CANLI YAYIN

Divriği Gazetesi 12 yıldır yerelin nabzını tutuyor-VİDEO

PİRHA- Divriği Gazetesi 12 yıldır zamana meydan okuyor. Yerelin sorunlarını, yaşamını okuyucuyla buluşturan Divriği Gazetesi’nin kurucularından Yahya Kemal Bayar ile konuştuk. 

Yerelin nabzını tutarken ulusal gündemden de uzaklaşmayan Divriği Gazetesi, zamanın ötesinde bir yayıncılık yapıyor. Gazete, medya yayın organlarının kapatıldığı, sansürlendiği günümüzde Türkiye’nin yerel ağlarından topladığı haberlerle halkın nabzını tutmaya devam ediyor.

12 yıl önce Babıali diye de bilinen Eminönü Sultanahmet’teki binasında yayın hayatına başlayan ve devam eden Divriği Gazetesi’nin ilk günden bugüne gelişini konuştuk.

Divriği Gazetesi’nin kurucularından Yahya Kemal Bayar ile tarihi Hipodromun duvarlarına bakan gazetenin binasında görüştük.

Kendisi de Sivas Divriğili olan Bayar, liseden sonra uzun yıllar yayıncılık, kitapçılık ve edebiyat dünyasının içinde yer aldı. Divriği Kültür Derneği’nde uzun yıllar yöneticilik yapan Bayar’da 2004 yılında Divriği Gazetesi’ni çıkarma fikri oluştu. 2016’ın Haziran ayında tanıtımını yaptıkları Divriği Gazetesi’nin ilk sayısını Eylül ayında çıkararak 12 yıl düzenli olarak aksatmadan bugünlere getirdi.

GAZETENİN YANI SIRA BİR KÜLTÜR MERKEZİ

Gazete binası sadece bir yayıncılık faaliyeti üstlenmiyor. Öte yandan belli günlerde binanın bahçesinde sinema günleri, söyleşi ve paneller gerçekleştiriliyor. Bayar, “Bir tür kültür merkezi olarak da çalıştığımızı da söyleyebiliriz” diyor.

3 bin 500 civarında abonesi bulanan Divriği Gazetesi’nin tirajı ise 7 bine yakın.

Bayar, “İstanbul’da iyi bir Divriğli potansiyeli var. Ulusal ölçekte yayınlarla, gazetelerle irtibatlarımız var. Bizim haberlerimiz bu ulusal basında ya da televizyonlarda haber olarak çıkar. Etkili haberlerimiz oldu” ifadelerini kullanıyor.

OKURLARININ YÜZDE 70’İ ALEVİ

Türkiye’de gazetecilik ve yayıncılık yapmanın meşakkatli olduğunu söyleyen Bayar sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bundan dolayı çeşitli davalara ve mahkemelere maruz kaldığımız zamanlar oluyor. Bunun haricinde sadece Divriği Gazetesi değil, muhalif medya dediğimiz bir medya var, o medyayla da bir şekilde görüşmelerimiz oluyor. Onlarla toplantılarımız olur. Bir tarafta iktidarın sesi olan bir medya varsa diğer taraf da gerçekleri yazan özgür bir Türkiye için gazetecilik yapan da olacak haliyle. Bu bizimle başlamadı, bizimle de bitmeyecek.”

Bayar, okur kitlesinin hemen hemen yüzde 70’inin Alevilerden diğer yüzde 30’luk kesimin de entelektüel, aydın ve demokratlardan oluştuğunu söylüyor.

OTORİTER YÖNETİMLERE KARŞI ÖZGÜRLÜKLER

Bayar sözlerine şöyle devam ediyor:

“Yelpazesinde fikir özgürlüğü vicdan özgürlüğü mağduriyetler olan konularda biz tutumumuzu otoriter yönetimlere karşı özgürlük alanlarını tercih ettik. Madımak Katliamı konusunda Divriği Gazetesi doğrudan bir tutum alan bir gazete. Çünkü Madımak Katliamı’ndan beş arkadaşımız dolaylı olarak etrafında olan arkadaşlarımızdı. Alevilerin mağduriyetleri üzerine yine sessiz kalmadık. Hrant Dink meselesinde de etkili yayıncılık yaptık. Türkiye’nin bu kadar karanlık ya da otoriter bir yönetime doğru evirildiği süreçte gazete hiçbir sorun yokmuş gibi yoluna devam edemiyor.

Bizim okur tabanımız daha çok emeğiyle geçinen, başka gelirleri olmayan kesimler. Bu gazetenin yaşamasına işveren kesimlerden küçük esnaflardan reklam vererek yaşatan çokça kesim var. Gazete daha çok okurlarının üzerinde hayatını sürdüren bir gazete. Bizim diğer gazetelerden farkımız bu.”

