DAD: Dersim’in varlığı, birliği, dirliği, kimliği, dili soykırıma uğratılmıştır

PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim Soykırımı’nın 84. yılında yazılı bir açıklama yaparak, “Cumhuriyet modernitesi Dersim’de tüm maddi ve manevi kültürel değerleri çarmıha germiştir. Dersimlinin varlığı, birliği, dirliği, kimliği, dili soykırıma uğramıştır. Dersim bütün değerleri ile uzun bir sürece yayılan kitlesel kırıma uğramıştır” dedi. 

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda Dersim’e bir harekat düzenlemesi kararı alınması sonrasında gerçekleşen soykırımın 84. yılında katledilenleri anarak, katliamcıları kınadı.

8 Eylül 1925’te uygulamaya konulan Şark Islahat Planı ile Rêya Hakk Kürt Alevilerin yaşadığı coğrafyada demografik yapı değiştirilerek bölgenin ekonomik, kültürel, sosyal olarak denetim altına alındığına dikkat çekilen açıklamada, Şark Islahat Planı’nın cumhuriyetin ötekilere karşı gizli siyaset belgesi olduğu ifade edildi.

Şark Islahat Planı ve bunun siyaset anlayışının sonucu olarak; Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve daha birçok katliam yapıldığı hatırlatılan açıklamada, Cumhuriyet modernitesinin Dersim’de tüm maddi ve manevi kültürel değerleri çarmıha gererek Dersim’in varlığı, birliği, dirliği, kimliği, dilini soykırıma uğratıldığına vurguda bulunuldu.

Dersim Soykırımı’nın Çorum, Maraş, Sivas, Gazi ve daha birçok katliamla kendini devam ettirdiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında Alevi süreklerine çağrıda bulunularak, “Zaman el ele verme zamanıdır. Kutsal mekanlarımız yerle bir edilirken; köylerimiz boşaltılıp isimleri değiştirilirken; Anaların havarları gök kubbeye ulaşırken; masum u pak olan evlatlarımızın kanları her gün toprağa düşerken; hanelerimiz her gün işaretlenirken; sularımız, ağaçlarımız, çeşmelerimiz, mezarlarımız, ziyaretlerimiz zulüm altında iken; ikrar verdiğimiz, irademiz dediğimiz seçilmişlerimiz zindanda iken, her gün kadın kırımı yaşanırken,  kurumlarımıza kayyım atanırken, zindanda anayasal haklarından mahrum bırakılan bunun için bedenlerini iradelerine delil yaparak ağızlarına lokma almayan, açlık grevlerine giren canların gayretine kulak vermek ahlaki sorumluluğumuz olmalıdır” denildi.

“DERSİM ‘ROJA REŞ-KARA GÜN’ OLARAK HAFIZALARA KAZINMIŞTIR”

Açıklamada şunlar kaydedildi:

Rıza Toplumu süreklerine karşı zorun, zulumatın arttığı, Nahak zihniyetin; barış, demokrasi, insan hakları, hakikat ve özgürlük mücadelesi veren güçlere karşı pervasızlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Yaşadığımız her an bir tarihin zuhurunu içinde barındırıyor.  4 Mayıs 1937 tarihi,  Dersim soykırım kanununun mecliste onaylandığı tarihtir. Rêya Hakk Kürt Alevilerin tarihinde “Roja Reş- Kara Gün” olarak hafızalara kazınmıştır. O günden bugüne aslında her gün 38’dir. Dersim soykırımına, yaşanan olaylara derinlikli bakamamak, yüzeysel yaklaşmak katliamı yapan anlayışı bilince çıkaramamak, katliamların devam etmesine yol açmak anlamına gelir.

“TEKÇİ ULUS DEVLET ANLAYIŞI BİRÇOK SORUNUN NEDENİ DURUMUNDAYDI”

Cumhuriyet modernitesi, imparatorluk bakiyesi üzerinden kuruldu. Tekçi ulus devlet anlayışı birçok sorunun nedeni durumundaydı. Cumhuriyetin ulus devlet anlayışı etnik ve dini kimliklere, bu kimliklerin yurttaş olmaktan kaynaklı demokratik hak taleplerini dile getirmeleri hainlikle suçlandı ve sürekli düşman ilan etme hali devletin resmi siyasetini oluşturdu. İslâmî talepkârlıklar “mürteci, dinci, Şeriatçı”, etnik talepler “bölücü”  olarak tanımlanırken; Alevî süreklerinin talepleri ise ” din dışı “ve egemen inancın alt kültürü olarak tanımlanmıştır. Sosyo-kültürel kimliklerin reddi üzerinden inşa edilen bu süreç günümüze kadar gelen sorunlarında temelini oluşturmaktadır. Yeni ulus devlet anlayışının temelleri 1924 Anayasası ile resmi hale gelmişti. Bu Anayasada muteber vatandaş ” Türktür, Türkçe konuşur, müslümandır ve mezhebul Hanifi ” şeklinde tanımlanmıştı. Yeni bir ulus yaratma projesinin kodları İttihat Terakki’den miras alınmıştı.

