CANLI YAYIN

Dede Öztürk’ten Diyanet tepkisi: Sen kimsin ki bir ocağa dede atıyorsun!-VİDEO

PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı dedesi Sefa Öztürk, Tunceli Cemevi Başkanı’nın Diyanet’ten cemevine imam hatipli kişilerin dede olarak atanması talebinin kabul edilmeyeceğini belirterek, bunun ocaklar sistemine bir saldırı olduğunu vurguladı. Bunun Aleviliğin doğasına aykırı olduğunu belirten Öztürk, “Ocaklar bugün mutlaka bir deklarasyon yayınlamalı ya da biraraya gelmeli” dedi. 

Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyareti sırasında kendisinden cemevine imam dede atanmasının talep edilmesine tepki gösterdi. Öztürk, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un Diyanet’ten imam hatip mezunu iki kişinin cemevine dede olarak atanmasını talep etmesinin Alevice bir tavır olmadığını kaydetti.

“ALEVİLER KENDİ ELLERİYLE İNANÇLARINI BOĞUYOR” 

önceden Alevilere egemen güçlerin saldırdığını şimdi ise Alevilerin kendi elleriyle inançlarını boğmaya çalıştıklarını vurgulayan Öztürk, yıllardır fiziki saldırılara maruz kalan Alevilerin bugün ideolojik ve inançsal boyutta bir saldırıyla karşı kaşıya olduklarını belirtti. Dersim’in özellikle seçilerek oranın doğasına, havasına, suyuna, kimliğine, kişiliğine bir saldırı olduğunu ifade etti.

“CEMEVİ ÖZELİNDE DERSİM TOPRAKLARINA BİR SALDIRI VAR”  

Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı zamanda Dersim özellikle seçilerek doğasına, havasına, suyuna, kimliğine, kişiliğine de bir saldırı var. Bir inancı tanımlarken sadece kutsal kitaplar, sözler üzerinden değerlendirilemez. Her inancın aynı zamanda bir coğrafyası, bir mekanı, evi var. Alevi inancında binalar kutsal değildir. Alevi inancında doğanın kendisi kutsaldır. Hava, su, ateş, toprak. Yani onları savunamadığınız sürece orayı vatan yapamazsınız. Bugün o Tunceli Cemevi özelinden Dersim topraklarına bir saldırı var. Bugün Alevilerin yaşadığı bölgeler hızla demografik değişikliklere uğruyor. Oralarda Aleviler azaltılıyor. Bilerek Alevilerin yoğun olduğu bölgelere Suriye’den gelen şaibeli insanlar yerleştiriliyor. Bu coğrafyanın insanları aşsız ve işsiz gezerken onlara büyük bir para ödeniyor. Bu neyin karşılığı? Hiçbir şey doğada boş değildir, her şeyin bir karşılığı vardır. Bunlar mutlaka bir hazırlıktır diye düşünüyorum.

“NEDEN DERSİM?”

Alevilerin bağlı olduğu coğrafyalar büyük bir saldırı altında. Şimdi biz bunları da görmek zorundayız. Tesadüfen değil, Diyanet İstanbul’da, Ankara’da yüzlerce cemevi dururken eğer bir ziyaret gerçekleştirecekse neden Dersim? Bunun üzerinde biraz daha durulması gerektiğine inanıyorum. Oradan çözmeye çalıştıkları bir Aleviliği Türkiye genelinde çözebileceklerine inançları var ve oranın havasına, suyuna, toprağına bir saldırıdır aynı zamanda. Bizler bunları kesinlikle Alevi kabul etmiyoruz. Bu Alevilik değil, bu başka bir şey. Dolayısıyla biz Alevler bu tür saldırıların karşısında direnmeye, düşüncelerimizi, toprağımızı, havamızı, suyumuzu, güneşimizi savunmaya devam edeceğiz.”

“ALEVİLİĞİN DİYANET’İN ÜST AKLINA İHTİYACI YOK”

Aleviliğin Diyanet’in üst aklına ihtiyacı olmadığını hatırlatan Öztürk, Aleviliğin yıllardır bu coğrafyada kadim bir inanç olarak kendini var ettiğini, bundan sonra da böyle olacağını kaydetti. Aleviliği farklı taraflara çekmek isteyenlerin, Şiileştirmek, Sünnileştirmek, asimile etmek isteyenlerin kendilerinden olmadığını ifade eden Öztürk, ellerinden geldiği kadar Alevi inancını, felsefesini, değerlerini, pirlerini, ocaklarını, taliplerini, aşıklarını, sadıklarını var etmeye çalışacaklarına işaret ederek zaman zaman bu gerilemelerin olabileceğini belirtti. Tüm gerilemelere ve eksikliklere rağmen Aleviliğin kendisini tekrar diriltmeyi başarabileceğini dile getiren Öztürk, “Alevilik yüzlerce tuzaktan geçmiştir. Kendi değerini, kendi ahlak anlayışını, sorgu anlayışını, görgüsünü, o cem anlayışını bırakmayacaktır. Terk eden kendi adına terk eder. Biz onlara dönek, tarihine ihanet eden, değerlerine ihanet eden gözüyle bakıyoruz” dedi.