Profesyonel muhabir ağları yok. Divriği’nin 107 köyünün hemen hem tamamında irtibatlarının olduğunu söyleyen Bayar, “Her gün o köylerden bize telefon açıp, köyün durumunu anlatırlar. Bizim Avrupa’da da etkili bir okur çevremiz var. Dolayısıyla biz gazeteciliği eski haliyle yapıyoruz. Yani ajanstan haber almak yerine direk haber kaynaklarını biz yaratıyoruz, bu haber kaynaklarını da bir şekilde okuyucuya ulaştırıyoruz” diye konuşuyor.

“HER GAZETE ÇIKTIĞINDA DOĞUM YAPMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUM”

Divriği Gazetesi ile derin bir bağ kuran Bayar duygularını şöyle ifade ediyor:

“Gazetenin ilk yıllarında birinci ikinci sayıyı çıkardığım zaman bu gazete bir şekilde çocuğum gibi oldu. Mesela zaman zaman kaç çocuğun var dediklerinde 120, 115 diyordum. Ben her gazeteyi çıkardığım zaman doğum yapmış gibi kendimi hissediyorum. Arkadaşlar, gazeteyi çıkardıktan sonraki gün kadın arkadaşlarım arıyor ‘ne yapıyorsun?’ dediklerinde, ‘Doğum yaptım şu an dinleniyorum’ diyorum.

Bu gazeteyi matbaaya veriyorum, matbaadan alırken para vermek zorunda kalıyorsun ve matbaadan alamadığın günler oluyor. Yemek, içmek ve ihtiyaç konusunda bunların hepsini bir kenara bırakarak bu gazetenin alınması gerektiğinin sorumluluğunu yaşadım. Bir şekilde bana 1 lira lazımsa gazeteye de 1 lira lazımsa ben o 1 lirayı kendime istemiyorum gazete için kullanıyorum.”

“YEREL BASIN TAMAMEN SAHİPSİZ”

Yerelin ulusalı beslediğini düşünen Bayar, yerel basının tamamen sahipsiz olmasından şikayetçi.

“Yerel basın yoksa ulusal basın çok bir işe yaramıyor. Bizim yaptığımız haberler, ulusal basının çeşitli gazetelerinde defalarca manşet oldu. Ben yapmasaydım o haberler oralarda manşet olmayacaktı. Çünkü ulusal basının Anadolu’daki ağları, damarları tamamen kurumuş vaziyette.

Türkiye’de yerel basın tamamen sahipsiz. Kendi imkanlarıyla çıkıyor. Biz diyelim ki Basın-İlan kurumundan resmi ilan alma haklarının olmaması yerel basını devre dışı bırakıyor. Yerel basındaki gazeteciler de alternatif bir basın olabilmeyi göze alamıyor. Yerel basın Anadolu’da çok istisnalar hariç tamamı yerel yönetime, kaymakamlığa ya da valiye bağlı. Bunların yaptığı haberler ulusal haberdeki iktidarın etkisi neyse yerel haberdeki valiliğin etkisi aynı.”

“OKUR İLE AYNI YAŞAMIN PARÇALARIYIZ”

Bayar, Divriği Gazetesi’ni bu noktada ayrı tutuyor:

“Biz herhangi bir valiye, kaymakama bağlı bir yayıncılık sistematiği uygulamadık. Direk okurun desteğiyle çıktığımız için bağımlı bir gazetecilik yapmıyoruz. Bağımsız bir gazetecilik yapıyoruz, yazacaklarımızı da daha özgür bir şekilde ifade ediyoruz. Dolayısıyla belki Divriği gazetesini öne çıkaran, özgün kılan faktörlerin yanında bu nokta önemli.

Bu gazetenin başkaları için bir önemi olmayabilir ama Divriği’nin her köyüne her evine gittiğiniz zaman bu gazeteyi orada görürsünüz. Birçoğu da bunu arşiv yapar. Dolayısıyla okurun bakış açısı belirleyici oluyor. Okurla aynı yaşamın parçaları olduğumuz için onlarla bağlarımız güçlü oluyor.”

“BİTMEYECEK BİR HAYAL İLE YOLUMUZA DEVAM EDELİM”

Bayar, gazete denilince sansür, oto sansür ve baskı akla geldiğini söylüyor.

Baskının olduğu yerde gazeteciliğin değerinin ortaya çıktığını ifade eden Bayar, “Gazeteciler için de baskısız bir dönem zor. Çünkü Türkiye’nin ya da dünyanın cennet olması gibi bir şey olur. Dolayısıyla gazetecilerin üzerinde baskının olmadığı, özgürlüklerin olduğu hatta medyanın üzerinde baskıların, otoriter tutumların olmadığı bir dünya hayal edelim. Bitmeyecek bir hayal ile yolumuza devam edelim” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

İSTANBUL

 

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Saadet Bayar :

    22 Mayıs 2018-15:47

    Divriği Gazetesi 2006 yayın hayatına başlayan yerel den evrensele, toplumun sesi,sözü olmaya gayret ediyoruz.İlgi ve alakanıza çok teşekkürler.

pirha.net © 2018