CANLI YAYIN

Dede Uluşan: Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerekiyor- VİDEO

PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Ali Duran Uluşan, Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerektiğini vurgulayarak, “Ocak bir zincirin halkası gibidir. Bu sistemde herkes birbirinden sorumludur, herkes birbirine hesap verir. Talibin ocağa, ocağın da talibe sahip çıkması lazım” dedi.

20 yıla yakındır hizmet yürüten Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Ali Duran Uluşan, farklı şehirlerde yaşayan talipleri ile yılda bir kereye mahsus Görgü Cemi tutuyor. 

“Biz talibin ayağına gidiyoruz, buralarda hizmetimizi yürütüyoruz ve yolun sürmesi için pirin ve talibin birbirini bulması gerekiyor” diyen Dede Uluşan, taliplerin şehirlere savrulmasından dolayı zamana uymak zorunda olunduğunu hatırlatıyor.

İbadetin de artık şehirlerde zaman kavramı içerisinde şekillendiğinin altını çizen Uluşan, belli bir postta oturmakla taliplerin sürekli gelemeyeceğini vurgulayarak, “Biz talibimizin ayağına gidip hizmet yürütüyoruz” diyor.

“TALİBİMİZ YOLA, İNSANLIĞA AYKIRI DAVRANIRSA DÜŞKÜN İLAN EDİLİR”

20 yıldan beri hizmet yürüten ve farklı şehirlere savrulan talipleriyle yılın bir günü Görgü Cemi’nde buluştuğunu belirten Uluşan, 1 yıl boyunca taliplerin ve pirin ne yaptığının sorgulandığını vurguladı.

Düşkünlük kurumunun, toplum yasaları olduğunu hatırlatan Uluşan, “Düşkünlük denen bir kurumumuz var. Eğer talibimiz yola, insanlığa aykırı bir davranışa girerse ceza verilir. Bu da düşkünlük demektir. Düşkün insanın evine, düğününe, cenazesine varılmaz. Aynı masaya oturulmaz, birlikte çalışılmaz. Onu toplum dışı ederiz. Hiçbir insan toplum dışı kalmayı göze alamaz. Bir insanı döversin, eziyet edersin ama bedenen yorgunluğu geçer. Toplum dışı ettiğin insan ise bu acıya katlanamaz” dedi.

“RIZALIKTA SADECE İNSAN DEĞİL HAYVANIN HATRI DAHİ SORULUR” 

Cemde ve toplumsal ilişkilerde her şeyin rızalık üzerine olduğunu belirten Uluşan, toplumsal rıza olmadan kimsenin aklanamayacağını ifade etti. Sadece insanlar değil, hayvanların dahi hatırı sorularak rızalık alındığının altını çizen Uluşan şöyle konuştu:

“Peki sadece insanların hatrı mı sorulur? Elbette hayır. Dolayısıyla hayvanların hatırı bile sorulur. Ordu’da Hoy denilen bir köyümüz vardır. Dedem bundan 150 yıl evvel o köye gidiyor. Kamber onu belli bir noktada karşılar ve köyE götürecektir. Orada aslen Ermeni aile vardır. O Ermeni Ahmet Ağa dedemin yolunu keser. Köyünüzdeki İbrahim Çavuş’tan razı değilim, benim köpeğimi yaraladı diyor. Orası yalan yeri değildir, inkar mümkün değildir. Köpeğin bağlı ve zarar verecek durumda olmadığı anlaşılıyor. Köpek havlayınca paniğe kapılıyor ve o an köpeğe sopa ile vuruyor.  Dedem git o hayvanın gönlünü yap ondan sonra görgü duası edeceğim diyor. Bir yıl boyunca bir daha ki görgüye kadar o hayvana et taşıyor. Dedem yanına 2 şahit vererek gidiyor ve köpeği sıvazlıyor. Saldırmaz ise bilin ki razıdır diyor. Dedem o kişiye görgü duası yapıyor. İşte bizde sadece insanın hatIrı değil hayvanın hatırı da güdülür.”

“ŞEHİRLERE SAVRULDUK, ZAMANA UYMAK ZORUNDA KALDIK” 

“Köklerimizden, yerlerimizden ayrıldık. Büyük şehirlere savrulduk. Dolayısıyla postumuzda oturuyor olsak taliplerimiz her zaman gelemez” diyen Uluşan, köyden çıkılıp şehirlere savrulmanın olduğunu söyledi. Zamanın şartlarına uyulmak zorunda kalındığını belirten Uluşan konuşmasına şöyle devam etti:

“Biz talibin ayağına gidiyoruz, buralarda hizmetimizi yürütüyoruz. Aleviler olarak inancımızı yaşatmanın bir yolunu bulmuşuz. Hizmetlerimiz genelde kışın. Çünkü yazın çalışma zamanıdır, ekmek kapısıdır. Hasat ambara girdiği zaman hizmet başlar. Ama günümüz şartları insanları savurdu. Şimdi ise şehirlerde yapılamıyor. Kültürümüzü, kökümüzü  ve geleneklerimizi unutmazsak o kadar çok yaşar ve o kadar çok mutlu oluruz. Köylerde pir-mürşit-talip sistemi yaşıyor ve yaşatılıyordu. Ama şimdi pir talibine gidiyor.”

Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerektiğinin altını çizen Uluşan, “Osmanlı vurdu, kırdı, yaktı, astı da  ne oldu? Ocak sönmedi, çünkü ocağa sahip çıkıldı” diye konuştu. Ocak sistemi içinde herkesin birbirinden sorumlu olduğunu hatırlatan Uluşan son olarak şunları vurguladı:

“Yolun sürmesi için pirin ve talibin birbirini bulması gerekiyor. Ocak siteminin korunması lazım. Olmazsa olmaz üç şey vardır; musahiplik, görgü cemi ve düşkünlük sistemi. Bunlar olduğu zaman dengede olur, birini alır isen denge şaşar. Talibin ocağa, ocağın da talibe sahip çıkması lazım. Yüzyıllarca böyle çözüldü. Ocak bir zincirin halkası gibidir. Bu sistemde herkes birbirinden sorumludur. Herkes birbirine hesap verir. Hiçbir zaman Osmanlı kadısının önüne gidip hesap vermemişiz. Kendi hesabımızı kendimiz görmüşüz. Dermanı başka yerde aramaya gerek yok. Biz bize yeteriz. Yeter ki değerlerimizin farkına varalım. Ocakta yemek pişer, evi ısıtır. Ocak yanmaz ise yemek pişmez, ısınamayız ve karanlık olur. Manevi değerlerde ocağın sönsün denir. Ocağı söndürmemek lazım. Bu sorumluluğu bilerek herkesin elini taşın altına koyması lazım. Osmanlı vurdu, kırdı, yaktı, astı da ne oldu? Ocak sönmedi çünkü ocağa sahip çıkıldı.”

Ersin ÖZGÜL / İZMİR

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018