“ŞARK ISLAHAT PLANI İLE BÖLGE DENETİM ALTINA ALINDI”

24 Mart 1925 de Takrir-i sükun kanunu ve İstiklâl Mahkemeleri Kuruluş Kanunu çıkarılır. 8 Eylül 1925’te Şark ıslahat planı kararnamesi imzalanır. Bu kararname ile genelde Kürtler özelde Rêya Hakk Kürt Alevilerin yaşadığı coğrafyada demografik yapı değiştirilir, bölge ekonomik, kültürel, sosyal olarak denetim altına alınır. Şark ıslahat planı, cumhuriyetin “ötekilere” karşı gizli siyaset belgesidir. Bu siyaset anlayışının sonuçu olarak; Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve daha birçok katliam yapılmıştı. Dersim’e yönelikte katliam planları hazırlığı yapılıyordu. Osmanlıdan başlayıp İttihat Terakki ile devam eden, cumhuriyetle sistemli hale gelen bölgeye yönelik raporların hazırlanması aslında katliamın önceden amaçlandığı anlamını taşıyor.

“DERSİM TERBİYE EDİLMELİYDİ!”

Dersim hem etnik yapı hem de inanç bakımımdan tekçi anlayışa dayalı ulus yaratma prosesine uymuyordu, terbiye edilmeliydi! Dersimlinin inancı etnik yapısından, dilinden ayrı düşünülemezdi. Dersimlinin inanç dili kendi anadiliydi. Dersim’de toplumun yaşamıyla ilgili kurallar ocak sistemi içinde, cem ekranında alınır bir üst akla ihtiyaç duyulmazdı; ikrar ve rızalık esası vardı. Demokratik bir anlayışla yaşamı devam ettiren her türlü iktidar anlayışından uzak, hakikate yakın olan bu inanç ve toplum elbette ki tekçi zihniyeti zorlayacaktı. Bu Hakikatten dolayıdır ki ilk önce ocak pirlerine, kutsal mekânlara, Analara yöneldiler.  Hedef toplumsal hafızaydı. Bu hafıza yok edilirse çok rahatlıkla katliam gerçekleşirdi. Dersim yok edilirse diğer Rêya Hakk mensupları kolayca kontrol edilirdi.

“CUMHURİYET MODERNİTESİ DERSİM’İN DEĞERLERİNİ ÇARMIHA GERMİŞTİR”

Cumhuriyet modernitesi Dersim’de tüm maddi ve manevî kültürel değerleri çarmıha germiştir. Dersimlinin varlığı, birliği, dirliği, kimliği, dili soykırıma uğramıştır. Dersim bütün değerleri ile uzun bir sürece yayılan kitlesel kırıma uğramıştır.

Dersim Katliamı hala devam ediyor. Çorum, Maraş, Sivas, Gazi ve daha birçok katliamla devam ediyor.  Bütün Alevi süreklerine, hakikat ve özgürlük arayışında bulunan bütün canlara çağrımızdır: Zaman el ele verme zamanıdır. Kutsal mekanlarımız yerle bir edilirken; köylerimiz boşaltılıp isimleri değiştirilirken; Anaların havarları gök kubbeye ulaşırken; masum u pak olan evlatlarımızın kanları her gün toprağa düşerken; hanelerimiz her gün işaretlenirken; sularımız, ağaçlarımız, çeşmelerimiz, mezarlarımız, ziyaretlerimiz zulüm altında iken; ikrar verdiğimiz, irademiz dediğimiz seçilmişlerimiz zindanda iken, her gün kadın kırımı yaşanırken,  kurumlarımıza kayyım atanırken, zindanda anayasal haklarından mahrum bırakılan bunun için bedenlerini iradelerine delil yaparak ağızlarına lokma almayan, açlık grevlerine giren canların gayretine kulak vermek ahlâkî sorumluluğumuz olmalıdır. Bütün bunlar yaşanırken bizler nasıl rahat olabiliriz? Zaman bütün rıza toplumu sürekleri ile bir araya gelme, meydan kurma yol açma zamanıdır.

“KEFENSİZ MASUM-U PAKLARIN DARINDAYIZ”

Hérda Dewreşte, Hakikat ve özgürlük uğrunda Hakk ile Hakk olanların karşısında dardayız. Kefensiz yatan masum-u pakların darındayız. Koçgiri’den Dersim’e gelen Kürt Alevİ kadını Zarife Ananın, Bese Ananın darındayız. Hakk ve Hakikat mücadelesi, Nahak anlayışa boyun eğmeyerek, Hakk aşkı Xızır gayreti ile bu güne gelmiştir. Pirimizin son nefesinde Hakkın darına dururken söylediği; ” Ben senin yalanlarınla, hilelerinle başedemedim, bu bana dert oldu. Ben de senin önünde diz çökmedim bu da sana dert olsun” tarihi kelamı tekçi zihniyetin oyunlarını ifşa etmiştir.  Bu hak kelamı hepimize delil olsun.

Dersim katliamını unutma, unutturma.

Doza wan doza méye. Em qet caran wan birnakin

Rawa sıma rawa ma wa, coru sıma xo vira nékeme

(HABER MERKEZİ)