CANLI YAYIN
Ana Sayfa ALEVİ HABER, GÜNDEM - MANŞETLER, TÜM HABERLER 8 Mayıs 2018 - 13:59 327 Görüntüleme

Demokratik Alevi Dernekleri’nden 20 Mayıs’ta yapılacak genel kurula çağrı

Demokratik Alevi Dernekleri’nden 20 Mayıs’ta yapılacak genel kurula çağrı

PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri, 20 Mayıs Pazar günü Dersim’de Genel Kurula gidiyor. 2008 yılında kurulan ve çalışmalarını sürdüren DAD Genel Kurul öncesi bir metin yayınlayarak “Hakikat darda olanla omuz omuza yürüdüğünde büyür. Hakikat arayışında olan bütün canlarla bir arada yaşamayı, dayanışmayı arzuluyoruz” denilerek genel kurula katılım çağrısı yaptı. 

Demokratik Alevi Derneği, 20 Mayıs Pazar günü genel kurulunu gerçekleştirecek. Dersim’de yapılacak genel kurula çağrı yapıldı. Yapılan çağrı metninde DAD’ın kuruluş felsefesi ve temel ilkelerini anlatıldı.

2008 yılında kurulan Demokratik Alevi Dernekleri’nin yayınladığı metin şöyle;

“DAD, kurulduğu zaman diliminden bu güne kadar Reya Heq/Raa Heqi/Hakk Yol Alevi Halkların inançsal, kültürel, siyasal sorunlarına çözüm üretmek amacı ile gayret içerisinde olmuştur. Bu gayret Alevi Halkların yaşadığı coğrafyalarda ve Dünya Halklarına doğanın korunması, rızkın rıza ile pay edilmesi. Cümle canın hakkının korunması ancak yaşamın en temel dinamiği olan sevgi ile mümkün olabileceğini göstermenin gayretidir.

“ASIL HAKİKAT CANLARIMIZDA ZUHUR EDİYOR MU?”

Reya Heq/Raa Heqi/Hak Yol tüm zamanlara ve mekanlara sirayet eden ve bağ kuran, canların cümlesi ile Hak Deryası’nda cümle varlığı bir aynada gören gerçek “Yol Bir Sürek Bin bir” hakikati. Tüm zamanlara sirayet eden nam deryası doğru çözümleniyor mu? Sorusu önümüzde dururken ve her kelamda dilden eksik edilmezken. Asıl Hakikat canlarımızda zuhur ediyor mu ya da Hakk yerini buluyor mu? Soruları artık sorulmalı, tartışılmalı Hakikat Çerağı uyarılmalıdır. Re / Ra / Yol kavramı sadece ağızdan bir nefes ile çıkan bir kelime değil. Varlığın doğuşundan, ilk gayretten, ilk zerreden güne yaşamın izi ve hakikati olarak anlaşılmalı. Hiçbir hakikat arayışçısı bizden uzak değil, canfeda bedenimize, ruhumuzda yaşayan gayretin manası olarak anlaşılmalı. Hiçbir Hakikat elçisi Re/Raa/Yol gerçekliğinin sırrına ermeden ve kendini bilmeden gerçeğin, has mananın izini sürememiştir. Saf benlik Hakk Yol’da ilk nur, kendini kendinden sırlayan Çerağdır. Çerağın ışığı/Harı ilk varlıktan beri bu gayret Hakk Yolda, Hakikat arayışçısı olmuştur.

“HAK YOL İNANÇ SİLSİLESİ İÇİNDE DERYA’NIN KENDİSİDİR”

Hakk yol; evreni damla içinde birlik, damla da derya içinde birlik donunda görür. Yani her can bir evrendir. Her evren bir can. Damla olmaz ise derya, derya olmaz ise damla olamayacağı önümüzde bir hakikat olarak dururken, peki Xızır bu birliğin neresinde. Xızır yolun donunda, yolun kendisi, kendini bilin manası, saf düşünce bilme hali “Hakk’ı bilen kendini bilir, kendini bilen Hakk’ı bilir” cümlesi tüm mektubatları içine alır. Her hakikat arayışını sürek sayar, coğrafyası engindir. Öyle Anadolu Aleviliği terimi ya da Alevi İslam terimleri ile güdükleştirmez kendini. Çünkü Hakk Yol Güneş’in doğuşundan batışına tüm coğrafyalarda nur deryasıdır. Hakk Yol inanç silsilesi içinde Derya’nın kendisidir. Damla olma halini bilen.

“SÖZÜN HÜKMÜ HAKKIN HÜKMÜDÜR”
Reya Heq/Hak Yol 124 bin peygamberin Xızır hakikatiyle sırlandığı, bin yılların kadim inancı bu zulumata direnecektir. Peki nefis iktidarları bugün katlediyor, yok ediyor her gün her yanımız kan deryasında. Bu korkunç gerçek neden ey insanlık! Niçin bu kadar yaradanın cevherinden var olan özüne düşmansın? Nasıl olur da vicdanını kurutursun? Nasıl olur da senden içeri giren sen, seni senden çalıp ifrite dönüştürür? Neden rahmet ile içine düşen nurlanmış sevgiyi kirletirsin? Oysaki Can-Abı Hakk’ın hikmetiyle sana yaşam gücü verildi. O güç tertemizdi; sevgiyle, hoşgörüyle, merhametle yoğrulmuştu. Nasıralı İsa 2000 sene evvel “Hak söz ve sevgidir” demedi mi? “Sözün hükmü hakkın hükmüdür. Sevginin gücü hakkın gücüdür” demedi mi?
Harranlı yüce İbrahim zorba Nemrud’a iman etmedi. “Benim ilahım yerin ve göklerin, gece ve gündüzün sahibi olandır. O adalet ve delalet ile bize bir hayat sunuyor” dedi. Mezopotamyalı Zerdeşt, Elbruz dağlarında Hakk’ın hakikatinde üstün insan arayışına çıktı. Firavun sarayını lanetleyen Musa “Öldürme, yalan söyleme, zina etme, çalma!” diyen Yahve’den bu hakikati öğrendi.

