Dersimli sanatçı Doğan Çelik: Anadilimiz ve inancımız bizim kırmızı çizgimiz-VİDEO

PİRHA-Dersimli Sanatçı Doğan Çelik, “Anadilimiz ve inancımız bizim kırmızı çizgimiz” dedi. “Bizim inanç biçimimiz tabiattır, semahtır, çiçektir, ay ışığıdır, topraktır” diyen Çelik, her yerde kreşler açılarak çocuklara Kirmancki dilinin öğretilmesi gerektiğini söyledi. 

Dersimli Sanatçı Doğan Çelik, anadil ve Aleviliğe ve asimilasyona dair PİRHA’ya konuştu.

Hem asimilasyon hem de duyarsız yaklaşımlar sonucu Kirmancki’nin can çekiştiğine dikkat çeken Çelik, “Burada dili öncelikle çocuklara aşılamayı, bir ağacın tohumunu ekmeyi ve sonra o ağaç gibi yeşerdiğini kabul edelim. Bunun yanında esnaflarımız kendi menülerine Kirmanckiyi de eklemelidirler. Kendi sokaklarımıza, caddelerimize kendi kahramanlarımızın, tarihçilerimizin, yazarlarımızın isimlerini vermek doğrudur” dedi.

Dersim’de dil, kültür ve inanç üzerindeki baskıların devam ettiğini belirten doğan Çelik, asimilasyon politikalarının devamlılık kazandığının altını çizdi.

21 Şubat Anadil Günü gibi günlerin kendimizi ifade etmek için çok önemli olduğunu belirten sanatçı Doğan, “Bir toplumun ana varlığı dil, inanç eksenli yaşamıdır. Bu bağlamda da inancın ve dilin önemi her millet için çok önemli, çok değerlidir. Yaşam sebebidir. Ağaca, kuşa, böceğe, anneye, babaya hitap şeklidir dil. Dilin içinde bir ruh vardır. O ruh da annemizin, babamızın, dedemizin, atalarımızın ruhudur. Çünkü onunla seviyorsun, onunla empati kuruyorsun, onunla konuşuyorsun, onunla yaşıyorsun.” diye konuştu.

DERSİM’DE KENAN GÜVEN POLİTİKASI VE ASİMİLASYON 

Doğan Çelik, dilin asimile edilmesi üzerine Dersim’de yaşananları şu şekilde anlattı:

“1980’li yıllarda Dersim Valisi Kenan Güven, her Alevi köyüne cami yapıyordu. Biz o zamanlar çocuktuk ve her Alevi köyüne cami yapıldığını duyuyorduk. Bir asimilasyon politikası, bir yok sayma, bir inkar politikası tarihlerden beri devam etmekteydi ve o dönemde yaklaşık 5000 öğrenci Dersim’den alındı. Yatılı okullara verildi. Bu öğrenciler yatılı okullarda asimilasyona tabi tutuldu. Aleviliğinden, Kürtlüğünden, Kirmanclığından yok sayılma hamlesiyle birlikte tamamen sünnileştirme politikasına gidildi o topraklarda. O dönem, babam Çemişgezek’te yatılı okul açılınca ‘sizi yatılı okula göndereyim mi’ diye sordu ve biz de istemediğimizi söyledik. Dolayısıyla o dönem reddettim bu durumu. Böylece ben yatılı okula gitmedim ama birçok yaşıtım yatılı okula gönderildi. Birçoğu kaçtı, birçoğu bıraktı ama sonuçta alınan 5000 öğrenci bir şekilde asimile edildi.”

“BİZİM İNANÇ BİÇİMİMİZ TABİATTIR, DOĞADIR, SEMAHTIR”

Her toplumun kendi inanç biçimiyle yaşamasına karşı olmadığını belirten Çelik, “Bizim inanç biçimimiz tabiattır, doğadır, semahtır, çiçektir, ay ışığıdır, topraktır ve bizim ibadet şeklimiz buna dönüktür.” dedi.

Asimilasyonun dil ve inanç üzerindeki politikasının hayatın her alanında işlendiğini ifade eden sanatçı, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bu dönem Kenan Güven köylerde cami projesini yürütürken bizim köye de geleceği haberini aldık. Kenan Güven köyümüze geldi, yemekler hazırlandı. Kenan Güven köylülerimizi ve yaşlılarımızı çağırmaya başladı. Kürt müsünüz, Türk müsünüz, Alevi misiniz, Sünni misiniz gibi sorular sordu. Haliyle insanların üzerinde bir baskı ve korku söz konusu. Babam Haydar Çelik, Kenan Güven’e tarihi cevaplarından birini verdi ve ‘Sayın paşa, Kürt müsünüz, Türk müsünüz, Alevi misiniz, Sünni misiniz diye soruyorsunuz. Her ağacın bir dalı, her kuşun bir yuvası, her bahçenin de bir gülü vardır. Siz bizi nerede görmek istiyorsunuz?’ diye sordu. Sanırım o gün Dersim Valisi Kenan Güven’in, köylerimize yaptırmak istediği camilerin temelleri üzerine yıkıldı. Köyden sessiz sedasız bir şekilde ayrılmak zorunda kaldı. Çünkü tarihsel bir bilgelikle karşılaşmıştı. Dolayısıyla asimilasyonun o günden bugüne kadar dil ve inanç üzerindeki politikası hala hayatımızın her alanında işleniyor. Hayatımızın her alanına da yansıyor.”

“HER YERDE KREŞLER AÇILMALI, BU KREŞLERDE ANADİL KONUŞULMALI”

Çelik, “Dilin, inancın bizim kırmızı çizgimiz olduğunu belirterek altını çizmek zorundayım. Onlara dokunulduğu zaman annemin, babamın, dedelerimin tekrar öldürüldüğünü görüyorum, çocuklarımın sürgününü görüyorum, ailemin dağılmışlığını görüyorum.” dedi.

Doğan Çelik kreşler açılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

“Belediyeler öncülüğünde anadil üzerine çocuk kreşleri açılmalı. Dersim Belediyesi ve ilçelerde veya bu dilin konuşulduğu her yerde çocuk kreşleri açılmalı. Projeler böyle geliştirilmeli. Bu kreşlerde sadece anadil konuşulmalı. Bunun akabinde çocuklar için animasyonlar, çizgi filmler, dergiler vs. hazırlanmalı. Çünkü dil çocuklarla vardır. Çocukların dillerini öğrenmeleri bugün çok önemli. Burada dili öncelikle çocuklara aşılamayı, bir ağacın tohumunu ekmeyi ve sonra onun ağaç gibi yeşerdiğini kabul edelim. Bunu böyle görmek lazım. Bunun yanında esnaflarımız kendi menülerine Kirmanckiyi de eklemelidirler. aynı zamanda kendi sokaklarımıza, caddelerimize kendi kahramanlarımızın tarihçilerimizin, yazarlarımızın isimlerini vermek doğrudur.”

“MÜZİKLE TARİHSEL CEVABIMIZI VEREBİLİYORUZ”

Müziğe zor şartlarda devam ettiklerini ifade eden sanatçı Doğan Çelik, “Müziğimizi zor şartlarda yapıyoruz ama doğru yaptığımızı da biliyoruz. Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Dolayısıyla da anadilimizle yaptığımız müzikle tarihsel cevabımızı verebiliyoruz” dedi.

PİRHA/ İSTANBUL