DAM: 84 yıl geçti ama inkar ve asimilasyon tüm boyutlarıyla sürüyor

PİRHA- Dersim Araştırmaları Merkezi, Dersim Soykırımı’nın 84. yılına yönelik basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Osmanlıdan bu yana otonom varlığını sürdüren Dersim, ‘son kale’ olarak görüldüğü için terörün en şiddetlisine maruz kaldı. 4 Mayıs 1937 tarihinde alınan Bakanlar Kurulu kararıyla bu son kalede, dünyada eşi benzeri az bulunan bir soykırım yapıldı” denildi.

Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda Dersim’e bir harekat düzenlemesi kararı alınması sonrasında gerçekleşen soykırımın 84. yılında katledilenleri anarak, katliamcıları kınadı.

Açıklamada, Dersim’in, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiye’sine çözümlenmeyen bir sorun olarak kaldığı ifade edilerek, “Kürtlerin tüm hak, hukuk mücadeleleri ‘isyan’ olarak görülüp, şiddet ile bastırıldı ve Osmanlıdan bu yana otonom varlığını sürdüren Dersim ‘son kale’ olarak görüldüğü için terörün en şiddetlisine maruz kaldı; 4 Mayıs 1937 tarihinde alınan Bakanlar Kurulu kararıyla bu son kalede, dünyada eşi benzeri az bulunan bir soykırım yapıldı” denildi.

Kurulacak yeni Cumhuriyet’in halklara bir yenilik ve tanınma hakkı vaat ettiğinin ama bunun yerine getirilmediğinin vurgulandığı açıklamada, “Kürdistan halkların temsilcileri bu umutla savaşa katılıp, yeni kurulan devletin kurucu kadroları arasında yer aldılar. Çünkü kurulmakta olan yeni devlet, Kürtlerin ve Türklerin ortak devleti olacaktı. Fakat Lozan’dan sonra verilen sözler unutuldu. İtiraz edenlere de, ya sürgün ya da darağacı reva görüldü. Kürdistan halkı bu aldatılmışlığı kabul etmedi. Koçgiri’de dillendirilen statü edinme isteği başta Şeyh Said, Ağrı ve Zilan olmak üzere birçok yerde devam etti” ifadeleri yer aldı.

“TÜRKİYE’NİN YAŞANANLARLA YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR”

Yapılan basın açıklamasının devamında şunlar kaydedildi:

“Yakın tarihimize ‘’38 Katliamı’’ olarak geçen Dersim Tertelesi, yüzyıllar boyunca bağımsız yaşamış bir halkın; bu statüsünü koruma çabasından başka şey değildir. Ama bu insani talebe katliam ve sürgünle cevap verildi. 38’den bu yana devralınan inkarcı ve imhacı gelenek bugün de yeni politik versiyonları ile uygulanmaktadır. Aradan 84 yıl geçti ama inkâr ve asimilasyon tüm boyutlarıyla devam etmektedir. Mevcut sistem dünün referansları üzerinden hala yol alıyor. Kürt halkının talepleri söz konusu olduğunda, Ankara partileri anında ‘ulusal’ zırha bürünüyorlar. Dilimize, inancımıza ve coğrafyamıza saygı gösterilmiyor hala. Halkımızın en temel yurttaşlık hakları dahi söz konusu olunca ‘devletin bekası’ gibi soyut bir kavram ile çıkılıyor karşımıza. Dilimiz, inancımız ve coğrafyamız üzerindeki yasaklar hala devam etmektedir. Birlik içinde ve demokratik muhteva yoluyla taleplerimizi sıralamaktan geri durmayacağız. Devleti, topraklarımızda işlenen bu suçlarla yüzleştirme çabamızı sürdüreceğiz. Türkiye’nin gerçek bir barış ve özgürlük yurdu olması için bütün yaşananlarla yüzleşmesi gerekiyor.”

Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), Dersim Soykırımı’nın 84. yılında, halkın taleplerini bir kez daha kamuoyuna açıkladı:

  • 1937- 38 yıllarında Dersim’de bir soykırım yapıldığı resmen tanınsın ve toplumsal barışımız için gerekli yüzleşme yapılsın.
  • Dersim Soykırımı’nda ne kadar insanın katledildiği resmen açıklansın.
  • Katliamdan sonra; başta evlatlık verilen çocuklar olmak üzere sürgün edilen tüm insanların akıbeti açıklansın.
  • Başta Seyid Rıza ve oğlu olmak üzere idam edilenlerin mezar yerleri açıklansın.
  • Halkımıza soykırımı hatırlatan “Tunceli” isminin yerine coğrafyanın kadim adı olan “Dersim”in kullanılması için yasal düzenleme yapılsın.

PİRHA/DERSİM