Nasıralı İsa kire, pasa, yalana batmışlara “Kendinizi inkar etmeden, kendinizden vazgeçmeden şaraba bandırılan kuru lokmayı benimle beraber yiyemezsiniz!” dedi. O Göksel Eloha’nın oğlu idi. Muhammed Mustafa Hakk’ın zaman tüneline girdiğinde “Hamd olsun âlemlerin Rabbine!” dedi. Allah ona seslendi: “Oku! Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla oku!” Muhammed’in dili açıldı. Hakk’ın hakikatında “Komşun aç iken tok yatan bizden değildir” hadisine, “Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir” ayetine vasıl oldu. Ona adalet ve delalet böyle ayan oldu.

“PEYGAMBERLİKLER VE KİTABİ DİNLER HAK DERYASINDA SÜREKTİR”

Rêya Heq yol erenleri (Dewreşler) insan-ı kamilde buldular Hakk’ın hakikatini. Aşk ile niyaz ettiler, gerçekler demine hü diyerek aşk şarabını içtiler. Allah’ın Aslanı güzel Ali bütün kudretini sadece zalimlere karşı kullandı.
Görülüyor ki bütün resuller, nebiler, Hakk yoluna ermiş veliler, dervişler, yol uluları hepsi bir tek kelamda buluşuyorlar. Birlik deryasında biri bin bini bir ediyorlar. Reya Heq/Hak Yolda tüm Peygamberlik sürekleri ve kitabi dinler Hakk deryasında sürektir. Xızır hakikati ile sırlanmış sevgi gerçeğinde sadece bugün daraltılmış kullanım hali ile değil. Hakk cümlesinin aynası, Xızır cümlesinin hikmeti, sapma ise nehakların hakkın yolunu çıkarları için kullandıkları zamanlardır. İşte o zaman velayet nuru Reya Heq/Hak Yolda gayrete başlar. Pir Hüseyin donunda Canfeda direnir.

“KUTSAL MEKANLARIMIZ YOK EDİLMEKTEDİR”

Ve çağrımızdır her can yaşamak için doğar, ölmek için değil. Alem şunu iyi bilmelidir; Cümle varlığın doğum ve yaşam kapısı Anaların yüreği her bir anda hırpalandığında cümle varlığın bir parçası kırılır. Ölümlerin kutsandığı bir karanlık dönemden geçiyoruz. Unutulmasın ki hakk yasasında hiçbir savaş ve ölüm karşılıksız değildir. İstediğiniz kadar güçlü olun. “Öldürdüğünüz kadar ölürsünüz, öldürüldüğünüz kadar da öldürürsünüz” ne bir eksik, ne bir fazla sadece zamanınızı uzatabilirsiniz. Taki zamanınız gelene kadar.
Topraklarımız, kutsal mekanlarımız her gün hakikkat sevdalıları tarafından çeşitli araç ve yöntemlerle yok edilmektedir. İnancımız gereği topraklarımız hakkın görünür olduğu mekanlardır. Hakikat darda olanla omuz omuza yürüdüğünde büyür. Hakikat arayışında olan bütün canlarla bir arada yaşamayı, dayanışmayı arzuluyoruz.

“SAVAŞLARDA SADECE İNSANLAR DEĞİL CÜMLE CANLAR ÖLÜYOR”

“Bütün insanlarda arzumuz vardır. Hakkın birliğine zor demesinler” inancımızın düsturudur. Reya Heq/ Hakk yol Alevilik inanç olarak kendini kainatın varoluşundan başlatır. Farklı coğrafyalarda farklı isimlerle adlandırılırız. Bugün özellikle Ortadoğu ve Mezopotamya’da Reya Heq Alevi coğrafyasında zulüm katmerleşerek devam etmektedir. 72 millete bir nazardan bakan inancımızı yok etmek isteyen tekçi zihniyetlerle karşı karşıyayız.
Reya Heq Alevi inancını yaşayan halklar kültürü ve fiziki soykırımla karşı karşıyadır, inancımızın yaşandığı coğrafyalarda, üçüncü dünya savaşı yaşanmaktadır. Bizler Halklar ve inançlara, zulüm yaşatan bu savaşlara rıza göstermiyoruz. Bir savaşta sadece insanlar ölmüyor, cümle varlıkta ölüyor. Reya Heq Alevi inancı, evrende hakikat ve özgürlük anlayışını yaşayan inançlar zincirinin bir halkasıdır. İnancımızın yok edilmesi, hakkın emri rızasının yok edilmesidir.” (HABER MERKEZİ)

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

pirha.net © 2018