“OCAKLAR SİSTEMİNE BİR SALDIRI VAR”

Diyanet ile görüşüp Aleviler adına bir şeyler talep edenlerin ‘Aleviler’ diye değerlendirilmemeleri gerektiğine dikkat çeken Öztük, “Bunlar adı Alevi soyadı başka bir şey. İşin özünde bunları sinsi, kurnaz, tuzak kuran, insanları aldatmaya ve kandırmaya çalışan bir grup olarak değerlendirmekte fayda var” şeklinde ifade etti.

Cemevine dede atanmasının başlı başına ocaklar sistemine bir saldırı olduğuna vurgu yapan Öztürk, şunları belirtti:

“Her ocak kendi piri ve kendi talibiyle ilişkilidir. Ocaklar sistemini çözdüğünüzde Aleviliği çözersiniz. İşin özünde ocakların bugün buna karşı bir tavır göstermesi gerekir. Çünkü ocak sistemine karşı müthiş bir saygısızlık var. Hiçbir talip başka bir ocağın pirine ikrar vermek zorunda değil. Kendi ikrarlı olduğu ocaklar vardır onu sorgulayabilecek, onunla cem tutabilecek, onun sorunlarını çözebilecek. Yani onun görgüsünü yapabilecek, musahip cemini bağlayabilecek kendi ocak dedeleridir. Sen kimsin ki bir ocağa dede önerebiliyorsun, atayabiliyorsun. Aleviliğin öyle bir kültürü, öyle bir tavrı yok, öyle bir anlayışı yok. Ocaklar bugün mutlaka bir deklarasyon yayınlamalı ya da biraraya gelmeli. Çünkü bu bize büyük bir saygısızlıktır. Bizde özgür irade ile seçilir dede. Dedeyi talip seçer. Kimse talibe dede öneremez, pir öneremez, mürşit öneremez. Her mürşit ve her talip kendi ocak sistemi içerisinde birbirleriyle haşır neşir olur, birbirini görgü, sorgu noktasında yargılar, birbirine ikrar verir. ‘Benim önerdiğime benim gönderdiğime ikrar vereceksin’ bu Aleviliğin doğasına aykırı. Bu kabul edilebilir bir şey değil, tartışılamaz dahi. Yani kimsin ki Alevilere sen dede öneriyorsun, hangi akılla. Bu inanç icat etmek, inancı deforme etmek, hırpalamak demektir. Onun üzerinde tepinmek demektir. Bu inancın üzerinde bugün birileri çıkmış tepiniyor. Bu asla kabul edilebilir bir şey değil. Bu hem tutmaz hem bunu biz kabul edemeyiz. Ocaklar kabul edemez, ocakzadeler kabul edemez. Yıllarca varlıklarını talipleri, rayberleri, zakirleri ve mürşitleri, pirleri üzerinden sürdüren Alevilik bugün bu tür Alicengiz oyunlarıyla alaşağı edilmek isteniyor. Buna asla izin veremeyiz.”

“HİÇBİR DERNEK ARTIK ALEVİLİĞİ TEMSİL ETMİYOR”

Alevi kurumlarının ciddi anlamda zayıflık gösterdiklerini söyleyen Öztürk, “Ben hiçbir derneğin artık Aleviliği temsil ettiğine inanmıyorum. Alevilik farklı bir mecrada duruyor. Bakın Alevilik somut olarak bir yerde duruyor. Ne derneğin içinde, ne inanç kurulunun içinde ne de diğer tarafta. Alevilik kendini yeniden gizlemek ve saklamak zorunda hissediyor şu anda. Çünkü gördüğü yerde ifade edilen Alevilikle onu yaşadığı Alevilik arasında korkunç bir tezat var. Biz bu zıtlıkları aşmak zorundayız.” dedi.

Aleviliğin inanç içerisinde örgütlülüğünü aşağıdan yukarıya doğru yarattığını dile getiren Sefa Öztük Dede, Alevi kurumlarının ciddi anlamda kendini tekrar gözden geçirmesi gerektiğini de ekledi.

PİRHA/İSTANBUL

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018