Alevi Haber Ajansi – PİRHA

‘Devlet, Diyanet üzerinden, Alevileri yok sayıyor’

16 Kasım 2017 - 12:00 pirha.net
‘Devlet, Diyanet üzerinden, Alevileri yok sayıyor’
12 views
16 Kasım 2017 - 12:00

PİRHA- Alevi Yazar Turan Eser, BirGün gazetesindeki köşesinde Yeni rejim kurulurken Diyanet’in rolü başlıklı yazısında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın asimilasyon merkezi olduğunu yazdı ve  “Devlet, DİB üzerinden, Alevileri yok sayıyor. Aleviliğin kendine özgü bir inanç olmasını hazmedemiyorlar. DİB bu evrensel hakka karşılık, “Cemevi ibadethane değil, tekkedir, cem ise ibadet değil, zikirdir”, “Alevilik inanç değil, folklorik unsurdur” diyerek, asimilasyoncu tanımlamalara girişiyor ve Aleviliği itibarsızlaştırıyor” dedi. 

Alevi Yazar Turan Eser, BirGün gazetesindeki köşesinde Yeni rejim kurulurken Diyanet’in rolü başlıklı yazısında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB), siyasal islamcı yapı olduğuna, dünyanın dört bir yanında Sünniliğin inşasına soyunduğuna dikkat çekti.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA DİYANETTEN 5 BİN 50 KİŞİ GEÇTİ

Diyanet’in devlet protokolündeki yerinin 10. sıraya yükseltildiğini belirten Eser, “Devletin içinde artık bir DİB devleti vardır. Ulema devleti ve siyaseti; devlet ve siyaset de ulemayı karşılıklı çıkarlar doğrultusunda kullanıyor. Kadrosu en şişkin olan kurumlardan biri DİB’dir. 2002 yılında 74 bin 108 olan imam sayısı, 140 bini aştı, FETÖ operasyonları ile bu sayı 120 bine kadar indi. Bürokrasideki dinci kadrolaşmada DİB’in rolü büyük. DİB bir tür, bürokrasiye transit salonudur. 2002’den bugüne 9 bin 318 imam başka kamu kurumlarına geçti. Bu geçişte en önemli durak öğretmenliktir. Milli Eğitim Bakanlığı’na tam 5.050 kişi DİB’den geçmiştir.

“DİYANET MEDYASI MEZHEPÇİ TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ YAPIYOR”

“Büyüyen sadece DİB bütçesi değildir” diyen Eser şunları ekledi:

“2002 yılında 75 bin 941 olan cami sayısı, bugün 90 bini aştı. 2002 yılında 3364 olan Kuran kursu, 2017 yılında 18 bin 355’e yükseldi. Her ailede bir hafız kampanyası ile DİB toplumsallaşma hedefine sahiptir. Aile hekimi gibi, aile imamlığı modeliyle, imamların cami dışındaki hayata müdahalesi desteklenip, imamlar “kanaat önderi” konumuna getiriliyor.
DİB medyası mezhepçi toplum mühendisliği yapmaktadır. Diyanet TV, Diyanet Radyo, Diyanet Kur’an Radyo, Diyanet Risalet Radyo ve farklı medya araçları hiçbir kamu kurumunda olmayan imkânlara sahiptir. DİB radyoları 2017 yılı itibarıyla, Türkiye’nin 205 yerleşim alanında yayınlarına devam ediyor.

“HER ŞEY TEK MEZHEP İÇİN”

Yazar Turan Eser, DİB’in cami, Kuran, imam ve Sünnilik merkezli hizmetten başkaca din ve inançlara yönelik hizmetleri olmadığını ifade ederek, “Mesela cemevi, kilise ve sinagoglara yönelik hizmeti yoktur. Dede, Ana, Papaz ve Hahambaşı gibi kadrosu da yoktur. Aleviler için Gülbang, Semah, Museviler için Tevrat ve Hıristiyanlar için İncil kursları da düzenlemez. İmam hatip okulları vardır, ama dede-ana, papaz, hahambaşı okulları yoktur. Bunlar da olsun diye değil, bir eşitsizliğe vurgu yapmak işin belirtiyorum. DİB eşitlik ilkesini ihlal eden kurum olarak, uyguladığı doğrudan ve dolaylı ayrımcılık politikalarıyla, toplumsal fay hatlarındaki gerilimi de tırmandıran bir yönü vardır” diye belirtti.

“2018’DE HEDEFLERİ DİYANET İSLAM AKADEMİLERİ KURMAK”

DİB’in, MEB ile imzalanan “işbirliği protokolleri“ ile eğitimde aktif ve belirleyici aktör haline geldiğini ifade eden Eser, “102 ülkede 2 bin imam, Eğitim ve Rehberlik Daire Başkanlıkları’nda 1090 kişiye istihdam sağlanıyor. 2018 hedefleri arasında “Diyanet İslam Akademileri“ kurmak var. Madem DİB, din eğitimini kendi bünyesinde kurumsallaştırıyor. O zaman MEB’in din eğitimlerine, imam hatiplere ve YÖK’ün ilahiyat fakültelerine ne ihtiyaç var?” diye sordu.

“DİB, ALEVİLİĞİN ÖZGÜN BİR İNANÇ OLDUĞUNU HAZMEDEMİYOR”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın asimilasyon merkezi olduğunu yazan Turan Eser, şunları kaydetti:

“Devlet, DİB üzerinden, Alevileri yok sayıyor. Alevilerin, haklar rejimi eksenindeki eşit yurttaşlık, eşit haklar talebini görmezden geliyor. Aleviliğin kendine özgü bir inanç olmasını hazmedemiyorlar. DİB bu evrensel hakka karşılık, “Cemevi ibadethane değil, tekkedir, cem ise ibadet değil, zikirdir”, “Alevilik inanç değil, folklorik unsurdur” diyerek, asimilasyoncu tanımlamalara girişiyor. Aleviliğin tarihsel kimliği aşağılanarak, Aczimendilikle eşleştiriliyor, cemevleri ise “terör yuvası”, “cümbüş evi” denilerek itibarsızlaştırılıyor.”

(HABER MERKEZİ)

 

 

pirha ©2019