Video bulunamadı...

Diyarbakır’daki Aleviler OHAL’de neler yaşadı? – Video

PİRHA – “Haksızlığın, hukuksuzluğun kol gezdiği bir süreç yaşamaktayız” diyen PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, Diyarbakır’da bir yıl içinde Alevilerin maruz kaldığı hukuksuzlukları anlattı. Koluman, belediyeye atanan kayyum sonrası cemevi yönetiminin tacizlere maruz kaldığını ve her yıl dışarıda düzenlenen etkinliklere OHAL gerekçesiyle izin verilmediğini belirtti. 

Haberin Videosu

2017’yi geride bırakacağımız haftadayız. Bir yılı aşkındır devam eden OHAL, ülkenin her tarafında olduğu gibi Diyarbakır’da da kendini fazlasıyla hissettirdi. İşlerinden ihraç edilenler, tutuklanan eşbaşkanlar, gazeteciler, milletvekilleri, belediye başkanları ve kayyum atanan belediyeler…Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman da Diyarbakır özelinde, geride kalacak olan 2017’yi PİRHA’ya değerlendirdi.

Diyarbakır’da uzun zamandır Alevilik adına çalışmalar yapıyorsunuz. Bir yılı aşkındır OHAL devam ediyor. Diyarbakır’da OHAL yönetimi, kayyum, yerel yönetimlerden Aleviler nasıl etkilendi? Bu 1 yıl ve 1 yıl öncesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şeyden önce 15- 16 yıldır Diyarbakır’da bir Alevi kurumu mücadelesi var. Ben başından beri bunun içerisinde aktif görev aldım hala da bu görevin başındayım. Süreç özellikle 15 Temmuz sonrası çok farklı işlemekte. Yani ciddi anlamda haksızlığın, hukuksuzluğun kol gezdiği bir süreci yaşamaktayız. Özellikle halkın iradesiyle seçilen 84 civarında belediye eş başkanlarının öncelikle kayyum atanma suretiyle gözaltına alınmasını, akabinde zindanlarda mahkum edilmesi ve akabinde kayyumların atanması ciddi anlamda halkta bir demoralize yaratmış ve ciddi anlamda bir tepkiyle karşı karşıya olduğunu söyleyebiliriz.

“HALKÇI BELEDİYE ALGISI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

Peki kayyum sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün kayyum sürecine baktığımızda sanki halkla iç içe, halkla temas eden bir yönetim varmış gibi gösteriliyor. Daha bir yıl önce yapılan kaldırımlar tekrar sökülerek yapılıyor. Bunu birilerine peşkeş çeken bir kayyum yönetimiyle karşı karşıyayız. Sanki halkta bunlardan çok memnunmuş gibi dış ve Türkiye’deki kamuoyuna böyle bir mesaj veriyor. Şunları gerçekten de gördük. Evet kaynak vardır, gerek İçişleri Bakanlığı tarafından olsun gerekse de Avrupa Birliği projesi kapsamında olsun ciddi projeleri vardı hem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin hem de bölge itibariyle. Ancak maalesef ciddi proje olmasına rağmen bu yardımlar bir şekilde İçişleri Bakanlığı tarafından engelleniyordu. Dolayısıyla o dönem, kayyum öncesi süreçte HDP, DBP belediye başkanları sürecinde kapatılan kaynaklar kayyum sürecinden sonra açılarak adeta peşkeş çekildi, hizmette sınır yok anlayışıyla hem belediye kaynaklarını hor bir şekilde kullanma hem de devletten ciddi bir destek alarak sanki gerçek anlamda halkçı belediye algısını oluşturmaya çalıştılar. Ama bölge halkı buna kolay kolay kanmaz, bölge halkı politiktir, bölge halkı örgütlüdür. Bölge halkı birçok acı yaşamıştır, birçok katliama maruz kalmıştır. Gerçekten yakın bir şekilde bunun hesabını seçimlerde soracağına inanıyorum.

