Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: Emine Şenyaşar’ın adalet arayışı kadınların feryadıdır

PİRHA-25 Kasım dolayısıyla bir açıklama yayımlayan Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, “Emine Şenyaşar ananın adalet arayışının feryadı biz kadınların feryadıdır. Sokakta samuray kılıcıyla öldürülen Başak, kaybedilen Gülistan bizden birer parçadır. Özümüz ve sözümüzle zalimin zulmüne karşı direniş alanlarında olacağız” ifadelerini kullandı.

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Birlik, açıklamasında 25 Kasım tarihine ilişkin hatırlatmada bulunurken şu ifadelere yer verdi:

“Ortaçağda yüzbinlerce kadının cadı denilerek avlanması yeryüzünün en büyük kadın katliamı olarak tarihteki yerini alsa da, rönesans ve aydınlanma döneminde dahi kadınlar giyotinden kurtulamadı. Devletleşen dinlerin elinde kimi zaman ganimet olarak satıldı. Kimi zaman şeytanlaştırılarak taşlandı. O günden bu güne kadar erkek egemen zihniyet; yeri geldi devlet, yeri geldi baba, kardeş, eş ve oğul olmuş, kadına şiddet uyguladı, kadını katletti. Kadına uygulanan tüm bu şiddet ve baskıya rağmen dünyanın her yerinde kadınların destansı direnişleri günümüze kadar kesintisizce devam etti.

“KADINLARA KARŞI KIRIM POLİTİKALARI HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR”

Kadınların bu tarihi direnişleri 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’ndeki direnişte vücut buldu. Dominik diktatörü Trüjillo zulmüne karşı, “Çocuklarımızı bu yozlaşmış zulüm rejiminde büyümelerine izin vermeyeceğiz. Bunun için her şeyimi fedaya hazırım. Canımı bile!” diyen Minerva Mirabel.

“Belki de bize en yakın olan ölümdür. Ölüm düşüncesi beni korkutmuyor. Adalet için savaşmayı sürdüreceğim” diyen Maria Teresa Mirabel ve boyun eğmeyen Patria, Minerva, Maria Mirabel üç kız kardeş tecavüz edilerek vahşice öldürülürler.

O günden sonra bu üç kız kardeş faşist diktatörlere karşı direnişin sembolü oldular. Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında kadınlar Mirabel kardeşlerden aldığı mirasla mücadele ederken kadına karşı kırım politikaları da hız kesmeden devam ediyor.”

“EMİNE ŞENYAŞAR’IN ADALET ARAYIŞI KADINLARIN FERYADIDIR”

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Emine Şenyaşar’ın adalet mücadelesine de değindi. Açıklamada, “Kadimden bu yana kız kardeşlerimize karşı uygulanan bu kırım ve şiddet için özümüz dardadır. İki oğlunu ve eşini kaybeden ve bir oğlu da cezaevinde olan Emine Şenyaşar ananın adalet arayışının feryadı biz kadınların feryadıdır. Sokakta samuray kılıcıyla öldürülen Başak, kaybedilen Gülistan bizden birer parçadır.

Nefsine, hırsına yenik düşen erkek zihniyetinin tacizi, tecavüzü ve şiddeti her gün yeni biçimlerde karşımıza çıkıyor. Kadınların fuhuşa zorlanması, bağımlılaştırılması İpek Er örneğinde olduğu gibi intihara sürüklenmesi bir özel savaş politikası olarak kadın bedeni üzerinden hayata geçiriliyor.

Diğer taraftan diğer tüm şiddet türlerine zemin olan ekonomik şiddet bugün her zamankinden daha yakıcı bir biçimde hayatımızı etkiliyor. Kadının görünen görünmeyen el koyarak ekonomik şiddet uygulayan AKP-MHP iktidarının iktidarın kadınları getirdiği nokta artık çöpte dahi ekmek bulamamadır.

Kadınlara biraz olsun nefes aldıran İstanbul Sözleşmesi’ni yok sayarak, kadına yönelik taciz, tecavüz ve katliamlarının önünü açarak cezalandırılmayacaklarını ilan eden AKP- MHP faşist iktidarının egemen zihniyeti şimdi de nafaka hakkına saldırmaya hazırlanıyor. Ancak bizler biliyoruz ki sabaha en yakın zaman karanlığın en koyu olduğu zamandır. Bu çürümüş, yozlaşmış, çeteleşmiş yapının daha ileriye gidemeyeceği de açıktır” denildi.

“ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI DİRENİŞ ALANLARINDA OLACAĞIZ”

Açıklama kapsamında son olarak 25 Kasım’a çağrıda bulunulurken, şunlara yer verildi:

“Doğası talan edilen, emeği sömürülen, mültecileştirilen, haklarını aradıkları için AKP-MHP faşist selefist iktidarı tarafından tutsak edilen kadın canlarımızın içerdeki direnişleri umudumuzu büyütüyor. Yine Arjantin’den Şili’ye, Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’ya kadar kürtaj haklarının ellerinden alınmasına, yoksulluğa ve şiddete karşı direnen kadınlar umudumuzu büyütüyor. Her geçen gün daha da büyüyen bu direniş; tüm farklılıklarımıza rağmen biz kız kardeşleri birleştiren en temel güçtür. Bu güçle dünyanın dört bir yanındaki kız kardeşlerimizle dayanışarak kendi bedenimiz, emeğimiz, cinsimiz ve doğamız için hak ve hakikat mücadelesini sürdüreceğiz.

Bu 25 Kasım’da ve sonraki 25 Kasım’larda Demokratik Alevi Kadınlar Birliği olarak her yerde direniş içinde olacağız. İnancımızın cümle cana olan tarihsel hakikat ikrarıyla bir olacak, birlikte olacağız. Yeryüzüne Ana kadının hakikatini, adaletini ve özgürlükçü yaşamını inşa edinceye kadar tek bir kız kardeşimizin eksilmesine müsaade etmeyeceğiz. Dünyanın dört bir tarafındaki kız kardeşlerimizle örgütlenerek, çoğalarak, özgürlük şarkılarını her yerde söyleyecek, özümüz ve sözümüzle zalimin zulmüne karşı direniş alanlarında olacağız.”

PİRHA / ALMANYA