DAD’dan Kürtçe hutbe okuyan din alimlerinin tutuklanmasına tepki: Kabul edilemez!

PİRHA-İstanbul’da DİK ve DİAY-DER üyesi 9 imam Kürtçe hutbe okudukları gerekçesiyle tutuklanmasına ilişkin yazılı açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), ‘Kürtçe hutbe ve taziyelerde mevlit okunmasını’ terör suçu saymasını, bundan dolayı dernek üyelerinin gözaltına alınması, ters kelepçe takılarak mahkeme koridorlarında bekletilmeleri, tutuklanmalarını asla kabul etmiyoruz” dedi.

İstanbul’da DİK ve DİAY-DER üyesi 9 imam Kürtçe hutbe okudukları gerekçesiyle tutuklandı.

İstanbul’da Demokratik İslam Kongresi (DİK) ve Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) üyelerine yönelik 3 Temmuz’da yapılan operasyon kapsamında gözaltına alınan aralarında DİAY-DER Başkanı Ekrem Baran’ın da olduğu 28 kişiden 9’u çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Konuya ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Demokratik Alevi Dernekleri olarak DIAY-DER’in “Kürtçe hutbe ve taziyelerde mevlit okunmasını” terör suçu saymasını, bundan dolayı dernek üyelerinin gözaltına alınması, ters kelepçe takılarak mahkeme koridorlarında bekletilmeleri, tutuklanmalarını asla kabul ermiyoruz. Hangi inançtan, sürekten, etnik yapıdan ve dini kimlikten olursa olsun, mazlumların yanında olacağımızı belirtiriz” denildi.

“İNANCINI ANADİLİ İLE YAŞAMAK TOPLUMUN BİNLERCE YILLIK HAKİKATİDİR”

Demokratik Alevi Dernekleri tarafından yapılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“İnanmak, inandığı gibi yaşamak, inancını Anadili ile yaşamak toplumun binlerce yıllık hakikatidir. İnanç insanın sonradan geliştirdiği bir kimlik değildir; insanın doğa ile iletişime geçtiği, evrenle olan ilişkisinin sonucunda şekillenen düşünce, duygu, algılama ve yaşam biçimidir. Bu yaşam biçimi çeşitli ritüeller, semboller ve diller ile anlatılır. Doğal toplumda inanç iktidarcı zihniyetlerin tekelinde olmadığı için ahlâkî ve politik bir yönü vardır, topluluğun kimliğidir, toplumsallığı inşa eder. İnancın ya da dinin bir iktidar aygıtı olarak kurumsallaşması, ele geçirilmesi, iktidarcı anlayışlar için bir sömürü aracına dönüşmüştür. Bütün inançlar iktidarlaştıkca başlangıcındaki hakikatine yabancılaşır, iktidarın aracı haline gelir. Dinin devlet iktidarını meşrulaştıran araç haline gelmesi kabul edilmemiş, bu anlayışa karşı geçmişten günümüze kadar hakikat ve özgürlük arayışı devam etmiştir.”

“BİR TOPLULUĞUN KENDİ ANA DİLİ İLE İBADET YAPMASI SUÇ KABUL EDİLEMEZ”

Hangi inançtan, sürekten, etnik yapıdan ve dini kimlikten olursa olsun, mazlumların yanında olacağımızı belirtilen açıklamada şunlar belirtildi:

“Farklı dillerden ve etnik yapılardan gelinmesi Hakkın varlığının delilidir. Bizler 73 âleme bir nazardan bakarız. Biliriz ki, mazlumun dini, dili sorulmaz. Şer ı Yezdan, Şahı Merdan Ali’nin ” Bin kez zulüm görsen de bir kez zalim olma” düsturu mazlumun yanında olmamızın en büyük delilidir. Bir topluluğun kendi Ana dili ile ibadet yapmasını suç saymak hem hukukî hem de ahlâken kabul edilir bir durum değildir. Hakka farklı coğrafyalarda farklı diller, farklı ritüellerle varılır. Önemli olan Hakikat ve özgürlük arayışıdır. DİAY- DER üyelerinin ‘din barıştır, kardeşliktir ve eşitliktir’ söylemleri son derece Ahlâkî bir söylemdir. Gelinen aşamada iktidarın barıştan, kardeşlikten ve eşitlikten yana olmadığı bir daha ispatlanmıştır. İktidarcı anlayışlar kriz ve kaos dönemlerinde Diyarbakır ‘a gelip ‘Türk-Kürt kardeştir’ söyleminin sadece ve sadece Kürtlerin demokratik zeminde hak aramalarını engellemeye yönelik bir akıl olduğu biliniyor. Bir halkın ana dili ile ibadet yapmasını suç saymak, bir de kardeşlikten bahsetmek ikiyüzlülüktür.”

“DİAY-DER’E YÖNELİK BASKILARA SON VERİLSİN”

DİAY-DER üyeleri halkın için de olan, kanaat önderleri olan, halkın sorunları ile ilgilenen, barış, kardeşlik ve eşitliği savunan, kültürel İslâmî yaşayanlar olduğu vurgulanan açıklamada, “İslamiyet’in devlet dini haline gelmesini kabul etmeyen anlayışlar iktidar tarafından kabul edilmemiş,  “terör ” suçlaması ile suçlamışlardır. DİAY- DER üyelerinin çoğunun yaşları 70’in üzerindedir. Hepsi göz önünde, toplumun için de, adresleri, yaşam alanları belidir. Çoğunun kronik hasta olduğu biliniyor. Gözaltına alınmaları, bir kısmının tutuklanması, denetimli serbestlikle cezalandırılması hakikati dile getirmeye engel olamayacaktır. Demokratik Alevi Dernekleri olarak, DİAY-DER’ e yönelik baskılara son verilmesi, tutuklu din alimlerinin derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Ana dille ibadet haktır, bu hak engellenemez. Ana dille ibadet hem hukuki, ahlâkî hem de kültürel İslam’ın rıza gösterdiği bir haktır. Farklı diller ve kabilelerden olmak Hakkın varlık nedenidir. Kainatın ruhu tekçiliği kabul etmez din barıştır, kardeşliktir ve eşitliktir ” diyen kanaat önderleri ve din alimlerinin uğradığı zulme karşı sessiz kalmak bu zulme ortak olmaktır.”

(HABER MERKEZİ)