alanlarımıza, inanç mekânlarımıza inceltilmiş politikalarla, acımasız vahşi biçimlerle saldırılar devam etmektedir.

Yaşadığımız toprakları, işgal zihniyeti ile yöneten, adalet ve vicdandan yoksun, kâr hırsına odaklı iktidarları; sağlıktan, sosyal güvenliğe, kültürden, ekonomiye kadar yaşamın her alanında en ağır saldırılarla varlığını, nahak iktidarlarını sürdürmeye gayret etmektedir.

Nâhak akıl, hiç bir şekilde farklı bir sese, renge, dil ve inanca, düşünceye yaşam hakkı tanımamaktadır. Bu minvalde muktedirlerin ilk hedeflerinden biri Aleviler, Kürtler, doğa, kadın ve gençlik, yoğun bir saldırı ve imha konseptiyle karşı karşıyadır. Oysa kadim yol düsturumuz; Küllî evrende, gönül gözü ile hâkkı görerek, rızalığa göre, her bir şeyin diğeri ile var olması gerektiğini söyler. Bu nedenle, yolumuz bölen, bir başka canı yok sayıp karşıtlaştıran değil, doğa- insan ve insan- insan ilişkisinde birlikteliğe, uyuma dayanmaktadır.

Yaşanan ekolojik felaketler, doğaya sonsuz sahip olma anlayışı ve doğayı metalaştırma hali coğrafyayı yaşanmaz hale getirmiştir. Öte yandan toplumumuzun binlerce yıldan bugüne sırrını koruduğu, ikrâr ve itikadın yaşatıldığı, rızalık mekânı Ocaklarımız, inanç mekanlarımız saldırı, yok etmenin odağına yerleştirilmiş durumdadır.

Tekçi aklın son dönemlerde yolumuzu kadimden günümüze getiren ocaklarımız, cemevlerimiz ve inancımızı kaosa, içten çürütmeye yönelik geliştirdiği hamleler oldukça manidar ve bir o kadar da tehlikelidir. Çok ince ve derin Osmanlı oyunları oynanmaktadır. Dergâhlarımızın gasp edilmesi, zorunlu din dersleri, siyasal iktidar eliyle alevi pirlerine pasaport verilmesi, Alevilik adı altında okullar açılması, Diyanet İşleri Başkanlığı ve yerel yönetimlerin bir asimilasyon üssü olarak kullanılması, hala Alevi inancını, Alevi toplumsallığını içine sindiremedikleri aksine her alandan yoğun bir saldırı altında olduğumuzu göstermektedir.

Değerli canlar; son zamanlarda Alevilere yönelik yeni bir hamle geliştirilmek istenmektedir. Bin yıllardır bu coğrafyanın kadim inancı olan Alevilik ve Alevilerin eşit yurttaşlık hakları yasal statüye kavuşturmak yerine, belediyeler eliyle Alevi örgütlenmesinin devlete yedeklemesi istenmektedir.

Yolumuzdan, ikrar, inancımızdan uzak sadece cemevi yapımı ve verilecek yardımlara dayanan bu asimilasyon politikasına Alevileri sistemin yedeğine sokan bu akla karşı, Alevi örgütlülüğü uyanık olmalı ve alevi toplumunun haklarını anayasal güvencelere kavuşturulması için, kesintisiz, uzun soluklu bir mücadele yürütmelidir.

Okulların yeni öğrettim yılına açıldığı şu günlerde Alevi çocuklarının an ve an, gün ve gün devlet eliyle asimile edilmesine daha fazla göz yummamalı ve zorunlu din derslerine kaşı verilen mücadeleyi bir üst boyuta taşımalıyız.

Çözüm Alevilerin ruhsal, inançsal ve örgütsel yeniden yapılanmasından ve birliğinden geçmektedir.

Türkiye’de Kürt sorununun çözümsüzlüğe itilmesi beraberinde güvenlikçi tekçi ve ırkçı politikaların esas alınması siyasal, toplumsal, ekonomik bir krize ve derin bir yoksullaşmaya toplumsal nefes alma kanallarının tıkanmasına neden olmuştur. Bugün AKP-MHP iktidarı döneminde toplum kayyım siyasetiyle yönetilmek istenmiş adeta tecrit politikası yaşamın her alanında yürütülerek, toplum tecritte tabi tutulmuştur. Bugün bu manada gerek cezaevlerinde üç yüz güne yaklaşan açlık grevindeki tutsakların tecrit politikasına karşı bedenlerini açlığa yatırmaları sadece cezaevlerindeki tutsakların sorunu değil cümle canın sorunu olarak görülmelidir.

Bu manada doğa ve yaşam alanlarını talan ettirmemek için direnenlere, akademik özgürlükler için direnen gençliğe, kadın kırımına direnen kadın canlara yanlarında olduğumuzu, mücadelelerini aynı zamanda Alevi hak mücadelesi olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.

Değerli, canlar; yaşanan karanlığın kırılması daha fazla toplumsal birlikteliklere, dayanışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Onun için pirim Pir Sultan;

Gelin canlar bir olalım

Münkire kılıç çalalım

Hüseynin kanın alalım

Tevekkeltü teâlallah

 

Özü öze bağlayalım

Sular gibi çağlayalım

Bir yürüyüş eyleyelim

Tevekkeltü teâlallah diyerek seslenmiştir.

Kadimden günümüze; Derisi yüzülen Nesimi, Enel hak deyip asılan Hallacı Mansur, Serez çarşısında Şeyh Bedrettin, Kerbela’da Yezid’in zulmüne direnen Hüseyin’in, bir ölüp bin diriliriz diyen Pir Sultan’ın, Pir Seyit Rıza’nın, Mazlum’ların, Deniz’lerin, İbo’ların, Mahirler’in serden geçenlerin örnekleri ile doludur. Dolayısıyla karanlığa asla teslim olmayacağız. Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değidir! Sizleri cümle ocaklarımızın kerameti, Harde Dewreş’in hakikati ve direnciyle selamlıyorum.”

Yapılan konuşmalar ardından faaliyet raporları okunup, gelir-gider tablosu katılımcılar ile paylaşıldı.

Tek listenin yer aldığı kongrede Mustafa Karabudak, Meral Gökokuş, Kenan Akın, Melahat Teke, Hıdır Çelebi, Hatun Şimşek ve Pınar Altay, yeni yönetim kurulu üyeleri oldu.

PİRHA/ANKARA