‘Demokrasi güçleri bu tehlikeli gidişata dur demelidir’-VİDEO

PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İçişleri Bakanı Soylu’ya sahip çıkan grup konuşmasındaki ‘Daha neler olacak neler’ cümlesi bir çok kesimin tepkisine neden oldu. PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, “Tehditlere ve tehditler sonrası yaşanan olaylara yabancı değiliz” dedi. İHD Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir de temel hak ve özgürlükler alanında mücadele yürütenlerin demokrasi ve insan paydasında bir araya gelmeleri ve bu tehlikeli gidişata dur demeleri için çağrıda bulundu.

Organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in iddiaları gündemdeki yerini koruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günlerdir süren ve Peker’in 90’lı yıllar ve yakın zamana ait anlatımlarına dair sessizliğini geçen gün bozdu.

Peker’in özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedefe koymasına ilişkin konuşan Erdoğan, “Geçmişte siyaseti yönlendirecek derecede etki sahibi olan suç örgütlerini, 19 yıl boyunca ellerindeki tüm imkanlarını alarak birer birer çökerttik. Bu kadro ile 2023’e ulaşacağız. İçişleri Bakanı’nımızın yanındayız” diyerek, önceki gün konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli gibi Soylu’ya sahip çıktı.

Erdoğan’ın Soylu’ya sahip çıkan grup konuşmasında Rize’de temaslarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik saldırı girişimini de “Dua et ki ileriye gitmeden bir ders verdiler. Daha neler olacak neler” diyerek sahiplendi.

Erdoğan’ın konuşmasındaki ‘Daha neler olacak neler’ cümlesi bir çok kesimin tepkisine neden oldu.

Konuya dair PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Bunlar iyi günleriniz, daha neler göreceksiniz neler” sözünün, tartışmasız bir tehdit olduğunu vurgulayarak, “Bunun başkaca bir izahı olamaz. Demokrasinin kırıntısının kaldığı bir üçüncü dünya ülkesinde bile bu sözün karşılığı istifa getirir. Veya halk büyük bir demokratik tepkiyi ortaya koyar” dedi.

“TEHDİTLERE YABANCI DEĞİLİZ”

“Tehditlere ve tehditler sonrası yaşanan olaylara yabancı değiliz” diyen Erçe, “Yakın tarihimizde onlarca örneğini yaşadık. Suruç, Ankara Gar ve Diyarbakır’da patlayan bombalar sonrasında dönemin başbakanı tarafından söylenen “patlayan her bomba, oylarımızı artırıyor” sözü hala kulaklarımızda” diye belirtti.

Erdoğan’ın konuşmasının bilerek ve hesaplanarak söylendiğine dikkat çekerek, “Aleviler, sosyalistler, Kürtler, aydınlar, siyasetçiler ve gazeteciler açısından bu sözlerin anlamı bellidir. Derdi demokrasi, barış, özgürlük, emek ve eşit haklar mücadelesi olan bütün kesimler derhal birleşmeli, bu tehditler iyi okumalı ve bir an önce demokratik ve meşru mücadele biçimlerini hayata geçirmelidirler. Demokrasi ve barış tek seçeneğimizdir. Herkesi ama herkesi demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyorum” çağrısında bulundu.

“AKIL TUTULMASI”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir de, Suç örgütü mafya liderlerinden Sedat Peker’in Türkiye gündemini sarsan itiraf ve ifşalarından sonra toplumda bu ifşa ve itiraflara ilişkin etkin bir soruşturma yapılacak açıklaması beklenirken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerginlikten, toplumu kutuplaştırmaktan beslenen yaklaşımını bir daha ortaya koyduğunu ifade etti.

“YARGI ORTAYA ÇIKAN İFŞALARI ARAŞTIRMIYOR”

Yargının ortaya çıkan itiraf ve ifşaları araştırmadığının altını çizen Demir, “Muhalif gazetecileri, politikacıları sindirmek için bazen yargıyı sopa olarak kullanan, yetmezse dövdürten yaklaşımın, tek adam yönetiminin politikası olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

Rize’ de İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik linç girişimine yönelik yaptığı açıklama ise bir akıl tutulması göstergesi. Alenen yaşam hakkının ihlal edilmesini teşvik gibi bir açıklamadır” diye konuştu.

Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanının yönettiği ülkenin tüm insanlarının huzur ve güven içinde yaşamasını sağlamak zorundadır. Ne demek, ” Bunlar, daha iyi günleriniz.” Bu bir işaret mi? ‘Alaattin Çakıcı gibi yapılanmalar, Osmanlı Ocakları ve kimi cemaatlere istediğinizi yapabilirsiniz, ben arkanızdayım’ demek mi isteniyor? Temel hak ve özgürlükler alanında mücadele yürüten İnsan Hakları örgütleri, siyasi partiler, emek ve demokrasi güçleri ve diğer tüm muhalif güçlerinin demokrasi ve insan paydasında bir araya gelmeleri ve bu tehlikeli gidişata dur demek için mücadelelerini yükseltmeleri gerek. Unutulmamalıdır ki Kürt Sorununun barışçıl çözüme kavuşmaması her türlü anti-demokratik kirli yapıların oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Kürt siyasetçilere yönelik hukuk dışı uygulamalara, siyasal haklarına saldırılara sessiz kalmak bugünleri hazırladı. Muhalefetin iktidarın belirlediği alanın dışına çıkma vakti çoktan geldi ve geçiyor.”

PİRHA/MERSİN