Dersimli yurttaş, göç ettirilmelerini ve köye dönüşünü anlattı: Özgürlüğü hissettim -VİDEO

PİRHA-1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle Dersim’den İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Sağlam ailesi, 2014 yılında köyüne tekrar geri döndü. 2 yaşında ailesi ile birlikte köyünü terk etmek zorunda kalan ve 29 yaşında köyüne geri dönen Sinan Ozan Sağlam yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Sağlam, “İstanbul’a göç etmek zorunda kaldık ve zor koşullarda yaşayan insanların arasında büyüdük. Uzun süre İstanbul’da kaldıktan sonra barış süreci döneminde köye geri dönüş yolu açıldı bizde köyümüze geri döndük” dedi.

Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmiş.

1994 yılında ‘terör bölgesi’ denilerek köyün zorla boşaltılmasının ardından İstanbul’a taşınan Sağlam ailesi, burada yaşamını sürdüremeyince köyüne geri döndü ancak aileyi burada elektriksiz bir hayat bekliyordu.

Dersim’in Hozat İlçesi’ne bağlı Karsel Köyü’nde halk kendi çabasıyla aydınlatmayı başardı. Halkın Mühendis Mimarları’nın, elektrik üretimi için aylardır çalıştığı köyde, su türbini ile elektrik üretimi gerçekleştirildi. Üretilen elektrik ile bir evin ihtiyacından fazlası üretilebiliyor. Devletin sağlamadığı elektrik, mücadele sonucunda kazanılmış oldu.

1994 yılında köy boşaltmaları sebebiyle Dersim’in Hozat ilçesinin Karsel köyü boşaltıldıktan sonra İstanbul’da yaşamak zorunda kalan Sağlam ailesi 2014 yılında köyüne tekrar geri döndü. 2 yaşında ailesi ile birlikte köyünü terk etmek zorunda kalan ve 29 yaşında köyüne geri dönen Sinan Ozan Sağlam yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

“İSTANBUL’DA ZOR KOŞULLARDA YAŞAYAN İNSANLARIN ARASINDA BÜYÜDÜK”

1994 yılında eşyaları ile birlikte evlerinin yakılarak köyün boşaltıldığını söyleyen Sinan Ozan Sağlam, şöyle devam etti:

“İstanbul’a göç etmek zorunda kaldık ve zor koşullarda yaşayan insanların arasında büyüdük. Uzun süre İstanbul’da kaldıktan sonra barış süreci döneminde köye geri dönüş yolu açıldı biz de köyümüze geri döndük. O zamanlar rahattı, her tarafta barış havası vardı. Çözüm süreci bittikten sonra tekrar bize çıkın dediler ama biz çıkmadık direndik çadırda kaldık bir süre, askeriye özel güvenlik bölgesi alanındasınız bombalarız, dedi. 94 yılında ben 2 yaşındayken köyümüzden çıktık ve ben hayatımın büyük bir bölümünü şehirde geçirdim. Dağ nedir orman nedir bilmiyorduk betonların arasında büyüdük. Biz köye geldik keçi aldık ben de yavaş yavaş dağ taş ile haşır neşir oldum bende de yıllar sonra bir öze dönüş oldu. Uzun süre şehirde yaşadıktan sonra köye dönünce insan zorluk çekiyor. Önceleri sadece yazları geliyordum ama artık iki yıldır köyde yaşıyorum. Büyük şehirlerde artık iş bulmak çok zor, TÜİK’in işsizlik rakamlarına rağmen iş yok, insanlar gerçekten açlık çekiyor. Burası bizim için bir avantaj bizim gelebileceğimiz bir toprağımız, köyümüz var ama köylerde evi olmayan insanlar da var, onların durumu bizden daha kötü. Biz köyümüze geri dönüp hayvancılık yaparak geçiniyoruz ama bazı insanların köyü de yok. İstanbul’da yaşarken insanların yüzüne bakıyordum bir karamsarlık var, insanlar birbirlerine selam bile vermiyorlar.”

“KÖYE GELDİĞİMDE ÖZGÜRLÜĞÜ HİSSETTİM”

Sağlam, “Kent yaşamının sağlık, ulaşım, elektrik gibi konularda köydeki yaşama göre hizmet açısından birçok avantajları var ama şehirde özgürlüğün yok” diyor.

Köye geldiğinde özgürlüğü hissettiğini söyleyen Sağlam, “Toplu yaşamak zorunda olduğun kurallar var onlara uymak zorundasın. Köye geldiğimde özgürlüğü hissetim. Köyde banyo yapmak istiyorsan ateş yakman gerekiyor ama şehirde her şey elinin altında olduğu için rahatlığa alışıyorsun ama köyde yaşayarak mücadele etmeyi öğreniyorsun. Bir şey yapmak istiyorsan önce ona emek vereceksin, bu da insanı daha dirençli hale getiriyor. Ben burada bir şeye emek veriyorum, ticaret yapıyorum para kazanıyorum ama şehirlerde insanlar 2800 TL ile yaşamaya çalışıyorlar. Bir genç asgari ücretle ne evlenebilir, ne de gençliğini yaşayabilir. Gençleri kanalize ettikleri şey ömrünün sonuna kadar borç ödemek. Ben burada su faturası, kira ödemiyorum. Şu an yaptığım işte sosyal açıdan eksi durumdayız ama diğer taraftan kafamız rahat, mutluyuz. Kentlerde yaşayan gençlere baktığın zaman mutsuzlar, bir dert anlatmaya başlıyorlar iki paket sigara bitiriyorlar. Köyde yaşamaya başladığımdan beri çevremden olumsuz tepki almadım” diye konuştu.

Cihan BERK/DERSİM