“KAYYUMLA BİRLİKTE ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRİLDİ”

Bunun Alevilere yansıması nasıl oldu? Yani Diyarbakır’da yaşayan Aleviler kayyum öncesi ve sonrasında nasıl bir tutum aldı?

Sonuçta Alevi halkı çok ciddi bir potansiyeli olmasa bile Diyarbakır’da 3-5 bin civarında hatta 10 bine yakın Alevi potansiyeli olduğunu söyleyebiliriz. Diyarbakır nüfusuna oranlarsak. Belki de kitlenin %1’i kadar bir tabanımız olduğunu söyleyebiliriz. Alevi halkı yıllardan beri birarada hoşgörü ve sevgi çerçevesinde oradaki halkla herhangi bir sorunu olmayan bir halktır. Bu anlamda kayyum öncesi süreçte gerçek anlamda bir sahiplenme, bir teminat oluşturma, bir güvence oluşturma ama şuan ki sürece baktığımız zaman bir ötekileştirmeyle karşı karşıya olduğumuzu buradan belirtmek isteriz.

“SÜREKLİ TACİZE MARUZ KALDIK”

Bunu niye söylüyorum 6- 7 yıl kadar önce Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve desteği sonucu Diyarbakır’da ilk cemevi inşa edildi hala da bu cemevi tarafından yönetilmektedir. Yasal sıkıntı olması nedeniyle Büyükşehir Belediyesi ile derneğimiz arasından bir protokol düzenlendi. Kayyum sürecinden sonra bizim cemevi dosyası Büyükşehir Belediye yetkilileri tarafından incelenerek adeta minareye kılıf bulurcasına bir bahaneyle nasıl yıpratabiliriz, nasıl bir usulsüzlük olduğunu ortaya koyarcasına Osman Baydemir hakkında usulsüz işlem yaptığı gerekçesiyle, laik devlet ilkesine aykırı hareket ettiği iddiasıyla bir fezleke düzenlediler. Hala onun mecliste olduğunu biliyoruz. Akabinde büyükşehir belediyesi kayyum başkanı tarafından bize de birkaç defa yazı gönderildi, ‘işte efendim şu abonelikleri alın aksi halde protokolün iptal nedenidir.’ Protokolün iptal nedeni de şu demektir; cemevine her an el koyabiliriz. Tabi ki biz bunları dikkate almadık. Geçmiş döneme kalan bir takım yardımlarımızı talep etmemize rağmen büyükşehir belediye başkanlığı tarafından reddedildi. ‘Yok efendim eksik evrak olduğu gerekçesiyle, usule uygun başvurulmadığı gerekçesiyle’ talebimiz reddedildi. Keza yine zaman zaman yerel belediye olan Kayapınar Belediyesi etkinlik zamanları bize katkı sunuyordu. Sivas’a gitmek için otobüs ayarlama vesaire türden katkılar. Kayyum sürecinden sonra bırakın otobüs tahsis etmeyi müfettişler inceleme yapıyor, ‘işte efendim biz bir inceleme yaptık. Müfettişlerimiz tarafından rapor hazırlanmıştır, bu rapor sonucu 7 bin TL size usulsüz ödeme yapılmıştır. Usulsüz ödeme yapılması nedeniyle bu bedelin faiziyle birlikte bir hafta içerisinde ödenmesi aksi halde yasal işlemlerin başlatacağı’ yönünde sürekli tacizlere maruz kaldığımızı da buradan belirtmek isteriz. Onun dışında çok fiili bir müdahale olmadı.

Bu sene Sivas’a gidebildiniz mi peki?

Bu sene gidemedik bundan dolayı. Çünkü yardım konusunda başka yerlere peşkeş çekildiğini çok iyi biliyoruz. Usulsüz işe alımlar, usulsüz işten ihraçlar yapıldığını da biliyoruz. Ama Alevilere gelince başka kurumlara gelince bu yardımların kapandığını da en azından görüyoruz ve tespit ediyoruz.

Tüm bu sorunları yaşarken Alevi kurumları, yöneticileri bu 1 yılda nasıl bir tepki ortaya koydular ve tepkileri yeterli miydi?

Açık söylemek gerekirse Alevi kurumlarının da biraz dönüp özünü dara çekmesi gerektiğini buradan ifade etmek isterim. Evet bir örgütlü yapımız vardır ama bu örgütlü yapımızın sürekli yatay yönde genişleyen bir örgütlü yapı olduğunu bir türlü dikeye doğru ilerleyemeyen bir yapıda olduğumuzu buradan itiraf etmek isterim. Evet şu an bir yapı var sadece bu yapı ayakta kalıyor ama genişletmiyor kendini. Yani bir mesafe kat etmiyor. Burada bizim hatamız var mı? Açıkçası özeleştirimi veriyorum hatamız mutlaka vardır.

Bu 1 yılda sayabileceğiniz bir eylemlikleri var mıydı mesela?    

Çok basit bir örnek vereyim ben size; Biz her sene aşuremizi meydanlarda yapardık. Cemevinin önünde bir meydan vardı kapatırdık o alanı. Daha OHAL ilan edileli 2- 3 ay olmuyor. Yani usulen önümüze çıkmasın diye valiliğe resmi başvurumuzu yaptık. O dönem IŞİD’in canlı bombaları kol geziyordu, Alevi kurumları tehdit edilmişti. ‘Yok şu cemevi basılacak’ tehditlerinden dolayı önlem alalım diye biz Diyarbakır Şubesi olarak başvurumuzu yaptık, bize verilen cevap şuydu: ‘Evet aşure yapabilirsiniz ama dışarıya asla izin veremeyiz. Yapacaksanız cemevinde sadece dağıtın, etkinlik bile yapmayın.’ 2016 Ekim ayıydı. Hatırladığım kadarıyla o zaman daha büyükşehir belediyesine kayyum da atanmamıştı. Biz de buna rağmen donanımlı bir şekilde büyükşehir belediyesinden destek isteyerek her türlü hazırlığımızı yaptık ve bahçede çok katılımlı şu an içeride tutuklu bulunan belediye başkanları, milletvekilleri ile yüksek oranda bir katılım sağlamışlardı. Çok güzel bir etkinlik yaptık. Bu yıl dışarıya yine OHAL gerekçe gösterilerek izin verilmedi. Çünkü en ufak bir etkinlikte çok ciddi ve sert müdahalelere maruz kalıyor bölge halkı. Dolayısıyla biz yine bahçede yaptık, ciddi bir katılım vardı. Bu şekilde kapalı alanlarda yapılan etkinliğe bir şey denilmiyor ama dışarıda kapının hemen dışında bir basın açıklaması dahi yapmak suç oluyor ve hemen müdahale ediyorlar böylesi bir sıkıntıyla karşı karşıyayız.

“ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

Bu tabi ki yıldırmamalı, gözümüzü korkutmamalı. Çünkü ne kadar eksiği gediğiyle de olsa sonuçta Aleviler vardır, Alevilik haktır ve Alevilerin örgütlü bir geçmişi vardır. Bu örgütlü yapımızı biraz daha donanımlı kılarak gerçek anlamda bu ülkede yaşayan tüm muhalif kesimlerle yani yönetimden rahatsız olan, ötekileştirilen, dışlanan, horlanan, yok sayılan kimlikleri tanınmayan kesimlerle başta Kürtler olmak üzere emek cephesinden, sol sosyalist kesimlerle bir araya gelmekten başka çaremiz olmadığını düşünmekteyim. Nasıl ki referandum dönemi fikirler, ideolojiler farklı olsa da ortak bir platform oluşturulmuşsa Alevilere düşen temel görev de budur. Bunu biraz daha katılımlı ve güçlü yapmamız gerektiği kanısındayım.

(HABER MERKEZİ)

 

İlginizi çekebilir

Reina Saldırganı Yakalandı!

Reina Saldırganı Yakalandı!

pirha.net © 2018